Jeffrey Epstein davasının mühürlü belgeleri birer birer açıldıkça, dünyanın nasıl bir “dokunulmazlar zırhı” ile çevrildiğini dehşetle izliyoruz. Okyanus ötesindeki bu çocuk istismarı ve fuhuş ağı, sadece sapkın bir suç organizasyonu değil; paranın, siyasetin ve gücün adaleti nasıl kör edebileceğinin en somut, en kan donduran kanıtı olarak karşımızda duruyor.
Dünyayı sarsan Jeffrey Epstein davasında mühürlü belgeler açıldıkça, skandalın ucu hiç tahmin edilmeyen kıyılara vurmaya başladı. Okyanus ötesindeki bu karanlık ağın Türkiye uzantılarına dair iddialar, yıllardır adalet bekleyen bir dosyayı yeniden kamuoyunun vicdanına taşıdı: Burak Oğraş dosyası…
2011 yılında Antalya’da Fettah Tamince’ye ait Rixos Hotel’de staj yaparken henüz 16 yaşında hayatını kaybeden Burak Oğraş’ın ölümü, o günden bugüne “şüpheli” kalmaya devam etti. Ancak bugün konuşulanlar, dosyanın sadece yerel bir ihmal değil, küresel bir skandalla kesişmiş olabileceği ihtimalini doğuruyor.
“Eğitimdeki Kızlar” ve Otel Kayıtları
Epstein belgelerinde Fettah Tamince ve Rixos Otelleri ile ilgili geçtiği iddia edilen yazışmalar, tartışmanın fitilini ateşleyen ana unsur oldu. Özellikle belgelerde geçen “Training Girls” (Eğitimdeki Kızlar) ifadesi ve o dönemde Epstein’in ağındaki bazı isimlerin Türkiye bağlantıları, Burak Oğraş’ın ölümüyle ilgili korkunç bir soruyu akıllara getiriyor: Burak, görmemesi gereken bir şeye mi tanık oldu?
Burak’ın babası Murat Oğraş’ın yıllardır dile getirdiği “telefonunun yok edildiği” ve “kamera kayıtlarının karartıldığı” iddiaları, bu yeni bağlamda çok daha ağır bir anlam kazanıyor. Eğer iddia edildiği gibi Burak, otelde Epstein veya benzeri bir yapıyla bağlantılı bir olayı kayda aldıysa ve bu yüzden hedef seçildiyse; bu sadece bir cinayet değil, uluslararası bir suçun örtbas edilmesi anlamına gelir.
Adaletin Önündeki “Güç” Barikatı
Fettah Tamince’nin siyasi nüfuzu ve yargıdaki “dokunulmazlık” zırhı, Burak Oğraş dosyasının neden 13 yıldır çözülemediğine dair en büyük eleştiri konusu. Epstein davasında gördüğümüz; paranın ve gücün adaleti nasıl felç ettiği gerçeği, maalesef Antalya’daki bu otelin havuz başında sonlanan genç bir hayatın hikayesinde de karşımıza çıkıyor.
Burak’ın telefonunun akıbeti nedir? O gece silinen veya “bozulan” kamera kayıtlarında kimler vardı? Epstein belgelerinde adı geçen “Türkiye detayları” ile Burak’ın ölümü arasında bir illiyet bağı var mı? Bu sorular artık sadece acılı bir babanın değil, tüm kamuoyunun sorusudur.
Hakikat Karanlıkta Kalmaz
Epstein skandalı, dünyanın en güçlü isimlerinin bile bir gün ifşa olabileceğini kanıtladı. Eğer Türkiye kendi içindeki “şüpheli” ölümleri ve bu ölümlerin ardındaki karanlık ağları aydınlatmak istiyorsa, işe Burak Oğraş dosyasından başlamalıdır.
Adalet, bir otel sahibinin gücünden veya uluslararası bağlantıların gölgesinden daha büyük olmak zorundadır. Burak’ın o gün ne gördüğünü ve telefonuna neyi kaydettiğini bulmak, sadece bir ailenin acısını dindirmeyecek; aynı zamanda Türkiye’nin adalet sisteminin rüştünü de ispat edecektir.
