Türkiye’de siyaset uzun süredir tartışmalı başlıklarla gündemde. Ancak son dönemde CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ve Ekrem İmamoğlu etrafında şekillenen iddialar, artık “sıradan bir siyasi tartışma” olmaktan çıkmış durumda.
Ortada net bir tablo var:
Ya büyük bir organizasyon var,
ya da herkes aynı anda aynı hatayı yapıyor.
Ve açık konuşalım…
Bu kadar çok iddianın olduğu yerde “tesadüf” demek, aklı hafife almaktır.
MESELE SADECE SİYASET DEĞİL
Ekrem İmamoğlu hakkında ortaya atılan iddialar hafife alınacak türden değil.
“Suç örgütü”, “yapılanma”, “sistem kurma”…
Bunlar öyle sıradan ithamlar değildir. Eğer bu iddiaların bir kısmı bile doğruysa, mesele sadece bir belediye başkanının davası olmaktan çıkar, doğrudan siyasi sistem tartışmasına dönüşür.
Ama daha kritik bir nokta var…
ADAYLIK SÜRECİ: KİM, NE KARŞILIĞINDA ADAY OLDU?
31 Mart seçimlerinde CHP’den aday olan onlarca isim vardı.
Peki bu isimler nasıl belirlendi?
Kulislerde dolaşan en kritik iddia şu:
Adaylık süreçlerinde para trafiği oldu mu?
Eğer birileri belediye başkanı olabilmek için bir yerlere ödeme yaptıysa, bu sadece etik bir sorun değildir. Bu, doğrudan halkın iradesinin paraya teslim edilmesidir.
Çünkü o koltuğa halkın oyu ile değil, paranın gücüyle oturulmuş olur.
MİTİNGLER VE PARA TRAFİĞİ: CEVAPSIZ SORULAR
Yerel seçim sonrası Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı miting süreci ise bu tartışmanın en somut ayağıdır.
Özel uçaklar, helikopterler, dev sahneler…
Her ilde büyük organizasyonlar…
Basit bir hesap yapalım:
Bir helikopterin saatlik maliyeti yaklaşık 10 bin dolar.
Gidiş-dönüş birkaç saatlik kullanımda bu rakam 30 bin doları buluyor.
81 il düşünüldüğünde sadece ulaşım maliyeti bile milyon dolarları aşar.
Buna sahne, ekip, konaklama ve diğer giderler eklendiğinde ortaya devasa bir bütçe çıkar.
Ve şimdi en kritik soru:
Ekrem İmamoğlu bu parayı nereden buluyor?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı maaşı ortada.
Resmi aday olmadığı için bağış toplama imkânı yok.
CHP Genel Merkezi’nden bu ölçekte bir finansman açık şekilde görünmüyor, ve dahi böyle bir maddi destek resmen olamaz.
O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyor:
Ya açıklanmayan bir kaynak var,
ya da kamuoyundan gizlenen bir finansman modeli.
GENEL MERKEZ NEDEN SUSUYOR?
Bu kadar ciddi iddialar varken CHP Genel Merkezi’nin sessizliği de dikkat çekicidir.
Ne kapsamlı bir iç denetim,
ne kamuoyunu tatmin eden bir açıklama…
Siyasette suskunluk bazen en güçlü itiraftır.
OPERASYONLARIN YAYILMASI NE ANLAMA GELİYOR?
Bugün CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar tek tek genişliyor.
Bu durum, olayların bireysel değil, sistematik olabileceğini düşündürüyor.
Çünkü eğer aday belirleme süreçlerinde merkezi bir etki varsa, bu sadece bir şehirle sınırlı kalmaz.
Bir belediye başkanının kaderi başka bir yapının elindeyse, orada siyaset değil, çıkar düzeni vardır.
İSTİSNALAR DA VAR
Elbette tüm isimleri aynı kefeye koymak doğru değildir.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar,
Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar gibi isimlerin bu iddiaların dışında olduğuna dair güçlü bir kanaat vardır.
Ve başka istisnalar…
Ancak birkaç istisna, genel tabloyu değiştirmez.
SONUÇ: YA SİSTEM ÇÖKECEK YA GERÇEK ORTAYA ÇIKACAK
Artık Türkiye’nin önünde iki yol var:
Ya Ekrem İmamoğlu davası çökecek ve tüm bu iddialar dağılacak,
ya da bu süreç derinleşecek ve birçok belediyeye uzanan bir yapı ortaya çıkacak.
Ama hangi ihtimal gerçekleşirse gerçekleşsin, şu gerçek değişmez:
Eğer siyaset parayla şekilleniyorsa,
orada demokrasi değil, güç ilişkisi vardır.
Ve unutulmamalıdır ki;
milletin iradesinin yerini para alırsa, kaybeden sadece bir parti değil, bütün ülke olur.
