HALKWEBYazarlar'Turpun Büyüğü' ve 'Normalleşme' Tiyatrosunda Aktörlerin Rolleri

‘Turpun Büyüğü’ ve ‘Normalleşme’ Tiyatrosunda Aktörlerin Rolleri

Erdoğan “normalleşme” adı altındaki bir tiyatroyu neden seçti?

0:00 0:00

5 Kasım 2023:

Özgür Bey Şaibeli Genel Başkan oldu

5 Ay sonra

31 Mart 2024:

Yerel seçimlerin hemen ardından Özgür Bey normalleşme dedi.

2 Ay sonra

2 Mayıs 2024:

Özgür Bey , Erdoğan ile ilk defa AKP Genel Merkezinde bir araya geldi.

1 Ay sonra

11 Haziran 2024:

Erdoğan CHP Genel Merkezinde Özgür Bey’i ziyaret etti.

4 Ay sonra

30 Ekim 2024:

Ahmet Özer tutuklandı.

2 Ay sonra

17 Ocak 2025 :

Erdoğan , Rıza Akpolat’ın tutuklandığı gün Konya 8. Olağan il kongresinde “Daha turpların büyükleri heybede, milletin yüzüne bakacak halleri kalmayacak” dedi.

15 gün sonra

1 Şubat 2025:

Erdoğan, “şaibeli kurultay” ifadesini ilk olarak AK Parti Manisa 8. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada kullandı.

1,5 Ay sonra.

15 Şubat 2025:

Mutlak Butlan davası açıldı.

1 Ay sonra.

19 Mart 2025:

Ekrem İmamoğlu tutuklandı .

1 hafta sonra

26 Mart 2025:

Erdoğan Grup konuşmasında “Henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmedi, Heybedeki büyük turplar ortaya saçıldığında bunların, bırakın milleti, kendi yakınlarının suratlarına bakacak yüzleri dahi kalmayacak” dedi.

Bu kronolojiye göre ;

1) “Normalleşme” ,

2)“Şaibe” ,

3) “Mutlak Butlan”

4) “Turp”

siyaseti şeklinde gelişti demek mümkün .

Şaibeli Genel Başkanlıkta 28 ayını (2,5 yılını) dolduran Özgür Bey’in Erdoğan ile ilişkisinin ilk 18 aylık (1,5 yıllık) başlıkları bu şekilde.

Sadece Özgür Bey ve ekibinin değil, Ekrem Bey ve ekibinin de Erdoğan ile (1,5 yıllık) ilişkisi bu aşamaları gördü.

19 Mart 2025 günü Ekrem Bey’in tutuklanmasının öncesi 1,5 yıl , sonrası ise 1 yıl. Şu anda siyasette yaşananları anlamak için toplamdan 2,5 yıllık dönemi iyi analiz etmek gerekir . Tabiki daha öncesinde yaşanan ve Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU ‘nu Cumhurbaşkanlığından eden dönem ve Cumhurbaşkanlığı seçiminden 38. Şaibeli Kurultay gününe kadar olan bölüm de asla unutulmamalıdır.

Buraya kadar olan bölüm , nesnel olarak ortada duruyor . O halde bu yaşanan süreci savcılık iddianameleri , mahkeme tutanakları , Erdoğan’ın açıklamaları üzerinden yorumlamaya başlayabiliriz.

Özgür Bey henüz Genel Başkan olur olmaz ilk adımı normalleşme ile attı. Peki ne oldu da Erdoğan ile Özgür Özel arasındaki normalleşme ilişkisi bir anda geriye sarıldı.Ve iktidar / muhalefet kavgası yeniden tesis edildi. Ya da kavgaymış gibi bir görüntü siyaseti izlenmesine karar verildi demek daha doğru olur.

Bir soruyu cevaplarsak , yaşanan bu süreci daha iyi yorumlar ve netleştirebiliriz . Sadece bir soru. Soru şu :

Erdoğan cephesinden :

“Cumhuriyetin son çeyrek yüzyılına yani (25 yılına) hakim olan Erdoğan’ın , CHP’de yaşananlara hakim olmama , CHP’nin içinde yaşananlardan haberi olmama ihtimali var mı ? “ Ve “Erdoğan’ın emrindeki Milli İstihbarat , Emniyet /Jandarma İstihbarat ile Yargı gücü gibi bir çok gücü CHP ile ilgili konularda kullanmama ihtimali olabilir mi.?” Yani Erdoğan elindeki güç sayesinde CHP içinde yaşananları en ince detayına kadar bilmiyor olabilir mi ? Olamaz! İhtimal dahilinde bile değil .

O halde sadece 4-5 Kasım 2023 Şaibeli Kurultay sürecinden çok daha öncesini , bugün iddianamelerde geçen ve medyanın ağzından düşmeyen “Yolsuzluk , hırsızlık ve yağma” düzenini Erdoğan çok daha önceden biliyor , yeri-zamanı geldiğinde kullanmak üzere bu bilgileri / belgeleri arşivliyordu çıkarımı yapabiliriz.

Erdoğan cephesinden CHP’de yaşananların bir bölümünü böyle görmek gerekir.

Özetle Erdoğan aslında Ekrem Bey’i 19 Mart 2025 tarihinden çok daha önce hatta 4-5 Kasım 2023 Şaibeli Kurultayı’ndan da çok daha önce haklı sebeplerle kafasında tutuklamış o işi bitirmişti.Tek yapması gereken bugün iddianameye yansıyan delilleri yargıya teslim etmekti. Ama onu da siyasi geleceğini dizayn etmek için yapmadı . Bugün elindekileri azar azar , ihtiyaç oldukça yargıya teslim ediyor.

Özgür Bey ve Ekrem Bey cephesinden ; 

Fakat iddianame ve mahkeme tutanaklarındaki utanç verici konulardan Erdoğan ‘ın tek tek haberi olduğunu Özgür Bey ve Ekrem Bey de biliyordu. O nedenle bir an evvel CHP kalkanını elde etmek ve bu pislikleri örtbas etmek için CHP bayrağını kullanmak gerekiyordu . Doğrusu CHP’yi ele geçirme konusunda başarılı da oldular . Ama nihayetinde bu gerçekler değişmedi. İddialardaki hırsızlık , yolsuzluk , yağma düzeni.

Bizim için şu aşamada iddia olan ama anlaşılan o ki Erdoğan için iddiadan çok öte ve maddi delilleri olan bu yasadışı konuları Erdoğan biliyordu .

Özgür Bey ise 4-5 Kasım 2023 Şaibeli Kurultayı’ndan önce suça karıştı mı , karıştıysa hangi suça ne kadar karıştı şimdilik bilemiyoruz. Fakat Ekrem Bey nasıl ki 19 Mart 2025’ten çok daha öncesinde Erdoğan’ın kafasında tutuklandıysa , Özgür Bey de aslında 4-5 Kasım 2023 Şaibeli Kurultayı’nın olduğu gün genel başkan olmamış Erdoğan’ın kafasında tutuklanmıştı . Özgür Bey 5 Kasım 2023 günü Genel Başkan olmadı , Erdoğan’a esir düştü dersek abartmış olmayız. Artık paçasını kurtarmak için ya Erdoğan’ın dediklerini yapacak ya da içeri girmek için valizini hazırlayacaktı . Birinci yolu seçti.

Erdoğan Cephesinden ; 

İşte tam bu noktada yani Özgür Bey’in adeta esir alındığı noktada Erdoğan’ın “Sinsi ve kurnaz aklı” devreye girdi. Normalleşme.

İddianamede yazanlar , medyada konuşulanlar ve mahkeme tutanakları ile itirafçı beyanlarına göre bir çıkarım yapmak gerekir . Erdoğan ; Özgür Bey ve Ekrem Bey başta olmak üzere tüm örgüt üyelerini direk içeri attıracak belgeleri yargıya vermektense bu kaosu lehine çevirmek, siyasi çıkar sağlamak adına Normalleşme adı altında Özgür Bey’e talimat verme dönemine başladı .

Özgür Bey cephesinden ; 

Özgür Bey Erdoğan’a yaranma kaygısı ile , “normalleşme” kisvesine gizlenerek hızlı adımlar atmaya başladı .

Saçını jöleleyip , gözlükleri çıkarıp , ekose ceketini giyip Erdoğan’ın yanına AKP Genel Merkezine koştu. Sonra Erdoğan’ın -bir kaleyi fethetmişçesine- CHP Genel Merkezine gelip Cumhurbaşkanlığı forsunu dikmesine bile ses çıkaramadı ve onu kapıda ayakta karşıladı. Sadece CHp Genel Merkezinde mi hayır . Mecliste de ayakta karşılayan yine kendisi ve ekibiydi. Birlikte Kıbrıs’a aynı uçakta uçuyor , Amerika’dan Türkevi önünden Erdoğan güzellemesi yapıyordu. Özetle Erdoğan’a yaranma çabasında olduğu çok net görünüyordu.

Özgür Bey kendi tabanını da dikkatini başka yöne sevk edecek bir yöntem bulmuştu elbet . Hedef KILIÇDAROĞLU. Düşman yaratılmıştı. Trollerine ve tabanına Sayın KILIÇDAROĞLU ‘na saldırması için her türlü algıyı medya ile yapıyordu. Kendisi de bunun için boş durmuyor Hacı Bektaş ‘da önüne su bile koymuyor , Sayın KILIÇDAROĞLU kaza yapınca bile bir geçmiş olsun twiti atmıyor dahası Sayın KILIÇDAROĞLU ‘nun korumalarının iaşelerini kesiyordu . Yani taban Erdoğan düşmanlığından çekilmiş Sayın KILIÇDAROĞLU ‘na yönlendirilmişti. Özgür Bey adeta Erdoğan’ın emrine girmişti.

Erdoğan cephesinden; 

Erdoğan “normalleşme” adı altındaki bir tiyatroyu neden seçti? İstese elindeki belgeler ile Ekrem Bey ve Özgür Bey’i , bunlara yancı olan suça karışmış yüzlerce örgüt üyesini elindeki belgeler ile 24 saatte içeri tıkabilirdi . Dahası CHP’nin kapısına kilit vurabilirdi. Yani tamamen muhalefet sorununu ortadan kaldırabilirdi. Ama yapmadı. Neden mi normalleşme tiyatrosunda oyuncu oldu. Bunun çok sebebi var ama başlıca 3 sebebi ;

1)Kontrollü muhalefet partisi :

Toplumda muhalif kimliğe sahip ortalama % 30 bir bölüm var . Bu insanların tepkisi ile uğraşmaktansa, bu insanları dizginleyecek ve hatta bu kitleyi uyutacak imkana Özgür Özel ile ulaştı . Yani % 30’luk bölümü istediği gibi yönetme imkanına sahip oldu . Özgür bey de oyunun bir parçası olarak içi boş ama heyecanlı açıklamalar yapacaktı. İçeri girmekten kurtulacak ama Erdoğan’ın gözünün içine bakarak emir almaktan kurtulmayacaktı.

2)Kontrol altındaki muhalif toplum : 

2)Erdoğan , CHP yönetimini ve suça bulaşan bu insanları bir anda içeri atar ve belki de CHP’yi kapatırsa toplumda farklı tepkilere yol açar ve toplumsal tepki ile uğraşmak zorunda kalabilirdi. Toplumu kontrol altında tutmak gibi kolay bir yol hazırken neden tepki toplayıp mesai harcasınki. Muhalif toplumu daha da kışkırtmak çok anlamsız olurdu.

3)Diktatör denilmesine engel olmak;

Erdoğan eğer muhalefeti tamamen ortadan kaldırırsa ve kendi iktidarının karşısında kontrollü de olsa bir muhalefet olmazsa , o zaman Erdoğan’a diktatör denilecekti. Onun yerine demokrasi varmış gibi yapmak çok daha verimliydi. Yani kontrollü muhalefet zaten artık işini kolaylaştıracaktı . Durduk yere kendisine neden diktatör denilmesine zemin hazırlasınki. Topluma demokrasi varmış gibi yapmak , arada bir sandığı halka götürüp halkı demokrasi yalanları ile kandırmak çok daha akılcı bir yöntem .

Ekrem Bey cephesinden ;

Erdoğan , Özel ve İmamoğlu denkleminde Erdoğan ile Özgür bey’in pozisyonunu netleştirmişken bir de bu sonuçların sebebi olan kişiye yani İmamoğlu ‘na bakmak lazım .

Anlaşılan o ki Ekrem Bey gözünü çok karartmıştı . İddialara , Erdoğan’ın beyanlarına ve mahkeme kayıtlarına yansıyan itirafçı beyanlarına göre Ekrem Bey için Hırsızlık, yolsuzluk , rüşvet , irtikap , çökme , şantaj gibi durumlar onun için yaşam biçimi haline gelmişti. Beylikdüzü döneminden başlayıp şu ana kadar olan dönemde para gücü ile insan satın alarak yoluna devam ediyordu . Tıpkı bir çete lideri gibi. Bu kadar suçun yargıdaki karşılığı içerden asla çıkamamak olduğu için mecburen siyasi güç ile bu suçlarını kapatmak istedi . Bu kadar suçun üstünü örtbas etmenin ve her an içeri düşme korkusunu atlatmanın belki de tek yolu Cumhurbaşkanı olmaktı. O nedenle CHP’yi ele geçirdi ve Cumhurbaşkanı adayı olmak için çırpındı. Denizde çırpındıkça boğulmak deyimi adeta Ekrem Bey için söylenmiş gibiydi. Cumhurbaşkanlığına 2023 seçiminde de bu kadar hevesli olmasının sebebi bugün daha net anlaşılıyor .

Tabiki bu değerlendirmeleri yaparken Ekrem Bey’in henüz bu suçlardan ceza almadığını biliyoruz. Ama yargılamanın devam ettiğini de özellikle belirtmek gerekir . Dahası hala aklanmadığını da özellikle belirtmek isterim . Dahası Ekrem Bey ve arkadaşları hakkında deliller bu kadar güçlüyken umarım temiz bir şekilde çıkabilir , 2350 yıl ceza almaktan kurtulur.

Gelinen noktada Özgür Bey tarafını çoktan seçmiş. Erdoğan’dan yana olmuş görünüyor. Hem de Ekrem Bey’i tepe tepe kullanarak. Özgür Bey hem gücün yanında durarak kendisini garanti altında tutmaya çalışıyor hem de Ekrem Bey’den kurtulmaya çalışıyor . Kendi açısından işin içinden çıkılmaz bir durum. Ne kadar sürdürülebilir bir durum onu da TURP siyasetçi belirleyecek.

Normalleşme tiyatrosu ne zaman iptal oldu? 

Her ne kadar bu oyun tam 1 yıl sürdürülse de normalleşme söylemi sadece AKP tabanında değil CHP tabanında da rahatsızlık yarattı. Rahatsızlık duyan bir kitleyi konsolide etmek zordur. O nedenle her iki tarafın tabanının gönlünü hoş tutacak yeni bir sürece başlandı . Ve Özgür Bey her ne kadar Erdoğan ‘a biat etmeye devam etse de Erdoğan’ın Özgür Bey’e arada bir “Şaibe , Turp , ….” demesi yeterli oluyor ve Özgür Bey mesajı alıyor. Mesaj aldıkça daha fazla muhalefet-MİŞ gibi yapmaya çalışıyor . Muhalefet-MİŞ gibi yaparken çoğu zamanda kendisini oldukça komik ve utanç verici durumlara düşürüyor .

Kırmızı karttan tutun da , ışık açıp kapatma eylemlerine kadar rezilliğin ucu bucağı , sınırı yok . Yaptığı her açıklama ve her hareket başlı başına utanç verici. Yani CHP’nin şaibelisi kendisini bilerek ve isteyerek iyice itibarsızlaştırıyor. Sebebi belli .

Heybede bir TURP var bu doğru . Bu TURBUN ne olduğunu başta Erdoğan olmak üzere Ekrem Bey ve Özgür Bey de çok iyi biliyor .

Heybenin sahibii belli , Erdoğan. Ama turbu heybeden çıkarıp adalete verecek kişi kendisi değil. O kişi ya Ekrem Bey ya da Özgür Bey . Şu tabloda Özgür Bey turbun adını ağzına alacak gibi durmuyor , hatta mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışıyor. Ama Ekrem Bey belli bir süre sonra Erdoğan’dan daha fazla TURP diyerek Özgür Bey’e koğuşunda rezervasyon yaptırabilir . Kim bilir .

Görüne o ki ilk seçimde Erdoğan’ın , Özgür Bey’e turp meselesini hatırlatmasına bile gerek kalmayacak , Özgür Bey görevini yapacak . Ama Ekrem Bey bu pozisyonda ne yapar onu bilemiyorum. “Turbun büyüğünü açıklar mı acaba ?”

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU cephesinden;

Sayın KILIÇDAROĞLU’nun dürüstlüğü ve devlet adamlığı başta olmak üzere , harama el uzatmayan karakterini herkes biliyor. O nedenle belki de bu konularla ilgisi olmayan ve arkasından iş çevirilen tek kişi Sayın KILIÇDAROĞLU’ydu.

Sayın KILIÇDAROĞLU 103 yıllık partiyi kişisel suçlarına kalkan olarak kullanmak isteyenlere müsade etmek istemiyor . Parti bayrağının hiç bir suça örtü olarak kullanılmasını istemiyor .

Ayrıca Sayın KILIÇDAROĞLU’nun turpla falan işi yok. Olamazda.

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU ‘nun ilgili olduğu 3 konu varsa onlar da belli :

Adalet , Ahlak , Dürüstlük.

Ve Sayın KILIÇDAROĞLU bu 3 kavram ve buna benzer bir çok doğru kavramı tek başlıkta toplamış görünüyor :

ARINMA !

YAZARIN DİĞER YAZILARI