“Süreci bir seferberlik olarak kabul ediyorum”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin üst düzey yöneticilerini, CHP İstanbul Milletvekilleri ve parti meclis üyeleri ile tanıştırdı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin üst düzey yöneticilerini, CHP İstanbul Milletvekilleri ve Parti Meclisi üyeleri ile tanıştırdı.

İBB Genel Sekreteri Yavuz Erkut, genel sekreter yardımcıları, başkan danışmanları ve İBB iştiraki şirketleri genel müdürlerinin yer aldığı tanışma toplantısında, İBB kurmaylarının isimleri teker teker anons edildi ve hayat hikayeleri barkovizyonda gösterildi.

Haliç Kongre Merkezi’ndeki toplantıya, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, CHP Parti Meclisi Üyeleri Emine Gülizar Emecan, Gökhan Zeybek, Sibel Özdemir, Burhan Şenatalar, Pınar Uzun, Saliha Sera Kadıgil ile İstanbul milletvekilleri katıldı.

-HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM-

Başkan İmamoğlu yaptığı konuşmada, siyasi ilişkilerin çok hassas yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bu dönemin hassasiyetlerini taşıyan, başta Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, MYK’sından parti meclisine, milletvekillerine, disiplin kuruluna, il başkanlığı ve ilçe başkanlıklarına, herkesin sürece katkı sunmak için çalıştıklarını bilen bir belediye başkanıyım. Zerre kadar şikâyetim yok. Çok teşekkür ediyorum. Bu hassasiyet, bu sahiplenme, kişisel bir takım isteklerin ötesinde tümüyle kurumsal, tümüyle toplumsal istekleri önceleyen tavrınızdan dolayı parti yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.

-TÜRKİYE’NİN PARTİZANLIK KISKACINDAN KURTULMA SEFERBERLİĞİ-

“Ben burada sosyal ilkeleri, kurumsal olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsil eden bireyim. O kurumun bir evladıyım” diyen İmamoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz, partimizin en üst düzeyde denetlemesinden, bizden isteklerinden asla ve asla korkmuyoruz. Bunun her zaman başımızın üzerinde yeri var ve orada durmalı. Bu bizim için çok değerli. Eksiklerimiz olabilir. Süreci bu disiplinle yürütürken ve bir taraftan da yönetici arkadaşlarıma baskıcı olmayan, onları hırpalamayan bir anlayışla, serbest bir ortamda çalışmalarına yardımcı olma karakteriyle yol yürüme çabası için her arkadaşıma teşekkür ediyorum. Benim için çok değerli. Ben bu süreci bir seferberlik olarak kabul ediyorum. Bu seferberlik, Türkiye’nin iyileşme seferberliği. Türkiye’nin demokratikleşme seferberliği. Türkiye’nin partizanlık kıskacından kurtulma seferberliği olarak görüyorum. Dolayısıyla herkesin emek vermesi lazım. Biz, Büyükşehir Belediyesinde hiç kimseye, ‘Partin nedir, git şu partinden izin al gel, git şundan icazet al öyle gel’ cümlesini hiçbir arkadaşım kurmayacak. Biz, ‘partizanları söküp atacağız’ dediğimde meydanlarda en çok alkışı bundan alıyorduk. Bu sorumlulukla hareket ederken benim en çok destekçimin de Cumhuriyet Halk Partisi olacağını biliyorum.”

-KURUMSAL İTTİFAKIMIZ İYİ PARTİ İLE-

İstanbul’da daha önce görülmemiş bir atmosferde ittifakı yönettiklerini kaydeden İmamoğlu, “Bizim kurumsal ittifakımız İYİ Parti ile. İYİ Parti’nin bu tavrına da teşekkür ediyorum. Başta Genel Başkanı Sayın Meral Akşener olmak üzere, bütün yöneticileri, il başkanı ve bütün kurumsal yöneticileri, aynı çabayı aynı gayreti göstermektedir” dedi.

-DÜNYADA İKİ SEÇİMLE GÖREVE GELMİŞ BELEDİYE BAŞKANI YOK-

“İstanbul’un, bizden her zamankinden daha farklı bir beklentisi var” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, hem siyasi açıdan hem de toplumsal açıdan çok önemli. Ben çalışma arkadaşlarımın hepsine her toplantıda bunu ifade ediyorum. Sıradan bir dönemde, sıradan bir zaman diliminde, olağan bir seçimle göreve gelmiş insanlar değiliz. Türkiye’nin önemli bir döneminde İstanbul’da göreve gelmiş insanlarız. Kopenhag’daki toplantıda, ‘Dünyada, iki seçimle göreve gelmiş belediye başkanı var mı aranızda?’ dedim, ‘Yok’ dediler. O bakımdan sorumluluğumuz çok fazla.”

Başkan İmamoğlu’nun konuşmasından diğer satır başları da şöyle:

-FARKINDALIĞI ORTAYA KOYMAK ZORUNDAYIZ-

“Her anımız mercek altında. Böylesine mercek altında olduğumuz bir süreçte çok dikkatli olup, çok hassas davranmak zorundayız. Prensiplerimizi ve ana bakış açımızı, her anımıza yansıtmak zorundayız. Yani bu şehrin insanlarına saygı duymak zorundayız. Bu şehrin her konusuna özenle yaklaşmak zorundayız. Özen gösteren ve yönetici özeninin değişimini hissettiren, o farklılığı ortaya koyan bir yönetim anlayışını ortaya koymak zorundayız. Önceliklerimiz var. Doğa, insan, yaşam kalitesi, çocuklar, gençler, dezavantajlı gruplar… Arkadaşlarımız ilgilendiği o alanla ilgili muazzam bir farklılığı ortaya koymak zorunda.”

-SORUMLULUĞUMUZ TÜRKİYE’YE KARŞI-

“Bu dönem; hiçbir dönem olmadığı kadar gerçek olmak zorunda. Gerçek bir süreci bu şehre yaşatmak zorundayız. Kimseyi aldatmayacağız. Yapabileceğimiz her şeyi yapacağız, yapamayacağımız şeyleri de insanlara anlatmaktan da asla çekinmeyeceğiz. Şuan toplum bizden, gerçeklik ve samimiyet bekliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, belediyecilikte ortaya koyacağımız her değişimin, her dönüşümün Türkiye’ye yansıyacağının da farkındayız. Buradaki örnekler, Türkiye’deki belediyeler için aslında somut adımlara dönüşeceğinden eminiz. O bakımdan sorumluluğumuz sadece İstanbul’daki 16 milyon insana karşı değil, aynı zamanda bütün Türkiye’yi de ilgilendirdiğini unutmayarak, bunun farkında olarak görevimizi İstanbul’da yapmak zorundayız.”

-LİTERATÜRE GEÇECEK İŞLER YAPACAĞIZ-

“Bu süreçte, tarihindeki en iyi, en sağlıklı en doğru projeyi üreteceğiz. En büyük proje, en iyi proje anlamına gelmez. İstanbullular bize bütçeyi emanet ettiler. Bütünüyle bu verimliliği ortaya koyan büyük projeler üreteceğiz. Büyük derken, yapısal manadaki büyüklükten bahsetmiyorum. Sorumluluk adına büyüklükten bahsediyorum. Sosyal anlamda büyüklükten bahsediyorum. Kurumsal yapıyı çok önemseyeceğiz. Ne yazık ki İBB’nin yozlaşmış, birçok zafiyete bürünmüş -başta bütçe olmak üzere- idarecilerin kimliklerini, yeteneklerini, birikimlerini de elinden almış bir süreçten sonra, tümüyle yeteneklerinize ve birikimlerinize, tüm yaratacağınız yeniliklere dönük görevi size verirken açıkçası mesuliyeti de teslim ederek verdiğimiz bir dönemi yaşatacağız bu şehre. Ve bunlar literatüre geçecek kadar etkili olacak. Doğru bir şeye imza atarken, ‘Ya benim üstüm, benim amirim, onlar ne der’ diye düşünmeyip, doğru işe imza atma kararlılığını gösteren idari bir süreci bu şehre ve bu belediyeye yaşatmak zorundayız.”

-İLK 6 AYDAN SONRA İSRAF KALEMLERİNİ AÇIKLAYACAĞIZ-

“Göreve geldiğimiz günden beri israfı bu şehrin gündeminden kaldırmak için uğraşıyoruz. Detayları öğrenmeye başladığımızdan beri israf kalemlerini her gün açıklamaya kalkışsak, her gün bir şeyler söyleriz. Biz bunu tercih etmedik, etmeyeceğiz de. Ama israfla ilgili, arkadaşlarım bunu kendi öncelikleri haline getirip, ‘Biz israfı nasıl yok ederiz, var olanları nasıl tespit ederiz ve gerekli işlemi nasıl başlatırız?’ önceliğini her ortamda muhafaza etmek zorunda. Ve bu adımları da atıyoruz. İlk 6 aylık dönemimiz bittiğinde –yıl sonu anlamına geliyor- yıl sonunda Türkiye gündemine bunları açıklayacağız. ‘Biz bu israf kalemlerini ortadan kaldırdık ve bu israf kalemleri bu şehrin şu kadar lirasına mal oldu’ diyeceğiz. Tasarruf yapmayı da yine hepimizin her işleminde her eyleminde ortaya koyması gerekiyor. Tasarruf işi engelleyici bir kavram değildir. Tasarruf tam aksine sağlıklı ve verimli bütçe kullanma kabiliyeti demektir. O bakımdan işinizi engelleyen bir tasarruftan asla bahsetmiyorum. Biz işi daha verimli hale getiren, daha evrensel değerlere uygun ve memleketimizin her kuruşuna sahip çıkan yönetici kimliği ile hareket edebilmekten bahsediyorum.”

-ŞEFFAFLIĞI VE KATILIMCILIĞI ÖNEMSİYORUZ-

“Bizim ana unsurlarımızın başında şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik var. Bu bizim için çok önemli. Biz bunları lafta değil, uygulamada da ortaya koyacağız. Buna başladık. Özellikle stratejik plan konusunda çok katılımcı bir dönemi yönetiyoruz. Bu şehrin temel sorunlarını halka sorarak, halktan geri dönüş alarak süreci yönetiyoruz. Gerçekten ilk defa İBB’de bu kadar büyük katılımcılıkla hazırlanmış 5 yıllık bir stratejik bir plan olacak. Bu konuda bütün arkadaşlarım sorumluluğunu yerine getirecek ve bu süreci en sağlıklı şekilde tamamlayacak.”

-GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİ İLE İNSANLARA ULAŞMAK ARTIK DAHA KOLAY-

“Teknoloji bize, çok daha demokratik olabilme, bu şehirde demokrasiyi en derin şekilde hissettirebilme kabiliyeti veriyor. Biz günümüz teknolojisini en üst seviyede kullandığımız takdirde biliyoruz ki, dünyanın en demokrat şehri olma konusunda çok hızlı hareket edebiliriz. Çünkü insanlara ulaşmak, geri dönüş almak eskiden çok zor olabilirdi; ama şimdi bir o kadar da kolay. Teknolojiyi, tümüyle demokrasiyi damarına kadar hissettiren bir şehir olma yönünde kullanmalıyız.”

-ENGİN ALTAY: “BU AZİZ MİLLET, ‘82 MİLYON İÇİN HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK’ DİYECEK”-

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Engin Altay da Başkan İmamoğlu’na ev sahipliği için teşekkür ederek, “Sizin, sayın başkanımız liderliğindeki başarınız, bize 70 yıldır tutamadığımız bir anahtarı verecek. Bu aziz millet, ‘Biz CHP’ye, İmamoğlu’na İstanbul’u verdik ne güzel oldu. Şimdi CHP’ye, Türkiye’yi vereceğiz. 82 milyon için her şey çok güzel olacak’ diyecek” şeklinde konuştu.

Engin Altay’ın konuşmasına şöyle devam etti:
-SİZİN İŞLERİNİZİ KOLAYLAŞTIRAN OLACAĞIZ-

“Siyaset özelinde milletvekilleri milletle devlet arasında bir köprü işlevi görür. İstanbul milletvekillerimiz, partimiz, meclis üyelerimiz bize gelen her talep için sizi arıyor olsak, her biriniz ile her gün 20’şer defa görüşüyor olmamız gerekir. Hem ben hem de milletvekillerimiz, içinde bulunduğumuz halin, durumun farkında. Bilmenizi isterim ki, hep birlikte biraz önce sevgili başkanımızın söylediği gibi; dünyanın ve Türkiye’nin takdir edeceği işler yapmak zorundayız. Ben bunun olacağına inanıyorum. Burada bulunan bulunmayan tüm saygıdeğer milletvekili arkadaşlarımın ortak düşüncesidir. Bizden size gelen meseleler biraz önce genel başkanın ifade ettiği gibi toplumdan bize gelen şikayetler yakınmalar olabilir, bunları iletmek bizim görevimiz. Takdir tasarruf elbette sizin. Ama biz sizin işlerinizi milletvekilleri olarak, parti olarak kolaylaştıran olacağız içiniz rahat olsun.

-ALLAH YOLUNUZU AÇIK ETSİN-

“Biz artık bir ekibiz. Elbette belediye siyasi parti değildir. Ama bir siyasi iradeye belediyeyi teslim etmiştir. Ve bu siyasi irade de bu anlayış ve perspektifle kadroyu kurmuş. Sizin için söyleyebileceğim tek şey, bazen de üzülüyorum acıyorum; çünkü çok yoğun bir tempo olacak. Allah ayağınıza taş değdirmesin. Allah yolunuzu açık etsin. Bu yol hepimizin birlikte yürüyebileceği, Türkiye’nin hak ettiği gerçek demokrasiyi ve insani, sosyal ve kültürel yüksek standartları elde edecek kutlu bir yoldur.”

Konuşmaların ardından Başkan İmamoğlu, Haliç Kongre Merkezi’nin bahçesinde misafirleri ile ayrı ayrı ilgilenerek sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

En çok okunan haberler

Trump’tan kendisine soru soran Hilal Kaplan’a: Siz gazeteci olduğunuza emin misiniz?

Hilal Kaplan'ın Donald Trump'a yönelttiği sorunun ardından ABD Başkanı "Siz gazeteci misiniz? Türk hükümeti adına çalışmadığınıza emin misiniz?" dedi. 

“Hoca ‘cin çıkaracağım’ deyip benimle defalarca ilişkiye girdi”

İddiaya Göre Manevi sıkıntı yaşayan genç bir kız, Annesi ile birlikte Ankara’da meşhur olan cinci bir hocaya gitti.

Dünyaya rezil olan Pelikancı Hilal Kaplan’ı ilk savunan bakın kim oldu?

Yaptığı hareketle dünyaya rezil olan Yandaş Hilal Kaplan'ı ilk savunan Vatan Partililer oldu. 

Eski bakan canlı yayında patladı: Çakayım sizin seferberliğinize… Lan Damat Berat efendi dalga mı geçiyon lan?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Yaşar Okuyan canlı yayında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef aldı. 

Dünyaya rezil olan Hilal Kaplan’dan açıklama: Trump şaka yaptı

ABD Başkanı Donald Trump'a sorduğu soru ve aldığı ironik yanıt ile sosyal medyanın gündemine oturan Sabah yazarı Hilal Kaplan, ilk kez konuştu.

CHP’ye FETÖ suçlamasında bulunan ‘Yılmaz Ateş’ hakkında karar

CHP'ye FETÖ suçlamasında bulunan eski milletvekili Yılmaz Ateş, CHP Ankara Disiplin Kurulu kararıyla kesin olarak partiden ihraç edildi.

Atatürk’e Benze(me)yen adam(lar)

“Atatürk’e benzeyen adamın tek sorunu Atatürk’e benzememesi” gibi bir şey yazmıştı bir sosyal medya kullanıcısı. Haklıydı da. “Atatürk’e benzeyen adam” uzaktan biraz andırsa da aslında Atatürk’e benzemiyordu.

Trump-Erdoğan görüşmesi sonrası iki ülke arasındaki buzlar çözüldü mü?

Haftalardır merakla beklenen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD’li mevkidaşı Donald Trump arasında 13 Kasım’da Washington’da gerçekleşen toplantı, kimilerine göre ilişkilerde yumuşamanın göstergesiyken, kimileri ise somut sonuçlar çıkmadan önce bir beklenti içerisine girmeyi iyimserlik olarak değerlendiriyorlar.

Muhalefet kaynıyor, İYİ Parti ile AKP yakınlaşıyor… Erdoğan ABD’den cebinde seçim kartıyla mı döndü?

Türkiye’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği askeri operasyon kamuoyu yoklamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a desteği arttırken bu sene yerel seçimlerde sürpriz zaferler kazanan resmi olmayan muhalif siyasi ittifak içindeki muhtemel çatlakları da ortaya çıkardı.

Tüm aile ve gazeteciler gözaltına alınmıştı… Süleyman Soylu’dan Rabia Naz açıklaması

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hayatını kaybeden Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan ile meclis komisyonu çalışmalarını izleyen 3 gazetecinin mahkemeye sevk edilmesi hakkında "Rabia Naz kızımız üzerinden yargı, emniyet, tüm kurumlar birileri tarafından felç edilmek isteniyor" dedi.