HALKWEBYazarlarSultan-ı Yegah: Bir Beste, Bir Şiir, Bir Zaman

Sultan-ı Yegah: Bir Beste, Bir Şiir, Bir Zaman

Bazı şarkılar vardır; zamana direnmez. Zamana karışır. Sultan-ı Yegah da onlardan biri.

0:00 0:00

Bugün bestecisi Ergüder Yoldaş’ın vefatının onuncu yılı. Öncelikle rahmet diliyorum.

Sonra Sultan-ı Yegah’ı hatırladım.

Nur Yoldaş’ın söylediği o eski kayıt. Sesi yanık, süssüz. Ama iz bırakan.
Yıllarca dinlemekten bıkmadığımız şarkılar vardır; Sultan-ı Yegah onlardan biri.

Bu parça sadece bir müzik eseri değil. Aynı zamanda bir dönem duygusunu taşıyan bir eser.

Sözler Attila İlhan’a, beste Ergüder Yoldaş’a ait.

Attila İlhan’ın bu şiiri yazdığı döneme dair bir başka anlatı da var. Bazı kaynaklarda ve dönemi bilenlerin aktarımlarında, Sultan-ı Yegah’ın yalnızca bireysel bir hüzün şiiri olmadığı; Türkiye’nin baskılı, tek sesli dönemlerine örtük bir gönderme taşıdığı söylenir.

Beste 1981’de yapılır; yani 12 Eylül sonrasının ağır sessizliği sürmektedir. Şiirdeki gece, kararan ışıklar ve insanın içinde yoğunlaşan imgeler dönemin ruhuyla ilişkilendirilir. “Saltanat” sözcüğü de ihtişamdan ziyade, otoritenin ve baskının simgesi olarak okunur.

Şarkı insanı içine döndürür; geceyi ve karanlık bir durağanlığı çağrıştırır.

Sözlerde net bir hikaye yok. Ne bir olay anlatılır ne de bir kişi. Bir ruh hali yaratılıyor. Bu yüzden herkes dinlerken kendi hayatından bir şey bulabiliyor.

Ve sonra şarkının o kırılma noktası gelir;
“Gizemli kanatları / ruhta ölüm karanlığını…”

Burada Nur Yoldaş’ın sesiyle birlikte şarkının duygusu yükselir. Buradaki “ölüm”, çoğu okuma açısından fiziksel bir sondan çok, insanın içine çöken, adı konamayan bir ağırlık. Bir an durup her şeyin geçici olduğunu fark ettiğin o hal. Sessiz bir karanlık. Yani korkudan çok farkındalık. Şarkının tam bu noktasında dış dünya susuyor; insan kendisiyle baş başa kalıyor.

Nur Yoldaş’ın bu kısmı uzatarak söylemesi boşuna değildir. Sesi orada biraz açılır, biraz kırılır. Dinleyen de tam orada durur. Şarkının kalpte iz bırakan anı burasıdır.

Besteye gelince…

Ergüder Yoldaş konservatuvar kökenli, müzik bilgisi güçlü bir bestecidir. İsterse kolay tüketilen işler yapabilecek donanıma sahiptir. Ama Attila İlhan gibi ağır bir şairi seçer ve bu şiiri gösterişli bir müzikle değil, içe dönük bir yapıyla besteler.

Bu yaklaşım onun hayatıyla da örtüşür. Kariyerinin parlak döneminden sonra giderek içine çekilir. Uzun yıllar Büyükada’da daha yalnız, daha sade bir yaşam sürer. Müzik dünyasının kalabalığından uzaklaşır. Hayatının son dönemini de yine göz önünde olmadan geçirir.

Beste, söz ve yorum birbirini bastırmaz. Üçü aynı yönde ilerler.

Belki de Sultan-ı Yegah’ın yıllardır eskimemesinin nedeni budur. Dinleyiciye hazır bir duygu dayatmaz. Günlük hayatın hızında fark etmeden geçtiğimiz duygulara kısa bir ara verir.

Bu yüzden artık benim için Sultan-ı Yegah sadece sevdiğim bir parça değil. Hikayesini öğrendikten sonra başka türlü dinlediğim bir eser.

Bazı şarkılar vardır; zamana direnmez. Zamana karışır.

Sultan-ı Yegah da onlardan biri.

YAZARIN DİĞER YAZILARI