HALKWEBYazarlarTKP ve CHP: Saraçhane Çıkmazı!

TKP ve CHP: Saraçhane Çıkmazı!

NATO’cu generallerin apoletleri ile komünist Sovyetler’in hegemonyasında kalmış solculuk.

0:00 0:00

Hizipçilikten, bölünmekten, saf değiştiren emperyal oyunun parçası: TKP ve CHP.
Eksenleri, çizgileri, parti kaynakları farklılıklarla dolu.

Biri Mustafa Suphilerin mirası, diğeri Mustafa Kemal Atatürk’ün.

Biri Moskova merkezli kurulmuş (kurucuları Karadeniz’de Rusya’ya kaçarken öldürülmüşler),
diğeri kendinden sonra gelen sözde Atatürkçüler tarafından yok edilmeye çalışılmış.

NATO’cu generallerin apoletleri ile komünist Sovyetler’in hegemonyasında kalmış solculuk.

Kuşak kuşak geleneksel yapılarından uzaklaşan ama maskeledikleri kimliklerle öne çıkan ülkenin Atatürkçü kimlikleri; süreç içinde batıcılığı NATO’yla zirveye çıkarıp iktidar ayarlamakla meşgul.

Kuşak kuşak Marksist çizgilerden oportünist çizgilere geçen İşçi Partisi.

2020’lerde iki şişe, para, iktidar hırsı ve Ekrem’de emperyal akılla buluşuyor.
Sokaklar AKP iktidarını yıkmak için her yolda altılı yola çıkıyor.
Gelinen nokta: Burjuvazinin elit solu ile CHP’nin Pensilvanya menşeli güruhu her söylevde birleşiyor.
Final: Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde rakı masalarında ülke çözümlemeleri.
Final: Ankara Balgat’ta rakı sofralarında mitinge yeni dedikodularla, suçlamalarla hazırlık.
Gerçeklikten uzak, demagojide boğulmuş ve kimliğini kaybetmiş iki partinin yoğun bakım hâli.
Biri Atatürk’ün fikrinden,
diğeri işçi tabanından uzaklaşmış.
Temsilde kabiliyet:
Doğum kontrol kiti tecrübeli, pembe hastası, akman, İngiliz-yabancı sevici Özgür’de.
Temsilde kabiliyet Alman menşeli;
sol burjuvazinin figürsel adayları sunarak işçi sınıfını arkasından silmiş Erkan’da.
Devşirme siyasetçilerin,
devşirme hayallerin,
devşirme solcuların
umutsuzluğunda;
millileşen ve merkezîleşen sağın üstünlüğünde anti-emperyal duruşa geçiyoruz.

Kısadan hisse: Ne zaman “CHP-TKP solu” yazsam, boşluğun artık kapatılamayacak hâle geldiğine kanaat getiriyorum.

“Ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı, emperyalizme karşı bir bütünleşmenin şiarıyken
emperyalist uşakların bir arada tutunulduğu bir şiar hâline dönmesi.

Sevdiğimiz değerlerin ve düşüncelerin tanımsız kaldığı bir çağdayız.

Mustafa Kemal’in “tam bağımsızlık” sözünün altında bağımlı meftalar.

Sosyal adalette, işçide eşitlikçi söylemlerle başlayan solun, elit eşitliğe kaydığı yancı dünyada…

Sol; ilericilikten, “yerinde sayan” ve bir yön kavramı dışında anlamsızlığa itilen kelimeye dönüşümü.

YAZARIN DİĞER YAZILARI