Tutuklu Gazeteci Murat Ağırel: Bir günde 15 defa temasa maruz kalıyorum, koronavirüs önlemi yok!

Tutuklu Gazeteci Murat Ağırel, koronavirüse karşı cezaevinde alınan önlemler ile ilgili ve adli kontrol şartıyla serbest kalmasından sonra tutuklanmasıyla sonuçlanan süreç hakkında açıklamalarda bulundu.

208,792BeğenenlerBeğen
7,497TakipçilerTakip Et

Gazeteci Murat Ağırel, 22 Şubat’ta Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşım gerekçe gösterilerek 6 Mart’ta savcılığın daveti üzerine ifadeye çağırılmış ve çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Ancak Yeniçağ Gazetesi yazarı Ağırel’in serbest bırakılmasına savcılığın itiraz etmesi üzerine İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nce Murat Ağırel hakkında tutuklanması talebiyle yakalama kararı çıkartıldı.

Ağırel’in ifadesi alındıktan sonra İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

Ağırel, sürece ilişkin Halkweb’in sorularını yanıtladı.

Cezaevinde salgın önlemlerinin yetersizliğine dikkat çeken Ağırel, yeterince güvende olmadıklarını vurguladı.

Haksız bir tutuklamayla karşı karşıya olduğunu belirten Yeniçağ yazarı, “Devletin içine yerleşmiş bir çete” tarafından hedef alındığının altını çizerek “Tutuklanmamın asıl sebebi ise yazdığım kitaplar, acilen bu hukuksuzluğa karşı kamuoyu oluşturulmalı ve siyasiler bu hukuksuzluğu Meclis’te her ortamda dile getirmeliler” dedi. 

Murat Ağırel ve Oda TV yöneticileri daha önce ortaya çıkmış bir gerçeği yazdıkları için tutuklanmıştı…

Ağırel cezaevinde yeni bir kitap hazırlığı içerisinde olduğunu da belirtti.

Ağırel’in sorularımıza verdiği yanıtlar şu şekilde:

Cezaevinde Koronavirüs salgınıyla ilgili önlem var mı? Hijyen koşulları nasıl?

Mahkûm ve tutuklular için eldiven ve maske yok. Bir günde bir tutuklu veya mahkûm toplam 15 defa temas ya da aramaya maruz kalıyor ve bununla ilgili herhangi bir koruma veya önlem yok. Dezenfektanlar sadece koridorlarda bulunuyor, mahkûm veya tutuklulara alkol içerdiği için kolonya ve dezenfektan verilmiyor. Hücre içerisinde Koronavirüse karşı önlem alınmış değil. Çamaşır suyu ve türev maddeler cezaevinde yasak olduğu için verilmiyor. Dolayısıyla hijyen koşulları tam yerinde değil dolayısıyla kendimizi de koruyamıyoruz. Hijyen konusunda alınan önlem ise infaz koruma memurlarına maske taşıma zorunluluğu getirilmesi.

Murat Ağırel’in Avukatı Onur Cingil Silivri Cezaevi çıkışı Halkweb’e konuşmuş, “derhal tahliye istiyoruz yoksa burası ölüm kampına dönüşebilir” demişti. 

Cezaevinde salgın psikolojisi nasıl?

Tutuklu hükümlüler ve memurlarda çok yoğun bir tedirginlik var. Cezaevinde tutuklu bulunanlar ailelerinin ne durumda olduğunu bilmedikleri ya da çok az iletişimde oldukları için endişe duyuyorlar. Koronavirüs salgınına karşı, virüsün nesneler üzerinde uzun süre yaşayabiliyor olması nedeniyle gazeteler 1 gün gecikmeli olarak veriliyor. Dolayısıyla bir gazete 1 gün önceki haberleri aktarırken bize geç verilmesinden kaynaklı biz gündemde ki gelişmelerden 2 gün sonra haberdar olabiliyoruz. Genel olarak herkes tedirgin, içerde tutuklu ya da hükümlülerden birisinin başına bir şey gelse kimse bizden haber alamaz bunun tedirginliğini de yaşıyoruz.

Tutuklanmanızın arkasında AKP içerisinde yer aldığı söylenen Pelikan Grubunun olduğunu düşünüyor musunuz? Siz Pelikan kurbanı mısınız?

Daha önce Ergenekon davaları sırasında FETÖ konusunda herkesi uyarmıştım, kumpas olduğu ortaya çıktı ve beraat ettik. Şimdi diyorum ki; ülke yine aynı zihniyetle çok yakında mücadele etmek zorunda kalacak umarım yeni 15 Temmuzlara gidecek süreç hazırlanmadan önlenir.

Haksız yere tutuklandığınızı savundunuz, siyasiler bu durumun üzerine yeteri kadar duruyor mu?

Evet haksız tutuklama. Tutuklayan sayın hâkim dosyada var olan delilleri görmedi, delillerin ‘kalitesinin’ kavuşturma aşamasında inceleneceğini söyleyerek, hiç incelemediği delilleri ‘kaliteli veya kalitesiz’ olarak değerlendirip sonuca varması ve tutuklama yapmasına oldukça şaşırdım. Yani bana yöneltilen suçlamaları dosyada var olan delillerle çürüttük, sayın hâkim kendi oluşturduğu ‘kalitesiz delil’ ifadesiyle hiç incelemediği delillerin kovuşturma aşamasında araştırılacağını söyledi. Bu durumda sayın hâkimin sözlerine bakılarak tutuklanmamın siyasi ve haksız bir tutuklama olduğunu görüyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu, tutuklanan gazetecilerin durumlarını grup toplantısında dile getirdi, CHP’li yirminin üzerinde vekil daha ilk haftada beni ziyarete geldi. Cumhuriyet Halk Partisi dışından ise hiç kimse gelmedi.

Yaşanan durumdan bir suç örgütü çıkarmaya çalışıyorlar, tüm bu çalışmalar beni itibarsızlaştırma çabası adı altında yapılanlardır. Tutuklanmamın asıl sebebi ise yazdığım kitaplar, acilen bu hukuksuzluğa karşı kamuoyu oluşturulmalı ve siyasiler bu hukuksuzluğu Meclis’te her ortamda dile getirmeliler.

Şu an tamamlamaya çalıştığınız yeni kitabınız hakkında bize iki cümle söyleyebilir misiniz?

Kitabım hakkında aslında anlatacak çok şey var. İki cümle ise şunu söyleyebilirim; Devleti ele geçirmeye çalışan karışık ilişkiler. Bu karışık düşüncelerin yeni nüveleri.

Söyleşi: Onur Keskin

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Koronavirüse karşı topladıkları bağışlar bloke edilen belediyelerden ortak bildiri

Koronavirüse karşı topladıkları bağışlar bloke edilen 11 büyükşehir belediyesi ortak bir bildiri yayınladı.

Erdoğan: Yardım kampanyasını devletimiz yürütüyor, devlet içinde devlet olmanın anlamı yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları ile video konferans toplantısında konuştu.

Engin Altay açtığı ağzını yumdu gözünü: Bunun adı yalakalıktır, kepazeliktir, haraçtır

Meclis’e sunulan infaz paketine tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Konuşmak mı suç adam öldürmek mi suç. Vallahi billahi konuşmak Ak Parti’ye göre daha büyük bir suç” dedi. Yargıtay’ın Erdoğan’ın başlattığı bağış kampanyası için destek isteyen Yargıtay’a da yüklenen Altay, “Yargıtay Başkanı nedir bu? Bunun adı da kepazeliktir. Yargının el üstünde Türkiye’ye Korona vergisini kendi yargıtay üyelerine talimatla emretmek kepazeliktir” diye konuştu.

‘Saray’ın 1 gününü finanse etmek için 877 bin yurttaşın Korona yazıp göndermesi gerekiyor’

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, “Saray’ın sadece 1 günlük harcamasını finanse etmek için 877 bin yurttaşın Korona yazıp 8119’a göndermek gerekiyor” ifadeleriyle yardım kampanyası başlatan iktidarın israfını gözler önüne serdi.

Yargıtay’ın başına geçen Ethem Sancak’ın eniştesinden Erdoğan’ın kampanyasına zorunlu bağış dayatması: En az 1000 TL!

Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca da hakim ve savcılar başta olmak üzere diğer çalışanlardan kampanyaya destek olunmasını istedi.
208,792BeğenenlerBeğen
7,497TakipçilerTakip Et