HALKWEBYazarlarKADIN SORUNU DEĞİL, DÜZEN SORUNU

KADIN SORUNU DEĞİL, DÜZEN SORUNU

Her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor. Her gün onlarca kadın dövülüyor, tacize uğruyor, işten çıkarılıyor. Sonra hükümet açıklama yapıyor, muhalefet kınama bildirisi yayımlıyor ve bir hafta sonra her şey yerli yerine oturuyor. Ta ki bir sonraki cinayete kadar.

Bu döngü neden kırılmıyor? Çünkü sormamız gereken soruyu sormaktan kaçınıyoruz: Kadına yönelik şiddetin ve eşitsizliğin bir sistem sorunu olduğunu kabul etmeye hazır mıyız?
Kadın cinayetlerinin en yoğun yaşandığı bölgelere bakın. Yoksul mahalleler. İşsizliğin kol gezdiği semtler. Barınma, sağlık, eğitim gibi temel haklara erişimin lüks sayıldığı yerler. Bu bir tesadüf değil. Sömürünün olduğu yerde şiddet olur. Emekçi kadın, hem evde hem işyerinde hem de sokakta sömürülür; üstüne bir de her kriz döneminde ilk kapının önüne bırakılan o olur.
Türkiye’de kadın başına devlet bütçesinden ayrılan pay 38 kuruştur. Otuz sekiz kuruş. Bu rakamı bir düşünün: 38 kuruşla ne bir sığınak açılır, ne kreş kurulur, ne de bir kadın şiddetten korunabilir. Oysa sığınak sayısı her yıl artacağına azalıyor. Kreşler piyasanın eline bırakılıyor. Ücretsiz sağlık hakkı budanıyor. Ve tüm bu bakım yükü, yüzyıllardır olduğu gibi yeniden kadının omuzlarına yıkılıyor.

Asıl mesele şu: Kadın özgürlüğü, ekonomik özgürlükten bağımsız düşünülemez. Kendi geçimini sağlayamayan, işyerinde eşit ücret alamayan, çocuğunu bırakacak güvenilir ve ücretsiz bir yer bulamayan kadın; kapıyı çarparsa, hayır derse, boşanmak isterse nereye gidecek? Sistem tam da bu çaresizlik üzerine kurulu. Bu çaresizlik yeniden üretildikçe şiddet de yeniden üretilir.

Çözüm bireysel bilinçlenme kampanyalarına ya da yalnızca ceza artışına sığmaz. Gerçek çözüm; kadınların toplumsal ve ekonomik yaşama eşit koşullarda katılmasında, dayanışma ağlarının güçlenmesinde, emekçi mahallelerde kadınların kol kola örgütlenmesinde yatıyor. Yoksulluğun ve eşitsizliğin son bulması için mücadele etmek; aynı zamanda kadın özgürlüğü için mücadele etmektir.

Gericilik güçlenirken kadınların susması beklenemez. Tersine, bu tablo her zamankinden daha çok örgütlenmeyi, dayanışmayı ve sesi yükseltmeyi zorunlu kılıyor.

Kadın sorunu yoktur; düzen sorunu vardır. Ve bu düzen değişmedikçe, rakamlar değişmez.

YAZARIN DİĞER YAZILARI