Aile, çocuğun ilk kişiliğini kazandığı, sosyal ve kültürel değerleri öğrendiği ortamdır. Çocuk, yetişkin bir insan olduğunda kendi kuracağı ailede ve toplumda rol alabilmeyi, daha okulla ilişkiler kurabilmeyi sağlıklı bir aile ortamda yaşayarak öğrenir. Ancak sorunlarımız var.
Çünkü bazı ailelerde şiddet vb. etkenler bir türlü çözüme kavuşturulmuş değil. Böyle durumlarda problemli çocukların okullara başlaması eğitim sistemimiz için olumsuz bir durumdur, elbette. Tabii ki böyle bir süreç okul yöneticilerinin ve işini güçleştirmektedir.
Diğer taraftan, çocuk başkalarına karşı nasıl davrandığını, toplumda karşılaştığı çeşitli durumlarla başa çıkabilmeyi öğrenmek zorundadır. Bu açıdan ebeveynlere önemli görevler düşmektedir.
Aile ve okul, çocuğun eğitimini işbirliği içerisinde yürütmek zorundadır. Ancak bu açıdan da sorunlarımız bulunmaktadır. Bazı velilerin toplantı vb. larına katılmadığı görülmektedir. Tabii bu anlayış velilerin bilinç durumuyla ilgili. Eğitim durumunun düşüklüğü bu olumsuzlukta önemli bir payı bulunmaktadır.
Bazı durumlarda okulun ve velilerin beklentilerinin uyuşmadığı görülmektedir. Bazen çatışma içinde olduğunu da söyleyebiliriz. Elbette böyle bir süreç öğrenme-öğretme sürecini olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.
Ailede kazanılan bilgilerin yanlış olması durumunda bu bilgiler okul tarafından değiştirilmeye çalışılmalı ve yerine doğru bilgiler kullanılmak zorunludur. Ancak şu iyi bilinmelidir ki 0-7 yaş arası edinilen tutum, davranışlar kolay kolay değişmemektedir. Bu anlayış da eğitimcilerin işinin ne kadar zor olduğunu göstermektedir.
Okul- aile iş birliğinde velilerin bazı yükümlüleri ( toplantılara katılmak, bazı belgeleri imzalamak) yerine getirmek zorundadır. Ancak okulun yolunu bilmeyen velilerin olduğunu öne sürmek abartı sayılmamalıdır.
Okul, veli ve öğretmenlerin iş birliğinden yararlanabilmelidirler. En çok okul-aile işbirliği ile öğrencilerin istenmeyen davranışları giderilip öğrenme-öğretme süreci etkili kılınabilir.
