HALKWEBGündemAytun Çıray'dan Dokunulmazlıklar gerçeği! Dokunulanların algısı mı ?

Aytun Çıray’dan Dokunulmazlıklar gerçeği! Dokunulanların algısı mı ?

BÜYÜK KURGU DOKUNULMAZLIKLAR VE GERÇEKLER:
BEN DE ORADAYDIM

PKK ve onun siyasi uzantıları ile AKP ilişkileri hep seçimlere endeksli olarak kurgulanmıştır.
Dokunulmazlıkların hikâyesi de öyle oldu.
Her şey Tuğba Hezer isimli HDP Milletvekilin 29 kişinin katili PKK’lının taziyesine gitmesi ile başladı.
Birden ortalık sertleşti.
Özellikle AKP’liler sert, milliyetçi beyanlar vermeye başladılar,
Hemen Sn Kılıçdaroğlu’na gittim ve bunun bir kurgu olduğunu…
Buradan yola çıkarak Tayyip Bey’in anayasa değişikliği için referandums giderek, yeni bir cumhuriyetin kurucu başkanı olmak istediğini anlattım.

Onayıyla Meclis Genel Kurulunda şunları söyledim:
“Sayın Başkan, dünyanın hiçbir medeni demokratik ülkesinde Tuğba Hezer’in yaptığı kabul edilemez.
Bu nedenle, Sayın Genel Başkanımız bugün bu şahsın yaptığını ‘ihanet’ olarak tanımladı.
Dolayısıyla bu bir suçtur ve Meclisten talebim, bu şahsın tezkeresinin Meclise getirilerek dokunulmazlığının kaldırılmasıdır.”
Amacım provokasyonun ortaya çıkardığı etkiyi iş anayasa değişikliğine gelmeden çözülmesini sağlamaktı.

Konu ile ilgili olarak Kemal Bey kapalı grup toplantısı istedi.
Toplantı başladı.
Kürsüye çıkan arkadaşlar popülist olanı tercih edip “dokunulmazlıklar kalksın” demeye başladılar.
Sn Zekeriye Temizel’le yan yana oturuyorduk.
Bana “git” dedi.

Kürsüden söz istedim.
“Arkadaşlar” dedim,” bu dokunulmazlıklar bize ait değil, Meclis’e ait.
Egemenlerden Meclis’i korumak için getirilmiştir.
Bu kalkarsa ne olacağımız belli olmaz.”

O sırada partilere göre milletvekili sayısı şöyleydi:
AK Parti: 316 milletvekili
CHP: 133 milletvekili
MHP: 40 milletvekili
HDP: 59 milletvekili
Bu durumda CHP’nin tamamı “hayır” dese bile oylamanın 330-367 arasında kalma olasılığı çok yüksekti.

O sırada Cumhurbaşkanı’nın eli siyasi tarihimizde görülmediği kadar çok muhalefet partilerinin içindeydi.
Çünkü “tek adam rejimini” muhalefet partilerinin aktif veya pasif tutumları sayesinde kuruyordu.
Cumhur İttifak’ının ayak sesleri duyuluyordu.
Ama dokunulmazlıklar gibi “halk dalkavukluğuna müsait bir konu”yu şimdi belirteceğim noktaya taşımaları kötülüğün zirve yapması demek olacak.
Doğrusu bu önlenemezse, “hayır” dedirtebilecek her türlü referandum stratejisi de imkansız hale gelecek.

Neyi kastediyorum; çok basit.
AKP’li Meclis Başkan Vekili Naci Bostancı Mecliste dokunulmazlıkların kaldırılması ile partili cumhurbaşkanlığını aynı anda sandığa götürebileceklerini söyleyerek asıl niyetlerini ifşa etmişti bile.
Yani bunlarla ilgili anayasa değişiklikleri Meclisten 330-367 aralığında bir onay alırsa, milleti yormamak için önüne iki sandık koyabileceklerini söyledi.

Tek insan sisteminin ayak sesleri duyuluyordu.
Muhalefetten 15 milletvekili AKP ile birlikte oy kullanırsa tek insan sistemini referanduma götürecek…
Buna karşı çıkanları da PKK’lı olmakla suçlayacaktılar.
O zaman elimiz kolumuz bağlanacaktı.
12 Eylül 2010 referandumundan çok beter duruma düşülecek ve tek insan sistemi %70-80 arasında onaylanacaktı.
Çünkü bu durumda Cumhurbaşkanı meydanlarda sadece kendi cumhurbaşkanlığı için değil “PKK’lıların Meclisten atılması” için de kampanya yürütecekti.
Bunları Sn Kılıçdaroğlu’na arz ettim.

Oyları 330’dan aşağı düşüremeyeceğimize göre…
367’den yukarı çıkarmalıydık ki, en az zararla kurtaralım.
İşte dokunulmazlıkların benim penceremden kısa hikâyesi böyle.
SON SÖZ: Bu süreçlerle ilgili Bülent Tezcan’la ilgili kulağıma gelenler var. Teyit edemediğim için yazmıyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR