Sosyal medyadaki solcu teröristler

Çağdaş Gökbel / [email protected] Gerçekliğin sermaye sahipleri tarafından yeniden üretildiği ve profesyonel rıza mühendislerinin hayali gerçekleri topluma kabul ettirdikleri, yıldırıcı bir propaganda döneminden geçiyoruz. Almanların zeki çocuğu ‘Joseph Goebbels’ ‘propaganda’ yöntemini öyle çok kullanmıştır ki insanlık artık bu sözcüğü duymaya bile tahammül edemez duruma gelmiştir. Tam bu noktada Freud’un cin fikirli yeğeni ‘Edward Bernays’ ‘Public […]

207,658BeğenenlerBeğen
7,888TakipçilerTakip Et

Çağdaş Gökbel / [email protected]

Gerçekliğin sermaye sahipleri tarafından yeniden üretildiği ve profesyonel rıza mühendislerinin hayali gerçekleri topluma kabul ettirdikleri, yıldırıcı bir propaganda döneminden geçiyoruz.

Almanların zeki çocuğu ‘Joseph Goebbels’ ‘propaganda’ yöntemini öyle çok kullanmıştır ki insanlık artık bu sözcüğü duymaya bile tahammül edemez duruma gelmiştir. Tam bu noktada Freud’un cin fikirli yeğeni ‘Edward Bernays’ ‘Public Relations’ Türkçesi ‘Halkla ilişkiler’ olan kavramı ortaya atmıştır. Son yüzyılda Bernays’ın bu ince düşüncesi sayesinde, milyonlarca insan savaşlar sonucunda yaşamını kaybetmiştir.

Amerikan imparatorluğunun dünyaya demokrasiyi zorla getirecek olması, hepimizi mutlu etmeliydi ve öyle de oldu. Amerika’da başlayan ve Amerikan halkını basit bir tüketici nesnesine dönüştüren başarılı çalışmaların neticesinde, aynı yöntem dünya çapında uygulandı ve hatırı sayılır bir başarı elde edildi.

Halkla İlişkiler ’in ‘Atom Bombasından’ daha etkili bir silah olduğunu düşünmemiz için geçerli pek çok sebep var. Toplum içerisindeki eşitsizliğin yaratmış olduğu, doğal antagonizmayı çeşitli manipülasyonlarla kendi lehine çevirmek isteyen kralcı burjuvazinin, kendi karşıtını sisteme eklemleyip, yine kendi amacı doğrultusunda kullandığına şahit oluyoruz. Kısacası; birey doğduğu andan itibaren gözünü dev bir tüketim dünyasında açar. Gelişim evresinde kendisine hangi kimliği edinirse edinsin, iliklerine kadar işleyen tüketim dürtüsüne (sonradan eklemlenen ve doğalmış gibi görünen dürtü) engel olamıyorsa, sistem açısından tehlike arz etmemektedir.

Suriye savaşı, Amerikan imparatorluğu tarafından başlatıldığı andan itibaren, yoğun bir halkla ilişkiler savaşı da başlamış oldu. Sahada ‘beyaz miğferliler’ diye bilinen bir grup, Hollywood’u kıskandıran performanslar sergiledi. 2003’teki Irak savaşında yaptıkları yöntemlerin birebir aynılarını daha vahşice ve saldırganca yapıyorlar.  Peki, neden daha vahşice ve saldırganca yapıyorlar? Rusya’nın Suriye savaşındaki aktif rolü imparatorluğun hesaplarını bozdu ve Suriye meselesi ‘Gordion Düğümü’ halini aldı. Emperyalistlerin bölgede sıkışıp kalması, Savaşı giderek daha çirkin bir hale getirdi. Tek bir savaş kazanmak uğruna halkın üzerine sinir gazı atıp, bunu profesyonel çekim ekibiyle dünyaya duyuracak kadar şuurlarını kaybetmiş durumdalar. Bu gücü ise yine kendi yarattıkları kitlelerin şuursuzluğundan almaktadırlar.

Irak’taki rezilliğe rağmen, imparatorluğun bugün halen daha inandırıcılığı sürdürüyor olabilmesi bizi ‘Bernays’ın’ kitleler hakkındaki görüşüne yakınlaştırıyor. Kitlelerin günümüz dünyasındaki bitmeyen telkinlerle, nasıl irrasyonel otomatlara dönüştürüldüklerini gözlemleyebilmeniz için ideal bir dönemden geçiyoruz.

“Kitlelerdeki coşkunluk, uyutulan kimsedekinden daha fazladır. Çünkü telkin bütün fertler için aynı olduğundan birbiri üzerinde karşılıklı etkiler coşkunluğu arttırır. Bir kitlenin telkine karşı direnecek derecede kuvvetli şahsiyete sahip fertleri, sayıca pek azdır ve genel rüzgar onları da sürükler. Olsa olsa bu kuvvetli şahsiyetler başka bir telkin ile bir çevirme, saptırma taarruzu icra edebilirler. Güzel bir kelime, tam yerinde uyandırılan bir etki, bir hayal, çoğu zaman kitleleri vahşice ve kanlı işler yapmaktan alıkoymuştur. Dolayısıyla, şuurlu şahsiyetin kaybolması, şuuraltı ile hareket eden şahsiyetin hakimiyeti, hislerin, fikirlerin yayılma yoluyla aynı istikamete yönelişi, telkin olunan fikirlerin hemen icrasına başlama isteği, işte kitle halinde bulunan ferdin başlıca özellikleridir. Artık bu kişi kendisi değildir. İradesi kendisine artık rehber olmaktan uzak olan bir otomattır”.*(S:29)

Gustave Le Bon’un kitleler hakkındaki söylediği pek çok şeyin bugün farklı biçimdeki yansımalarını görüyoruz. Bilimsel düstur bizlere şüpheci olmayı öğretirken, günümüz toplumunun düsturu ise katıksız bir rıza göstermemizi bizden beklemektedir. Sosyal Medya’daki muhalif görünümlü paylaşım gruplarında; Suriye’deki savaş üzerine yapılan paylaşımları incelediğimizde, aynı propaganda makinesinin izlerine rastlamaktayız. Yazıya bazı temel sorularla devam edelim:

Suriye’deki savaş hangi ekonomik nedenlerle başlatıldı?

Suriye’de savaşçı ya da muhalif diye bilinen grupların pek çoğu neden Suriye dışından bu ülkeye getirildi?

Amerikan merkezli ajanslar, yerel ve uluslararası medya kuruluşları savaşa dair çektikleri görüntüleri nasıl çekmektedir ya da bu görüntülere nasıl ulaşmaktadır?

CNN Internatinonal kaynaklı haberlerin çoğunlukla yalan olduğundan kaç kişi haberdar?

Facebook’daki ‘Fuck The System’ adlı grubu kim ya da kimler yönetmektedir?

Yine aynı paylaşım grubu hangi amaç ve gaye ile imparatorluğun propagandasına yer vermektedir?

Suriye savaşı başladığından beri yürütülen ‘iletişim’ savaşına ilişkin milyonlarca soru üretebiliriz. Ancak üzerinde ciddiyetle durmak istediğim tek bir konu var. Türkiye’deki bazı muhalif kanalların emperyalizmin ‘sözde insanlık’ savaşına neden omuz verdiğine dikkat kesilmek zorundayız. Sistem, kendi meşru alanını yine kendisine karşı gibi görünen cepheden oluşturmakta ve pazarlamaktadır. Sözde kar amacı gütmeyen; hümanist, devrimci ve hatta solcu bu terörist yapıların gerçek yüzünü göstermek zorundayız. Liberal düşüncenin zehirli etkisi altında IŞİD gibi örgütlerin ya da NUSRA benzeri neo-nazi gruplarının ürettikleri gerçeklikleri bizlere yutturmaya çalışan, muhalif görünümlü yapılara karşı tetikte olmalıyız. Bu hesapların kimler tarafından ve nasıl yönetildiği önemli bir sorudur. Düzene milyon kere lanet edip, o düzenin, hatta o sermaye yapılarının neden olduğu bir savaşın insan hayatını da işin içine katarak sergilediği halkla ilişkiler vahşetini, bizlere sunmaktan çekinmeyen bu ‘kontr-terör’ gruplarını sol siyaset kendi içinden ayıklamalıdır. Son tahlilde; birileri kamusal alanlarda kendilerine her türlü maskeyi takabilir ve kendilerini ‘sol’ değerlerle örtüştürebilir. Ne kadar kılık değiştirseler de, imparatorluğun mazlum halklara karşı ‘halkla ilişkiler’ tetikçiliğine soyunanları tanımakta zorlanmayız.

Kitleler Psikolojisi (Gustave Le Bon* Yağmur Yayınevi 2005 İstanbul

Beyaz Kasklılar: http://odatv.com/kim-bu-beyaz-kasklilar-0103171200.html

Irak Savaşı ve Chilcot soruşturması: http://odatv.com/akp-hukumeti-suriyede-terore-yardim-ve-yataklik-etti-2405161200.html

 

loading...

Sanki hiç “Kel kafalı bakan” diyen avukatı yargılatmamış gibi

t24 yazarı deneyimli gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Hadi Özışık'ın Youtube kanalındaki röpörtajında söylediği kritik bölümlere dikkat çekti. 

KYK borçlarının yapılandırılması teklifi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

İYİ Parti'nin ödenemeyen KYK borçlarının yapılandırılmasına yönelik teklifi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

İYİ Parti’li Türkkan’ın fabrikasına mühür, çiftliğine para cezası… “Sindirmek için her yolu deniyorlar”

İYİ Parti Grup Başkan Vekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın Dilovası ilçesindeki yağ fabrikasının orman arazisinde yer aldığı tespit edilen bölümü, Gebze Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerince mühürlendi. Dilovası Belediyesi görevlileri ise Türkkan’a ait çiftlikte incelemede bulunarak, yapı belgelerinin ibraz edilmemesi üzerine kaçak olduğu belirlenen bölümlerle ilgili tutanak tutup, 662 bin TL ceza kesti. İYİ Partili ürkkan sıcağı sıcağına açıklama yaptı.

Nâzım neden büyüktü, İsmet Özel neden küçük? 

Modern Türk şiirinin birkaç kurucusundan biri kabul edilen Nâzım Hikmet, gerek edebi gerekse siyasi çevrelerin sert tepkisine yol açabilecek bir çerçevede ele alındı. Aylık yayımlanan Üvercinka dergisinin haziran sayısındaki bir makalede, Nâzım'ın büyüklüğünün örgütsel angajmanından kaynaklandığı, “TKP'siz Nâzım'ın hiçbir öneminin olmadığı” ileri sürüldü. 

CHP’li Altay, ‘Siyasette bazen rakibe iyilik de yapılır’ dedi, Erdoğan’ı böyle uyardı

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. CHP'li Altay, 48 gün sonra yeniden çalışmalarına başlayan TBMM'de koronavirüsle mücadele ederken hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının şehit kabul edilmesi için hazırlanan yasa teklifinin gelmesini istediklerini ancak iktidar partisinin bekçilerle ilgili yasaya öncelik verdiğin söyledi.
207,658BeğenenlerBeğen
7,888TakipçilerTakip Et