HALKWEBKültür - Sanat'Yedi Numara’nın Armağan’ı, Tuba Erdem: Dünyanın hali karşısında dertlenen kim varsa onları...

‘Yedi Numara’nın Armağan’ı, Tuba Erdem: Dünyanın hali karşısında dertlenen kim varsa onları oyunumuza bekliyoruz

"Oyunumuzda; memleketimizde ve uzak memleketlerde yaşanan olayları ve süreçleri mizahi bir dille ele almaya çalışıyoruz. Birey-sistem-adalet ekseni üzerinden çeşitli kavramları tartışmaya açıyoruz."

2000-2003 yılları arasında TRT 1’de yayınlanan komedi dizisi ‘Yedi Numara’ nın sevilen oyuncularında Tuba Erdem, Ayar Dergi okuyucuları için Dilek Bozkurt’a açıklamalarda bulundu. Tuba Erdem, Enver Aysever’in yazıp yönettiği son  oyunu ” Makul Şüpheli ” ile ilgili samimi cevaplar verdi.

Erdem, ”Bence bir oyuncu için metni çalışırken en önemli unsurlardan biri karşısında ne istediğini ne dediğini bilen hakim bir yönetmen olmasıdır. Enver Aysever uzun zamandır tiyatro sanatıyla hemhal olan biri . Tâbi ki oyunun yazarı da kendisi olunca karşımıza çok sağlam bir yapı çıktı” ifadelerini kullandı.

“DÜŞÜNMEDEN KABUL ETTİM”

Oyun size ilk olarak nasıl geldi ve tepkiniz ne oldu?

Enver Aysever’in “Aykırı Kumpanya” adı altında yeni bir tiyatro oluşumu içinde olduğunu biliyordum, süreçlerini takipteydim. Teklif geldiğinde heyecanlandım. Oyunu Beckett-Brecht tarzı sahnelemek istediğini yani epik ve absürt öğeler taşıyan bir oyun ve oyunculuk tarzı aradığını anlattığında çok ilgimi çekti ve metni de okuyunca hemen hiç düşünmeden kabul ettim. Oyunun müzikal oluşu, canlı orkestranın da oyunun bir oyuncusu gibi bizlere eşlik edişi ve tabii ki oyunun içeriği oyuncu kişisi olarak beni sahne üstünde tatmin eden unsurlar.

Oyunda sizi Yedi Numara oyuncularından Gülden Hanımla birlikte yeniden görüyoruz. Bu konuyla ilgili düşüncelerinizi öğrenmek isteriz.

Gülden Güney’le yıllar içinde iletişimimiz hiç kopmamıştı zaten. Birlikte bir projede yer almamıştık ama dostluğumuz devam ediyordu. Hatta kendisiyle 25 yıl önce ilk tanışmamız “Yedi Numara” dizisi henüz başlamadan önce Oya Yüce‘nin kurduğu Kabare Taksim tiyatro topluluğuyla olmuştu. 25 yıl sonra buluştuğumuz ilk projenin yine kabare olması güzel bir tesadüf oldu. Uzun süre birlikte çalıştığınız yaşamın içinde de dost olduğunuz bir kişiyle sahnede olmak birlikte düşünmek, üretmek çok keyifli ve konforlu bir durum. Birlikte hala çok eğleniyoruz ve sahne üstünde güvenle sırtımızı birbirimize yaslayabiliyoruz.

“AMACIMIZ  SEYİRCİMİZLE  BİRLİKTE DÜŞÜNÜRKEN AYNI ZAMANDA EĞLENEBİLMEK”

Oyunun seyirciye anlatmak istediği verdiği mesaj nedir?

Oyunumuzda; memleketimizde ve uzak memleketlerde yaşanan olayları ve süreçleri mizahi bir dille ele almaya çalışıyoruz. Birey-sistem-adalet ekseni üzerinden çeşitli kavramları tartışmaya açıyoruz. Tiyatro sanatı zaten birlikte düşünme var olma ve birlikte üretme alanı değil midir? Amacımız seyircimizle birlikte düşünürken aynı zamanda eğlenebilmek, olmuş olanları ve olmakta olanları tekrar hatırlamak ve çözümlemek, seyircimize bir projeksiyon sunmak ve tabii ki birlikte dönüşebilmek.

Böyle bir oyunda oynamak nasıl bir duygu?

Tabii ki keyifli ama bir o kadar da uğraş gerektiren bir oyun. Öncelikle oyunu çalışırken içeriğe hakim olmak her bir replikte ne anlatmak istiyoruz. Doğru bir şekilde aktarabilmek için alt metine iyi çalışmak gerekti. Biçim uyumsuz ama sahne üstünde oyuncu arkadaşlarınızla ciddi bir uyum içinde oynamak gerekiyor. Bize şarkılarımızda eşlik eden şahane müzisyenlerden oluşan canlı orkestramız var. Onların profesyonelliğinin altında kalmadan şarkıları canlı söylemek de cabası. Aslında rolü kabul ederken zor bir süreç olacağını biliyordum ama beyin takımı bizleri o kadar güzel desteklediler ki şahsen sahne üstünde kendimi hiç yalnız hissetmedim.

Oyunda en sevdiğiniz replik nedir?

Oyunda sevdiğim bana ait veya değil o kadar çok replik var ki, bu soru geldiğinde güncel gündem neyse veya o gün ruhsal ve düşünsel halim neyse o hale uyumlanan replikler geliyor aklıma … Her biri birinin önüne geçiyor. Sokrates’in; “sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez” sözü sevdiğim repliklerden bir tanesi.

Makul Şüpheli oyuncularıyla uyumunuz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ekibimiz 5 oyuncu 4 müzisyenden oluşuyor. Prova süreci başladığından beri uyumlu bir ekip olduk. Tüm ekip arkadaşlarımız oyunun iyi sahnelenmesi üzerine odaklandı yani bireysel değil ekip olarak başarmaya odaklandık. Çok sevdiğim bir arkadaşımın ‘beraber eğlenemeyenler birlikte bir gelecek kuramazlar’ sözünün bir örneği olduk biz diyebilirim. Sancılı üretim anlarımız da oldu tabi ama beraberce o anları da atlattık. Şimdi de bu süreci seyircimizle var etme çabasındayız.

Enver Aysever ile çalışmak zor mu?

Bence bir oyuncu için metni çalışırken en önemli unsurlardan biri karşısında ne istediğini ne dediğini bilen hakim bir yönetmen olmasıdır. Enver Aysever uzun zamandır tiyatro sanatıyla hemhal olan biri. Tabii ki oyunun yazarı da kendisi olunca karşımıza çok sağlam bir yapı çıktı. Ne istediğini bilmesinin yanı sıra bunu oyuncuya dayatmayan birlikte hayal edip üretmeye açık sahnede oyuncuyu yalnız bırakmayan bir reji kafası var. Hal böyle olunca çalışması zor değil aksine keyifli. Oyun metnini yazan, yöneten, şarkı sözlerini yazan, dekoru ve kostümü hayal eden yani sahne üzerinde ortaya çıkan esere bütüncül bakabilen biri. Tüm bu unsurlar bende ciddi bir güven duygusu yarattı diyebilirim.

Ayar Dergi okuyucularına son olarak ne söylemek istersiniz?

Biz Aykırı Kumpanya ekibi dünyanın hali karşısında dertlenen kim varsa onları oyunumuza bekliyoruz. Gelin bu dertlere birlikte bakalım birlikte eğlenerek iyi vakit geçirelim. Tiyatro iyidir tiyatro iyileştirir.

Röportaj ve Fotoğraflar: Dilek Bozkurt

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR