HALKWEBYazarlarMülteci Çocuk İşçiler: Sessiz Kalınan Bir Gerçeklik

Mülteci Çocuk İşçiler: Sessiz Kalınan Bir Gerçeklik

Çocukların sömürünün konusu olmadığı sadece tehlikeli işlerde değil hiç bir işte çalıştırılmaması gerekli.

0:00 0:00

20 Kasım, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin kabul edildiği gün. Her yıl bu tarih “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanıyor. Ama bu kutlamanın satır aralarında, görmezden gelinen bir gerçek var: Çocuk işçiliği artarak devam ederken, çocukların çocuk olma hakları ellerinden alınmışken çocuklar adına kutlanacak ellerinde ne var bunu sorarak başlayalım. Erdoğan’ın son açıklamasında ise Türkiye’de 4 milyon 33 bin göçmenin olduğunu söyledi. Yine son olarak 17 yaşında bir afganlı çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi.

Mülteci çocuk işçiler.

Türkiye’de yaklaşık 3 milyona yakın Suriyeli mülteci yaşıyor. Bu sayıların resmi olarak azaldığı iddia edilse de kayıt dışı Suriyeli mülteci sayısı net değil. Resmî olmayan tahminlere göre bunun 1 milyondan fazlası çocuk. Bu çocukların önemli bir kısmı eğitim sistemine dahil olamıyor. UNICEF verilerine göre Türkiye’de yaşayan Suriyeli çocukların yaklaşık %35’i okula gitmiyor. Ve bu çocukların büyük bölümü, aile gelirine katkı sağlamak için kayıt dışı, güvencesiz işlerde çalışıyor.

Gaziantep’te tekstil atölyelerinde, Adana’da tarım işçiliğinde, İstanbul’un sanayi sitelerinde, Ankara Siteler mobilya sanayi sitesinde…..

Henüz 10 yaşında, 12 yaşında çocuklar sabahın erken saatlerinde tezgâh başına geçiyor.
Yevmiyeleri çoğu zaman bir yetişkinin üçte biri bile değil. Sigorta, güvenlik, dinlenme hakkı yok. Ama hepsinin omzunda aynı yük: hayatta kalmak. Ev geçindirmek.

Bu tablo, sadece ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda insan hakları ve çocuk hakları meselesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 32. maddesi şöyle:

“Çocuk, ekonomik sömürüye ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaya karşı korunma hakkına sahiptir.”

Peki, bu hak kimin için geçerli değil?
Sınırı geçen, kimliği olmayan, anadili farklı bir çocuk için mi?

Gerçekte, “mülteci çocuk işçiliği” kavramı, çoğu zaman görünmez kılınıyor. Siyasi partiler, seçimlerde göçmenleri göndereceğiz dedilerde sonra bir daha ağızlarına almadılar. Sendikalar ise çocuk işçileri hiç bilmiyorlar kimler diye merakta etmiyorlar. Yerli çocuklarında, mülteci çocukların da devletler tarafından öncelikleri olması gerekir. Temel ihtiyaçları kamucu politikalarla karşılanmalı.

Gıda-eğitim-barınma-sağlık vb. Ne resmi istatistiklerde tam yer alıyor, ne de gündelik haber akışında. Oysa bu görünmezlik, sorunun kendisini büyütüyor. Görmezden geldikçe, bu çocukların ellerindeki nasır da, sessizlikleri de kalıcılaşıyor. Her Dünya Çocuk Hakları Günü’nde sloganlar, afişler, kampanyalar konuşuluyor. Ama o afişlerin dışında kalan bir ülke var: Mülteci çocuklar ülkesi,bu ülkenin çocukları “çocuk” olmadan büyüyor. Belki bu günü kutlamanın en anlamlı yolu, o çocukları görmekten, onların haklarını konuşmaktan geçiyor. Çünkü çocuk hakları evrenseldir.

Çocukların sömürünün konusu olmadığı sadece tehlikeli işlerde değil hiç bir işte çalıştırılmaması gerekli. Göçe neden olan savaşların sebebiyetçisi NATO’nun üyesi destekçisi ülkelerden oluşan BM’nin çocuk haklarında söz sahibi olması gerçekten çocuklar açısında da utanç verici bir durumu oluşturuyor..

Tek ayrıcalıklı grubun çocuklar olacağı güzel günlerde görüşeceğimiz Dünya’daki bütün çocuklara armağan ediyorum bu yazıyı. Tabii ki kitabımı da.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI