HALKWEBYazarlarUyarıyoruz: Deprem Öncesi Tek Komuta Merkezi Şart

Uyarıyoruz: Deprem Öncesi Tek Komuta Merkezi Şart

Kaybedilen her dakika, kritik sürenin biraz daha aşılması demektir. Ve o kaybın içinde sizin yakınınız da olabilir, benim yakınım da.

0:00 0:00

Bakın, şimdiden uyarıyoruz. Deprem geldiğinde geç oluyor.

Türkiye bir deprem ülkesi. Bunu artık bilmeyen yok. Ama mesele deprem gerçeğini kabul etmek değil, o gerçeğe göre hazırlanmış olmak. Sağlık sistemi açısından bakınca tam anlamıyla hazırlanmış değiliz.

2023 Kahramanmaraş depremleri bunu hepimize gösterdi. Sağlık Bakanlığı sahaya indi, UMKE sahaya indi, sahra hastaneleri kuruldu, gönüllüler bölgeye koştu. Büyük bir mobilizasyon vardı. Bunu inkar edemeyiz. Ama aynı saatlerde koordinasyon aksadı, ekipman dağılımında sorun yaşandı, yönlendirme oturmadı.

Türk Tabipleri Birliği’nin saha gözlemleri de bunu yazdı. İlk saatlerde ciddi koordinasyon zafiyetleri yaşandı. Zaten depremde ilk 6-12 saat, sağkalım açısından en kritik zaman dilimidir.

O saatlerde kimin nereye gideceği belli değilse, bir noktaya yığılma olurken başka bir yerde boşluk oluşuyorsa, sağlık çalışanı sahaya ulaşıp “burada size ihtiyaç yok” cevabı alıyorsa, orada artık tek tek kişilerin hatasından değil, doğrudan sistem açığından söz ederiz.

Kaybedilen her dakika, kritik sürenin biraz daha aşılması demektir. Ve o kaybın içinde sizin yakınınız da olabilir, benim yakınım da.

Sahada çalışan sağlık personelinin anlattığı tablo basit değildi. Organizasyon kopuktu, görev sınırları net değildi, koordinasyon eksikti. İyi niyet vardı ama aynı ölçüde düzen yoktu. Afet anında iyi niyet hayat kurtarmaya yetmez. Düzen gerekir. Yetki gerekir. Önceden kurulmuş bir komuta yapısı gerekir.

Üstelik deprem yalnızca hastayı vurmaz. Hekimi de vurur, hemşireyi de vurur, teknisyeni de vurur. Sağlık çalışanı bir yandan enkazdan çıkarılan hastaya yetişmeye çalışır, bir yandan kendi ailesine ulaşamaz, saatlerce uykusuz kalır, aç kalır, belirsizlik içinde karar vermek zorunda kalır. Böyle bir yükün altında karar kalitesi düşer. Bu bir zaaf değil, insan sınırıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yıllardır söylediği gerçek de budur. İnsan kapasitesini aşan sistemler çöker. Mesele yalnızca ambulans sayısı, çadır sayısı, ekipman sayısı değildir. Mesele, insanın dayanma sınırını hesaba katan bir yapı kurabilmektir.

Bugün elimizde yönetmelikler var. UMKE var. Hastane afet planları var. Kağıt üzerinde bir çerçeve var. Ama asıl soru kağıtta ne yazdığı değil, yıkım başladığı anda neyin gerçekten çalıştığıdır. Çünkü deprem büyüdükçe, eş zamanlı yıkım arttıkça, en iyi plan bile yük altında dağılabilir. Sorun bazen plansızlık değil, planın gerçek felaket karşısında çökmeye başlamasıdır.

Bir hekim olarak beni kaygılandıran tam da budur. Koordinasyon hala kırılgan. İlk saat performansının garantisi yok. Sağlık çalışanını ayakta tutacak koruma mekanizmaları yetersiz. Özellikle orta ölçekli şehirlerde bu kırılganlık daha da belirgin. Çünkü kaynak sınırlı, yedek kapasite az, alternatif imkan daha dardır.

O yüzden net konuşmak zorundayız. Büyük bir deprem olmadan önce, sağlık alanında tek komutalı, net yetkili, anlık veriyle çalışan bir kriz yönetim sistemi kurulmalıdır. Herkesin aynı bilgiye baktığı, ekiplerin nerede olduğunun ve ne yaptığının anbean görülebildiği ortak bir koordinasyon altyapısı olmadan “hazırız” demek inandırıcı değildir.

Göstermelik tatbikatlarla da bu açık kapanmaz. Sahayı gerçekten zorlayan, iletişimi test eden, yığılmayı ve çöküşü önceden gösteren simülasyonlar yapılmalıdır. Sağlık çalışanını yalnızca göreve çağırıp sonra kendi dayanıklılığına bırakmak da çözüm değildir. Dinlenme, rotasyon ve psikolojik destek baştan planlanmak zorundadır. Kritik ekipman ve mobil sağlık kapasitesi depremden sonra değil, depremden önce doğru noktalara yerleştirilmelidir. Orta ölçekli şehirler özellikle güçlendirilmelidir. Çünkü ilk büyük kırılma çoğu zaman tam orada yaşanır.

Bir sonraki depremde “müdahale ettik” demek kimseyi teselli etmez. Esas mesele, zamanında müdahale edebilmek, doğru yere müdahale edebilmek, doğru biçimde müdahale edebilmektir.

Bugün elimizi vicdanımıza koyup söyleyelim. Türkiye’nin sağlık sistemi depremi biliyor. Ama hala depremin ilk saatlerini kusursuz yönetecek güvenceyi veremiyor.

Ve afet yönetiminde güvence yoksa, hazırlık da yoktur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI