Cuma / 26 Şubat 2021

Sizin derdiniz “özgürlükçü” Anayasa değil

202,535BeğenenlerBeğen
8,644TakipçilerTakip Et

Sanki ortada bir Anayasa kalmış gibi…

Sanki bugüne kadar Anayasa’yı kevgire döndürüp delik deşik etmemişler gibi…

Evet, bu Anayasa 12 Eylül Faşist Darbesi’nin Anayasa’sıdır. 

Bu Anayasa ile 27 Mayıs Politik Devrimi’nin ürünü olan 61 Anayasası’nın tüm ilerici, demokratik, özgürlükçü yönleri budanmıştır. 

Mecliste Anayasayı değiştirecek çoğunluğunuz olduğu dönemler de oldu. 

Yetmedi, 12 Eylül 2010 Referandumunda “yetmez ama evet”çi hainleri de peşinize takarak yüksek yargıyı tamamen teslim aldınız. Yargıyı AKP’nin hukuk bürolarına çevirmeyi başardınız. 

Ardından 10 Aralık 2016 tarihli 21 maddeden oluşan Anayasa değişikliği teklifinizi meclisten geçirttiniz. 16 Nisan 2017 tarihindeki referandumda da emrinizdeki YSK eliyle; “sandık kurulunun mührü olmayan 2,5 milyon oyu geçerli saydırarak” gerçekte hayır çıkan referandumu çaldınız. 

Böylece sözde “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ama gerçekte tek kişinin hakimiyetine dayalı bir “Başkanlık Sistemi”ne geçtiniz. 

Böylece Anayasa, yasa, yönetmelik vb. hiçbir kural dinlemeyen bir despotik yapı kurmuş oldunuz. 

Şu anda ülkemizde yasama da yargı da yürütme de tek kişinin elinde toplanmıştır. 

Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkan her söz kanuna, her talimat iddianameye ve mahkeme kararına dönüşmektedir. 

Bunu söylerken kimseye haksızlık etmiyoruz. 

Meclisteki muhalefet partilerinin milletvekilleri, bugüne kadar verdiğiniz kaç tane kanun teklifi meclisin gündemine alındı ve yasalaştı? Ya da AKP’lilerin verdiği kanun teklifleri görüşülürken sizin verdiğiniz kaç tane değişiklik önergesi kabul edildi?

Tayyip Erdoğan, sanki kendisinin kanunsuzluk yapma, hakaret etme özgürlüğü varmış gibi; önüne gelen olmadık hakaretler yağdırmayı kendisine hak görürken kılı kıpırdamayan yargı, kendisine yapılan en küçük bir eleştiriyi hemen TCK m. 299 kapsamına sokarak “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçundan dava açmakta. 

Bizzat kendisi; önüne geleni terörist diye yaftalamakta, görülmekte olan davalar hakkında yönlendirici açıklamalar yapmakta. Mahkemeler de maalesef bu çağrılara uygun kararlar vermekteler. 

İşine gelmediğinde “Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay’ın kararları beni bağlamaz, uymayacağım” diyebilmekte. İşine geldiğinde de “bağımsız yargının verdiği kararlara hepimiz uyacağız” diye “demokratlığı” oynamakta.

Çıkarttığı “Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri” ile yasamanın yerine geçtiği gibi, sürekli birbirini değiştiren kararnamelerle komik durumlara düşmekte. 

Örneğin; 06 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazete’nin başlığında aynen şöyle bir tekerleme yazmakta: “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi İle Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” 

Yani çocukların evcilik oynarken; “ben yaptım ben bozuyorum” dedikleri gibi, çalakalem yazdıkları kararnameleri bir başkası ile hemen değiştirmekteler.  

Öyle ki; Cumhurbaşkanlığı kararnamelerindeki madde sayıları meclisten çıkan kanunlardakinden üç-dört kat fazla olduğu söyleniyor.

Bu durum tam da Montesquieu’nün bundan 273 yıl önce 1748 yılında yayımlanan “Kanunların Ruhu” eserinde güçlü bir şekilde vurguladığı gibi; yasama, yürütme ve yargı erkini elinde toplayan “zalim bir hükümdarlığı” ifade etmektedir. 

Montesquieu’ye göre; “Eğer aynı idarenin kişilik veya yapısında, yasama erki yürütme erkiyle birleşmişse, hiçbir şekilde hürriyet yoktur. … Yargı erki de, yasama ve yürütme erklerinden ayrılmış değilse gene hürriyet yoktur. … Bu üç erki de aynı kişi veya… kurullar kullanırsa her şey mahvolur.”

Evet, AKP’giller eliyle şu anda ülkemizde her şey mahvolmuş durumdadır. 

Şimdi de kalkmışlar; “Yeniden Kuruluş Anayasası” hazırlayacaklarmış?

Hem de herkes bu Anayasa çalışmalarına katılacakmış!!!

Sevsinler sizin yalanlarınızı…

Bunlar bir yandan böyle konuşurken diğer yandan da hınk deyicilerine; 

Anayasa’da var olan vesayetin en büyüğü bazı kanunların değiştirilmesinin teklif dahi edilememesidir. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletinse milletin anayasasını istediği zaman değiştirme hakkına sahip olması gerekir. Milletin böyle bir hakkı yoksa o zaman hâkimiyet milletin değil’ 

(https://twitter.com/M_Boynukalin/status/1358703351848910848)

1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün’ 

(https://twitter.com/M_Boynukalin/status/1359385602806931456)

Paylaşımları yaptırarak bugüne kadar yeltenemedikleri Laiklik ilkesini kaldırıp devletin dininin İslam olduğu şeklinde değişiklik yapmak istiyorlar.  

Demokratik, laik, sosyal, hukuk devletini fiilen ortadan kaldırdılar. 

Şimdi de; (hep yaptıkları gibi) fiili duruma hukuki kılıf uydurarak “Tayyibistan İslam Devleti”ne gidişin taşlarını döşemek istemekteler.

Ayrıca halkımızın İşsizlik-Pahalılık cehennemindeki ıstırabından kaynaklanan tepkiyi bastırmak için gündem değiştirmek istiyorlar.

Bunun için olmadık taklalar atacakları kesin. 

Bir yandan halkı terörize ederken, diğer yandan da mecliste “milletvekili pazarı” kurmayı ihmal etmeyecekler. 

Meclisteki, anasından yavrusuna tüm muhalif partilerin başındakiler de aynı toptan kesme olduklarından bu zokayı yutmaları çok kolay olacak. Kaldı ki, şimdilerde “ilerici-demokrat” diye allayıp pulladıkları Karamollaoğlu, Akşener gibiler çoktan teşne laikliğin kaldırılmasına. 

Babacan ve Davutoğlu da zaten dünden hazırlar.

Kılıçdaroğlu ise; “Laiklik ilkesinin Anayasa’dan çıkartılacağını tahmin etmiyorum” diyerek milletin gözüne kül serpmekte. Zira kendisi ve bugünkü CHP’nin başını tutmuş yöneticilerin ezici çoğunluğu da Laikliğe, Mustafa Kemal’e, Tam Bağımsızlığa, Ulusal Kurtuluş Savaşımıza karşılar. 

Geçtiğimiz yıllarda, “tarikatlara saygı duyuyoruz” diyen Kılıçdaroğlu değil mi?

Batılı Emperyalistler de; BOP’un bizim ülkemizdeki uygulanışı olacak Yeni Sevr planları çerçevesinde bizimkileri hep cesaretlendiriyorlar. 

Öyleyse iş başa düşüyor. 

Halkımızı kurtaracak yine kendisidir.

Tıpkı bundan yüz yıl önce işgal altındaki vatanı kurtarma savaşına soyunan Ulusal Kurtuluş Savaşçıların yayımladıkları Amasya Tamimi (Genelgesi)’nin 3’üncü maddesinde ilan ettikleri gibi; Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Zira burası Arabistan değil. 

Öyle kolay değil bu gericiliği hayata geçirmek. 

Bu ülkede, eksik gedik de olsa uygulanan ve Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından olan Laikliği içselleştirmiş milyonlar var. 

Özellikle kadınlarımız; kendilerinin köleleşmesi, toplum dışına itilmesi, bir erkeğin dört karısından biri olunması anlamına gelen şeriata karşı laikliğin önemini daha iyi kavramış durumdalar.

AKP’ye oy vermiş kadınların büyük bir kısmı da bunu görmektedir. 

O nedenle amaçladıkları kara düzeni bu halka kabul ettiremezler, ettiremeyecekler…

İzin vermeyeceğiz…

 

Yazarın Diğer Yazıları