HALKWEBPolitikaSusmak: Haklılığın En Ağır İsyanı

Susmak: Haklılığın En Ağır İsyanı

İhanete uğradı ama dimdik durdu. Trol ordularına karşı çelik iradeyle direndi. CHP’nin arınması gerektiğini haykırdı. Toplumda itibarı hiç kaybolmayan bir liderlikti onunkisi. Erdemin, ahlakın, namusun içinin boş kelimeler olmadığını yaşayarak gösterdi.

Tüm haklılığına rağmen yaşamış olduğun haksızlıklardan sonra her şeye ve herkese verdiğin en güzel cevap bazen susmaktır.

Yüreğin yanar, içinde bir yerler kanar.

Bu suskunluk bir teslimiyet değil; içine bastırdığın öfkenin, haklılığının ve onurunun sessiz ama en gür isyanıdır.

Gençlik yıllarından itibaren gönül verdiğin, karşılıksız savunup bedel ödediğin Baba Ocağı CHP’nin, dün duvarlara yazdığın ismi bugün iddianamelerde.

Yolsuzluk sarmalına dolanmış kirli ilişkiler içinde olanların mahkeme koridorlarında çırpındıkça batıyor olmalarıdır içini kanatan.
Ekrem İmamoğlu ve İBB iddianamesi,
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddianamesi,
Şaibeli kurultay iddianamesi…
Ağır Ceza Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi…
Liste uzayıp gidiyor.

CHP bugün; şaibeli kurultaylar, akıl hocalarının dizayn etmeye çalıştığı politik söylemler ve manevralarla rotası belirsiz bir gemi gibi siyaset denizinde savruluyor.

En çok zoruna giden de bu zaten:
Halkın umudu, yoksulluğun ve yolsuzluğun karşısında beton bariyer gibi duran 103 yıllık koca Çınar’ın, bugün yapılan operasyonlarla halkın gözünde itibarsızlaştırılmaya çalışılması.
Pavyon köşelerinde para aldığını söyleyenler,
Otel odalarında belediye başkanları tarafından oluşturulan delege listeleriyle yapılan, parti tüzüğü ve yönetmeliklerinin ihlal edildiği bir kurultay sonrası;
Zıplayarak, hoplayarak, zafer kazanmış çocuk gibi geldiği makamın anlamını kavrayamayan bir Genel Başkan ve ekibi…
Yönetilemeyen, günlük iniş çıkışlarla siyaset ürettiğini zanneden bir grubun elinde perişan bir parti.
Her çarşamba sabahı Silivri’den Ekrem İmamoğlu’ndan alınan talimatlar,
Sipariş edilen günlük siyaset ve akşamı otobüs üstünde “Yiğidim Aslanım” ile başlayıp “Yürüyelim Arkadaşlar” ile biten siyasi mesai rutini…
Oysa tutuklu yargılanan sadece Ekrem İmamoğlu değildi.
17 belediye başkanı daha farklı suçlardan tutukluydu.
Ne Zeydan Karalar,
Ne Muhittin Böcek,
Ne de diğerleri Genel Başkan ve Genel Merkez yönetiminin pek umurundaydı.

***

Daha düne kadar hükümete politik yön tayin eden, “yapılamaz” denileni yaptıran güçlü bir irade varken; bugün gelinen noktada siyaset onurlu ve dürüst yapılmıyor.
Kazansak da kaybetsek de kimse yoldaşını satmazdı, siyasi tezgâhlar kurulmazdı.
Eleştirimiz olurdu ama kin, nefret ve öfke olmazdı.
Mahalle temsilciliği, ilçe delegeliği, il kurultayı, kurultay delegeliği…
Bunların herhangi biri bizleri onurlandırmaya yeterdi.
Ne zaman ki belediyeler kazanıldı, siyasetin dili de rengi de değişti.
Belediye başkanları siyasete yön vermeye, kendi çevrelerini oluşturmaya başladı.
Partinin emekçileri tasfiye edildi.
Saf değiştirenler değirmene su taşıdı.
Yeni çevreler, unutulan ideolojiler ve yok edilen yoldaşlık…
Adı “Değişim” olan bu süreç, beraberinde ihaneti getirdi.
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel öncülüğünde parti başka bir yola çekildi.
13 yıl boyunca partinin nimetlerinden yararlananlar zenginleşirken, gerçek emekçiler hep dışarıdan izledi.
Ya onlar çok akıllıydı ya biz çok saftık.
Bizim tek isteğimiz vardı: CHP iktidar olsun.
Ama onlar koltuklarının derdindeydi.
Bu yolda her şey mübahtı.
Ahmet Kaya’nın dediği gibi:
“Geçip gittik parka ve yürek acısı içimizde…”
Ama biz gitmedik. Gitmeyeceğiz.
Bir umuttu Kemal Kılıçdaroğlu.
Namuslu, dürüst, onurlu.
Doğudan batıya, kuzeyden güneye kurduğu Halil İbrahim sofralarıyla, helalleşmeyle, adaletle yürüyen bir liderdi.
Siyasi ahlak dedi.
Liyakat dedi.
Şeffaflık dedi.
Bağımsız yargı dedi.
Hesap verebilirlik dedi.
İhanete uğradı ama dimdik durdu.
Trol ordularına karşı çelik iradeyle direndi.
CHP’nin arınması gerektiğini haykırdı.
Toplumda itibarı hiç kaybolmayan bir liderlikti onunkisi.
Erdemin, ahlakın, namusun içinin boş kelimeler olmadığını yaşayarak gösterdi.
Ve bizler onun yol arkadaşları olarak söz veriyoruz:
CHP’de;
Erdemin,
Onurun,
Ahlakın,
Namusun,
Hakkın,
Hukukun,
Adaletin savunucusu olacağız.
Susmak bazen yenilmek değil;
Tarihe not düşmenin en ağır, en onurlu biçimidir.

Murat Adıgüzel

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR