Salı / 19 Ocak 2021

Soner Yalçın iyi ama çevresi kötü(!)

203,493BeğenenlerBeğen
8,644TakipçilerTakip Et

Odatv çalışanları 9 yıl sonra yeniden hedefte. Ama bir farkla. 

Bu kez hedef Odatv’nin patronu Soner Yalçın değil, sadece çalışanları.

Haliyle artık aramızda olmayan sevgili meslek büyüğümüz Doğan Yurdakul ve Mümtaz İdil de yok operasyonun hedefinde.

Önce Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç, neredeyse sağır sultanın bile duyduğu Libya’da şehit düşen MİT mensubunun cenaze töreni hakkında haber yaptıkları gerekçesi ile tutuklandı. Suçları devlet sırını ifşa etmek ve istihbarat çalışanını deşifre etmekmiş! 

Oysa aynı MİT’çi için bir hafta önce Meclis’te İYİ Parti’li Ümit Özdağ basın toplantısı düzenlemiş, cenazesine bir çok yetkili çelenk göndermiş kimin umurunda. 

Kurt, kuzuyu yemeyi kafaya koymuş bir kez. 

‘Suyumu bulandırıyorsun!’ diyor.

‘Ama efendim nasıl olur, siz yukarıdasınız ben aşağıda. Hem ben nasıl bulandırırım sizin suyunuzu’ demek de kâr etmiyor.

Ardından bu kez Odatv Ankara Temsilcisi Müyesser Yıldız gözaltına alındı. ‘Askeri casusluk’ suçlaması ile hem de! Yanında da TELE1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel ile birlikte.

Dört gün süren gözaltının ardından Dükel adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, Müyesser Yıldız tutuklandı. 

Tutuklama gerekçesi ise gözaltına alındığında avukatlarından önce ‘gizli soruşturmalardaki belgeleri bile savcılıklardan almakla’ övünen havuz medyasının istihbaratsever muhabiri tarafından yazıldığı gibi ‘askeri casusluk’ değil, ‘Zincirleme Olarak Devletin Güvenliğine ve Siyasal Yararlarına İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama’ oldu.

Haliyle 9 yıl aradan sonra peş peşe Odatv çalışanlarına yönelik gelen bu tutuklama furyasının ardından gözler 2011’deki operasyonda tutuklanan Soner Yalçın’a çevrildi.

Soner Yalçın ise Müyesser Yıldız’în tutuklanmasının ardından yazdığı ‘Yeni elbise’ başlıklı yazıda, tutuklamaların asıl hedefinin AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu yazdı!

Soner Yalçın şöyle yazdı:

Odatv’ye 2011 yılında FETÖ eliyle yapılan kumpas ile…
Odatv’ye 2020 yılında “birileri” eliyle yapılan kumpasın benzer olduğunu nasıl anlamazlar?
Dün FETÖ nasıl iktidarın içindeyse…
Bugün o “birilerinin” iktidarın içinde olduğunu nasıl görmezler?
Asıl hedefleri Erdoğan; ve bunu üç beş partili dışında kavrayan yok!

Açıkçası Soner Yalçın’ın yazısı beni hiç şaşırtmadı. Çünkü Yalçın uzun süredir ısrarla ‘Erdoğan iyi ama çevresi kötü’ yazıları yazıyor. 

YSK’nın Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin oy farkla kazandığı İstanbul seçimlerini tamamen hukuksuz şekilde gasp ettiği 6 Mayıs tarihinden hemen bir gün sonra Sözcü gazetesinde yazdığı ‘Tarihsel blok’ başlıklı yazıda Erdoğan’ın başında olacağı ‘Türkiye İttifakı’ adlı tiyatroya katılmayan solcuları seçkincilikle ve emperyalizmin oyuncağı olmakla suçlayan Soner Yalçın değil miydi?

Uzun bir süredir, Erdoğan ve AKP’nin içinde yer alacağı bir büyük koalisyon hayaline dair yazılar yazan da o değil mi?

Soner Yalçın’ın eski ustası Doğu Perinçek’in bugün nerede durduğunu görünce hala birileri nasıl şaşırabiliyor ben de bunu anlamıyorum.

Türkiye’de çeşitli ‘muhalif’ olduğunu iddia eden kesimlerin şöyle tuhaf bir savunma stratejileri gelişti. Antidemokratik bir saldırı ile karşı karşıya geldikleri zaman, AKP ve Reisi Erdoğan’a ‘FETÖ de böyle yapardı’ mesajı gönderiyorlar. 

Zannediyorlar ki, FETÖ’nün o dönem yaptıklarından Erdoğan’ın haberi yoktu!

Demokrasi benim için bir tramvaydır, geleceğim yere gelince inerim’ diyen bir siyasetçinin her türlü antidemokratik uygulamadan hiç haberi olmadığını, bu yapılanların onun çevresindeki birkaç kötü niyetli kişinin ya da ‘kripto FETÖ’cünün işi’ olduğuna milleti ikna etmeye çalışıyorlar.

Soner Yalçın da bu koronun orkestra şeflerinden biri.

Bunu yapanlar saflıklarından mı yoksa kurnazlıklarından mı yapar bilemem. Ama ne etik, ne ahlaki ne de onurlu bir duruş olmadığını dışarıdan bakan herkesin gördüğünü onlara söylemek gerekir.

Ne yani, ‘Gezi’de polise emri ben verdim’ diyen Erdoğan’ın kendi itirafını unutup, ‘Gezi’yi FETÖ’cü polisler ve Osman Kavala başlattı’ yalanına inanmamızı mı bekliyorsunuz.

Ya da ‘Bu davanın savcısı benim’ diyen Erdoğan’ın, Ergenekon kumpasında rolü olmadığına.
Dolmabahçe’de kurulan Çözüm Süreci masasını da ‘ben böyle bir mutabakat tanımıyorum’ diyen Erdoğan devirdiğine inanmayıp, çevresindeki kötü adamları mı arayacağız? 

Hem de toplantı boyunca defalarca kendisinin aranarak anbean her konuşmadan haberdar edildiğini bildiğimiz halde.

Mavi Marmara gemisini ilk seferde İsrail’in üzerine salıp sonra da ‘Giderken benden mi izin aldınız’ demesinin sorumluluğunu nerede arayalım peki?

‘Mavi Marmara’yı ikinci kez gerekirse yanında askeri fırkateyn eşliğinde Gazze’ye yollayacağız’ deyip , Mavi Marmara’ya yola çıkma izni vermeyen de AKP’ye sızan birkaç kripto FETÖ’cü müydü? 

Yıllardır Erdoğan iktidar bloğunun tam merkezinde durdu. Dün FETÖ ile koalisyon yaparken de, bugün MHP ve Perinçek ile koalisyon yaparken de iktidarın merkezinde hep o vardı.

Çevresindeki isimler sürekli değişti. Yola çıktıkları ile yolda değiştirdiklerinin listesi buradan köye yol olur. Ancak birileri hala, Erdoğan’ın iyi çevresinin kötü olduğunu söylemeye devam ediyor. 

Sahi sizin bu ‘iyi’den anladığınız nedir? 

Her daim ve er koşulda gemisini yüzdürmek midir?

Bu durumda biz de Barışlar ve Müyesser Yıldız tutuklandığında şunu mu demeliyiz; Soner Yalçın iyi ama çevresi kötü?

Komik olmaz mı? 

Bence olur. Hele ki şu zamanda.

***

‘Acaba Doğan Yurdakul yaşasaydı, Soner Yalçın’ın bu yazısı hakkında ne derdi?’ diye merak etmeden de duramıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları