Türkiye Komünist Partisi (TKP), ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşini kaçırmasının ardından emperyalist saldırganlığı Ankara’da ABD Büyükelçiliği önünde protesto etti.
“Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “İşgalciler her zaman kaybeder”, “Venezuela halkı yalnız değildir”, “ABD defol, bu memleket bizim” sloganlarının atıldığı eylemde, TKP Merkez Komite Üyesi Ali Ufuk Arikan konuşma yaptı.
Yüzlerce kişinin katıldığı eylemde, ABD’nin Venezuela’ya dönük saldırıları “haydutluk” olarak nitelendirilirken Venezuela halkıyla dayanışma mesajları verildi. TKP MK üyesi Ali Ufuk Arikan konuşmasında saldırının sadece Venezuela’yı değil, tüm dünya emekçilerini hedef aldığını vurguladı.
‘Savaş yeni bir safhaya taşındı’
ABD’nin Venezuela halkının iradesine karşı alçakça bir saldırı başlattığını belirten Arikan, “Bu haydut çetesi bir ülkenin halkına, iradesine, kendi istedikleri gibi saldırabileceği kanısıyla alçakça bir saldırıya imza attı. Bugün dünya halklarının Venezuela halkının yanında olduğunu göstermek için bu binanın tam karşısında bir araya geldik. Bugün yeni bir safhaya geçen bir savaşla karşı karşıyayız. Savaşın bir cephesinde haydut çetesi, diğer cephesinde tüm dünyada emekçi halklar duruyor” ifadelerini kullandı.
‘Uyuşturucu karteli görmek isteyen Beyaz Saray’a baksın’
ABD’nin Venezuela liderliğine yönelik suçlamalarına tepki gösteren Arikan, asıl hedefin bölgedeki boyun eğmeyen halklar olduğunu söyledi. Arikan şunları kaydetti:
“Dertleri Latin Amerika’da, Küba’da, Venezuela’da emekçi halkların ABD’ye boyun eğmemesi. Venezuela liderine uyuşturucu karteli diyenler, eğer uyuşturucu karteli görmek istiyorlarsa önce Beyaz Saray denen o yapının içinde duranlara bakacaklar. Uyuşturucu karteli görmek istiyorlarsa, bizim ülkemiz dahil tüm dünya halklarının başına uyuşturucu belasını saran kendi liderlerine bakacaklar.”
‘Ülkemizde bu alçakların en az 28 üssü var’
Konuşmasında protestonun yapıldığı ABD Büyükelçiliği binasının Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine kurulmasına ve Türkiye’deki ABD varlığına dikkat çeken Arikan, emperyalizm karşıtı mücadelenin ülkemizde büyümesinin önemine işaret ederek şunları söyledi:
“Biz bu savaşın tarafıyız. Öyle bir tarafıyız ki arkamızda duran Atatürk Orman Çiftliği arazisini yağmalayarak kondurulan bu binadan utanacak kadar tarafıyız. Ülkemizde en az 28 tane bu alçakların üssü var. Uzakta bir yer değil Venezuela. İçimizde bu hainler. Sadece Türkiye’de değil ama bu utanç üsleri bizim derdimiz. Bu derde karşı hiç durmadan mücadeleyi büyüteceğiz.”

‘İktidarın sessizliği işbirlikçiliğindendir’
Saldırı sonrası AKP iktidarının ve yetkililerin sessizliğini eleştiren Arikan, halkın güvenliğinin işbirlikçiler tarafından sağlanamayacağını ifade ederek “Bugün AKP iktidarı tek kelime etmiyor. Bunların işbirlikçileri, ABD’nin işbirlikçileri karşılarına dikilemezler. Bizim ülkemizin, halkımızın güvenliğini sağlayamazlar. Sağlamak istiyorlarsa hodri meydan, bu çeteleri memleketimizden defedeceksiniz” dedi.
Arikan konuşmasını “ABD emperyalizmi yenilecek, direnen halklar kazanacak. Emekçi Venezuela halkı kazanacak” sözleriyle sonlandırdı.
‘Güçlünün müttefiki olmanın dayanılmaz hafifliği. Bu sistem NATO’culuk, Amerikancılık üretiyor’
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan da Ankara’nın ABD’nin Venezuela saldırısına sessiz kalması üzerine bir açıklama yaparak şunları söyledi:
“AKP iktidarının Venezuela’da yaşananlara tepki vermemesi ve “yakından takip ediyoruz” demesi şaşırtıcı değil. Batı ile gerilim dolu pazarlık dönemi bitti. Hükümet kendi açısından en zorlu başlıklarda bile ABD ile birlikte hareket edeceğini çoktan belli etmiş durumda. Güçlünün müttefiki olmanın dayanılmaz hafifliğidir bu.
Peki iç politikayı geçtik, dış politikada bu kadar riyakar bir çizgi nasıl oluyor da yaygın bir biçimde sorgulanmıyor? Bunun bir yanıtı, bugün kürsüden AKP’nin Venezuela suskunluğuna atıp tutan Özgür Özel’in partisinin her fırsatta NATO’culuk yapması, muhalefeti yeterince desteklemediği için Avrupa Birliği kodamanlarına sitem etmekten hiç vazgeçmemesi olabilir mi?
İktidar ve muhalefet belli aralıklarla pozisyon değiştiriyor, biri ötekini Amerikancılıkla suçluyor ama aslında bir tutarlılık ve süreklilik var: Bu sistem NATO’culuk, Amerikancılık üretiyor.”
