Çarşamba / 28 Ekim 2020

Siyasal mücadele aracı: Düşman hukuku

205,013BeğenenlerBeğen
8,576TakipçilerTakip Et

Bugün iktidar “düşman ceza hukukunu” hatta “savaş hukukunu” siyasal mücadele aracı olarak kullanmakta ve kapsamını giderek genişletmektedir.

Bu yaklaşıma göre:

– “Devletin bekası” her şeyin üzerindedir. Devletin bekasına yönelik bir tehdit oluştuğu veya oluşacağı tespit edildiği zaman başka her şey (hukuk, demokrasi, haklar ve özgürlükler vb.) birer teferruata dönüşür.

– Bugün Türk devletinin bekası terörist örgütler ve destekçisi olan yabancı devletler tarafından tehdit edilmektedir. Öte yandan dış tehditler de (Suriye, Irak, Libya, Doğu Akdeniz, Yunanistan, Ermenistan vb.) mevcuttur. Hatta bir “vatan savaşı” verildiği bile söylenebilir. Dolayısıyla devlet kendini savunmak durumundadır.

– Devlet=iktidardır. Devletin bekası iktidar tarafından temsil edilmekte ve savunulmaktadır. İktidarın uygulamalarına muhalefet etmek ve karşı çıkmak -farklı derecelerle de olsa- devletin bekası için tehdittir ve tehdit kapsamı içinde algılanır.

– Toplum, devletten ve iktidardan yana “vatandaşlar” ile devlet karşıtlarına şu veya bu düzeyde destek olan “düşman unsurlar” olarak ikiye bölünür. Vatandaşlara “vatandaş ceza hukuku” yani normal hukuk, düşman unsurlara “düşman ceza hukuku” yani olağanüstü durum hukuku uygulanır. Düşman unsurlar, “haklara sahip insanlar” olarak görülmeyen, “her şeyin yapılabileceği” kişi ve kesimlerdir.
AKP-MHP iktidarının yönetim erkine ve topluma yaklaşımı kısaca böyledir.

***

Bu yaklaşım ve uygulamalar ne tür sonuçlar vermektedir?

“Beka”nın kapsamı iktidarın işine geldiği gibi genişletilmektedir. Giderek bütün iktidar politikaları, iktidarın çıkarına olan her uygulama beka kapsamı içine sokulur. Böylece iktidara yönelik her türlü eleştiri “beka düşmanlığı” kapsamına alınır. Bekanın kapsamı genişlediğinde “düşman”ın kapsamı da genişler.

İktidar sahipleri “beka uğruna” her türlü uygulamayı yapmayı, her türlü yalanı söylemeyi kendilerine hak olarak görürler. Onlar “her şeyi yapabilecek (bunu kendine hak gören)” kişi ve kesimlerdir. Ne yapıyorlarsa “devletin bekası” için yapmaktadırlar.
Bu uygulamalara karşı çıkanlar ise otomatikman “düşman unsur”, “terörist yanlısı”, “vatan haini”, yani düşman ceza hukuku kapsamına giren kişiler olmaktadır.

Örneğin salgın verilerinin çarpıtılması ve saklanması beka gereğidir (Sağlık Bakanı bunu “ulusal çıkar” diye tanımladı). Böylece bu konuda iktidarı eleştirmek ve gerçek verileri açıklamak devletin bekasına yönelik bir tehdit olmaktadır; bunlara düşman ceza hukuku uygulanmalı, susturulmalı, kurumları kapatılmalıdır.

Örneğin ülke genelinde yüzde 10-12, bazı bölgelerde yüzde 50’nin üzerinde oy almış, mecliste grup kurmuş, onlarca belediye kazanmış bir siyasal parti (HDP) toptan “terörist” ilan edilir, bu partinin yöneticileri, vekilleri, belediye başkanları, üyeleri, seçmenleri “düşman” yani “her şeyin yapılabileceği” kişiler olarak kabul edilir; böylece 6-7 milyon insan toptan düşman ceza hukukunun muhatabı olur. Yetmedi, bu uygulamaya karşı çıkanlar da “terörizm yanlısı” ilan edilerek aynı kapsama alınır. Yetmedi, HDP’nin destek verdiği başka partiler de “terörizm ittifakı” ilan edilerek kapsam alanına alınır. Böylece neredeyse toplumun yarısına “devlet düşmanı” olarak bakılır.

Bu tabloya göre ortada iktidar ve muhalefet kalmaz; iktidar ve vatan hainleri, terörizm yanlıları kalır. İktidar toplumu bu şekilde bölerek ve kutuplaştırarak yönetmeye kalkışmaktadır.

Bu mantığa göre, iktidarın seçim kaybetmesi, kaybetme riskinin bulunduğu bir seçimin yapılması da devletin bekasına yönelik bir tehdit olacaktır. Devletin bekası için mevcut iktidar ne pahasına olursa olsun sürmelidir; sürmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır, yapılabilir.

***

Dünyada sadece Türkiye’de değil pek çok ülkede uygulanmaya başlanan düşman ceza hukuku ve kapsamının bu denli genişletilmesi, insanlığın Modernite ile elde ettiği kazanımların geri alınması, bir tür ortaçağ hukukuna, Engizisyona veya şeriat hukukuna geri dönüş anlamına gelir.

Elbette bu çapta bir geri dönüşü başaramazlar. Ama insanlığa ve toplumlara büyük zararlar verebilirler. Koyu faşist rejimlerin ve/veya iç savaşların gündeme gelebilme tehlikesi göz ardı edilemez. Çünkü günümüzde dünya kapitalizminin tepesinde emekten, üretimden ve doğadan kopmuş, kısacası ipini koparmış bir burjuvazi bulunuyor. “Neo-aristokrasi” de denebilecek bu kesim, çıkarları uğruna bu tür rejimleri destekleyebilir ve diğer tehlikeler umurlarında bile değildir. Ülkemizde de bu durumu yaşıyoruz.

Burjuva demokrasisinin bu tür tehlikeler karşısında aciz kaldığı tarihten biliniyor. Ya -hem ülke hem de dünya çapında- geniş bir “Emekçi Modernitesi” cephesi kurularak bu gidişata dur denecektir ya da insanlık söz konusu tehlikelerin gündeme girdiği bir süreçten geçmek zorunda kalacaktır.

Not: Yazı Ender Helvacıoğlu’nun sosyal medya hesabından Halkweb okurları için alıntılanmıştır

Serbest Kürsü

Prof. Dr. Taner Timur yazdı… Erdoğan ve AKP’nin fikri iktidarı?

Prof. Dr. Taner Timur yazdı...

Fatih Yaşlı yazdı… Askıdaki anayasa, askıdaki ekmek

Fatih Yaşlı yazdı...

Esnek çalışma

Mehrali Yücedağ yazdı...

Grev hakkı var mı yok mu?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Celal Eren Çelik’ten çok konuşulacak Candaş Tolga Işık yazısı!

Haber Alternatif Genel Yayın Yönetmeni Celal Eren Çelik yazdı...

Gündem

Ekrem İmamoğlu’ndan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı çağrısı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için tüm vatandaşları hep birlikte 29 Ekim’de tam saat 19.23’te hep birlikte İstiklal Marşı'nı okumaya davet etti.

İşte Sağlık Bakanlığı’nın gizlediği Bilim Kurulu istifası

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Bülent Çaplı’nın 3 hafta önce sessiz sedasız istifa ettiğini yazdı. Sarıkaya’nın yazısına göre istifa sonrası kurula yeni bir atama yapılmazken, istifanın nedeni ise bilinmiyor.  

Sinan Engin koronavirüse yakalandı

Beyaz Futbol yorumculardan Sinan Engin'in koronavirüs testi pozitif çıktı.

Vatandaşları ücretsiz araç muayenesi vaadiyle kandırdılar. Yıllık 2 milyon liralık vurgun ortaya çıktı

Ankara merkezli gerçekleşen operasyonda vatandaşları ücretsiz araç muayenesi vaadiyle dolandıran çete çökertildi. Söz konusu çetenin yıllık 2 milyon liralık vurgun yaptığı ortaya çıkarken, operasyonda 24 kişi gözaltına alındı.

Akşener’den Erdoğan’a ‘keyif çayı’ tepkisi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti Grup Toplantısı'nda konuştu.