HALKWEBYazarlarBoş Koltuklar Üzerinden Yeni Algı Çığlıkları

Boş Koltuklar Üzerinden Yeni Algı Çığlıkları

Boş Koltuklar ve Seçmen İradesi…

0:00 0:00

CHP’nin vekilleri belediye başkanı olunca Meclis’te boşalan koltuklar, seçmenin iradesinin gölgesinde kaldı; siyaseti tilki kurnazlıklarına bırakırsan, CHP de CHP değildir. Yıllardır halkın sesi, temsilin simgesi olan Meclis’te bugün bazı CHP vekillerinin belediye başkanlığına seçilmesiyle boş koltuklar kaldı. Koltuklar sessiz, ama mikrofonlar çığlık çığlığa.

Özel’in Basın Açıklaması

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti eş genel başkanlarıyla 6 Nisan 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında şöyle dedi:
“Şu anda ara seçim zorunluluğu vardır, yapılmalıdır. O ara seçim olacak, anayasa öyle diyor. O ara seçimin yapılmasıyla ilgili irade ortaya çıkmalıdır. Olmazsa Numan Bey de bunun sorumluluğunu taşır, iktidar partisi de taşır.”

Sözler iddialı, ton kararlı… Peki, bu çığlık hukukun sesi mi, yoksa siyasi gösteri mi?

Anayasal Çerçeve

1982 Anayasası ara seçimle ilgili kuralları açıkça söylüyor:
* Bir milletvekili boşaldığında ara seçim yapılabilir, ama Meclis’in son bir yılına girilmemiş olmalı.
* %5 eşik ve 30 vekil şartı sadece erken genel seçim için geçerli; tek tek boşalan sandalye için zorunlu değil.

Özel’in sözleri, hukuki gerçeklerden çok siyasi algı ve gösteri içeriyor. Boş bir sandalye var, ama mikrofon dolu. Siyaset, hukukun yerini alamaz; boş koltukları yüksek sesle ilan etmek, seçmenin iradesini kullanmak değildir, onu gölgede bırakmaktır.

Boş Sandalyelerin Önemi

Unutmayalım: CHP’nin Meclis’te 4 vekili belediye başkanı seçildi, toplam 8 sandalye boşaldı. Burada asıl sorun, seçmenin iradesinin yol sayılmasıdır.
Seçmen, milletvekilini Meclis’te kendini temsil etmesi için seçer. Ama vekil, stratejik planlar için başka göreve yönlendirilirse, seçmenin verdiği oy bir ara planın gölgesinde kaybolur. Seçmen, kararının göz ardı edildiğini görür; oy, siyasi bir araç, koltuklar ise stratejik taşlar olur. Boş koltuklar, sadece fiziksel boşluk değil, seçmenin kararının siyasetin çıkarları karşısında değersizleştiğinin sessiz göstergesidir.

Siyasi Retorik ve CHP Eleştirisi

Ve unutulmamalı: siyaset tilki kurnazlıklarına kaldıysa, CHP de CHP değildir. Boş koltuklar, sadece koltuk değil, partisinin köklerinin sarsıldığını gösterir.

Özel’e Yönelik Stratejik Eleştiri

Yerel seçimleri kazanmak uğruna Meclis’teki gücü zedelemek, Sayın Özgür Özel’in tercih ettiği stratejinin en tartışmalı yönlerinden biridir. Büyükşehirler gibi kritik ve sembolik değeri yüksek yerlerde kazanma hedefi anlaşılabilir olsa da, muhalefette olan bir partinin zaten sınırlı olan parlamenter etkisini azaltmayı göze alması kabul edilemez bir risktir. Dahası, yerel seçimlerde oluşan değişim rüzgârı ve seçmen eğilimi göz önüne alındığında, bu kadar yüksek bir kurumsal riski almak yerine alternatif adaylarla da benzer sonuçlar elde edilebilirdi.

Bugün Özel’in “ara seçim zorunludur” diye avaz avaz bağırması, 4 milletvekilini stratejik olarak gözden çıkardığı gerçeğini örtemez. Söz konusu hamle, sadece bir kazanma hamlesi değil, aynı zamanda Meclis’teki temsil gücünü ikinci plana atan tartışmalı bir siyasi tercih olarak değerlendirilmektedir. Koltuklar boşaldığında ara seçim zorunlu iken, stratejik adaylıklarla oluşan boşluklar için bu kadar yüksek sesle retorik yapmak, hukukun yerine siyasi gösteriyi koymak anlamına gelir.

Siyaset mi, Hukuk mu?

Asıl soru şudur: Siyasetin sesi mi, hukukun sesi mi öncelikli olacak? Boş sandalyeler ve yüksek sesli çağrılar, hukuki zeminin önüne geçen bir retoriği gösteriyor. Siyaset, sadece çığlıklarla değil; sağlam kökleri koruyarak ve halkın iradesini gözeterek yürür.

Özel’in yüksek sesli çağrıları, seçmen için bir uyarıdır: Sözler güçlü, ama hukuki gerçeklerle çakıştığında, boş koltuklar hâlâ boş, seçmenin iradesi hâlâ askıda kalır. Boş koltukların sesi, çığlıkların gölgesinde kaybolmamalıdır.

Boş koltuklarda yüksek sesle yapılan çağrılar, hukukun yerini alabilir mi? Siyaset, sadece çığlıklarla değil; halkın iradesini gözeterek ve kurumsal dengeleri koruyarak yürür. Özel’in güçlü sözleri, retorik olarak etkileyici olabilir; ancak hukuki gerçeklerle çakıştığında, boş koltuklar hâlâ boş kalır ve seçmenin iradesi askıda kalır.

Özetle, siyasi gösteri ile hukuki sorumluluk birbirine karıştırılmamalıdır; boş koltukların sesi, çığlıkların gölgesinde kaybolmamalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI