Salı / 1 Aralık 2020

Sınıf mücadelesi havuz problemi gibidir

Mehrali Yücedağ yazdı...

204,505BeğenenlerBeğen
8,581TakipçilerTakip Et

Bir havuzu 1 musluk 3 saatte dolduruyorsa, 2 musluk aynı havuzu kaç saatte doldurur?
Yada aynı havuzu 1 musluk doldururken 2 musluk boşaltıyorsa o havuz kaç saatte boşaltılır?
Sınıf mücadelesi de aynen bir havuz problemi gibidir. Nasıl mı?
İşçilerin mücadele sonucu kazanımlarını bir havuzda toplandığını düşünün. Bu havuzda ki kazanılmış hakları korumak ve yenilerini eklemek için sınıf mücadelesi verenler var. Ki olar sınıf sendikacılığı yapar. İşçiden yanayım, sendikayım, sendikacıyım diyenler tarafından, yıllardır yeni haklar almadan havuzu boşaltmaya çalışanlarda var. Bunlarda sarı sendikacılık yapar. (Gelmiş geçmiş iktidarlarının işçi haklarına saldırısını yazmayalım.)
Şuan sendikal mücadelemizdeki sendikalar ve onun çevresinde mücadele ettiğini söyleyenlerin % 90’ı havuzu boşaltan musluk konumundadır. İşçi sınıfımızın kazanımlarını bir bir yok ediyor, havuzun dışına atıyorlar.
Ki bunları yaparken sınıf mücadelesi verenleri de engel olarak görür ve saf dışı etmek isterler.
Bundan dolayıdır ki kimi zaman sınıf mücadelesi verenlere karşı iftira atarak, onlara saldırarak, kimi zaman verilen mücadeleye sessiz kalarak, kimi zaman da doğrudan parababalarıyla işbirliği yaparak görevlerini yerine getirirler.
Ve tüm sendikaları aynılaştırmaya, kendileştirmeye çalışırlar.
Bunu da çok büyük oranda başarmış durumdadırlar.
Şöyle ki,
Sendika kavramı işçilere, işten atılmayı, yani işsiz kalmayı, haklarını gasp edilmesini, sendikaların işçilere sahip çıkmamasını, patronlarla sendikacıların işbirliğini aklına getiriyor. Al birini vur ötekine.
İşçiler sendikalara güvenmiyor.
Hak gaspına uğrayan işçilerin aklına sendikalar gelmiyor.
Sendikaların üyesi işçilere sahip çıkmamasına kimseyi şaşırtmıyor.
Üyesi işçilere sahip çıkmayan sendikalara, neden üyen işçilere sahip çıkmıyorsun, sorusu sorulmuyor.
Sendika başkanlarının aldığı ücret, yaşam biçimleri, lüks yaşamları doğal karşılanıyor. “Bal tutan parmağını yalar”, mantığı hakim oluyor.
Tüm sendikalar aynıysa işçilerin sendikalardan beklentisi kalmıyor.
İşçiler sendikaların işçiler için mücadele etmesi gerektiğini çoktan unutmuş durumda. İşçiler sendikalara bürokratik bir kurum gözüyle bakıyor.
Algı böyle olunca hakları için mücadele eden işçilerin mücadelesine sahip çıkan sınıf sendikacılarına da işçiler ön yargılı oluyorlar. Bir çıkarları olmazsa neden bize yardım etsinler?
Durum şu. İşçi sendikaya üye olur, sendikaya aidat verir, ücretler bir miktar artar. Ve bir gün işçinin hakları gasp edildiğinde sendikalarında görevi biter. Ne acıdır ki bu düşünce hâkim düşüncedir.
Tek bir örnek verelim. Uzel Makina İşçileri 13 yıldır yasal haklarını arıyor. İşçilerin haklarının gasp edilmesi ve bu kadar uzun hak arayışının sürmesinin en büyük sorumlusu ülkemizdeki sarı sendikal anlayıştır. Bu işçilerin hak arama mücadelesinin yanında Nakliyat-İş dışında kimse yok. Diğer sendikalar sessiz kalıyor. Sessiz kalanların büyük çoğunluğu Uzel Makina İşçilerinin sendikası olan Türk Metal Sendikasını karşısına almak istemiyorlar. Ve sendikalar, sendikacılar asli görevlerini unutmuş durumdadır.
Peki Uzel Makina İşçileri kazanırsa sadece Uzel Makina işçileri mi kazanmış olur? Hayır.
Haklarını arayan, haklarını iyileştirmeye çalışan, daha iyi bir gelecek, iş güvencesi için mücadele eden işçilere destek vermiyorsanız en büyük zararı kendinize ve çocuklarınızın geleceğine vermiş olursunuz.
Şunu da unutmayalım.
Sokağın öbür tarafında, sınıf mücadelesinden, işçilerden uzak atılan, “Yaşasın sınıf dayanışması, işçilerin birliği sermayeyi yenecek, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları bir şey ifade etmez. Hariçten gazel okumaktan öteye gitmez. Ancak ne yazıkki hariçten gazel okuyanların mücadele ettiğini zanneden işçiler olur. Bu biçimde atılan her slogan işçileri kandırır, parababalarına ise güven verir.
Bir Uzel Makina işçisi şunu demişti.
” Ben 25 yılımın 300 gününü sendikaya çalıştım. Kıdem tazminatımı ve 5 aylık ücretimi Uzel Patronu, 300 günlük ücretimi de Türk Metal Sendikası çaldı. Oysa Sendikaya benim haklarımı korusun diye üye oldum, aidat ödedim. Ama onlar işverenlerle birlik olup benim hakkımı gasp ettiler”, diyor.
Ne demek, işçi sendikasının parababaları ile birlik olması?
Havuz problemi sorusunun en can alıcı cevabı şudur. Havuzu boşaltan musluklar aynı zamanda sendikaları da, sendika üyesi olmayı da anlamsızlaştırır. Ve hatta sendikalara karşı işçileri düşmanlaştırır.
Tüm bunlar olmasın diye, gerçek anlamda sendikal mücadele ve sınıf mücadelesi, bir tarafta parababalarının işçi düşmanlığına bir tarafta da sarı sendikacılığa karşı olması gerekiyor. Parababalarının işçi düşmanlığı, sarı sendikal anlayışla paralel yürür. Sarı sendikal anlayış güçlüyse işçilerin hak kaybı artar. Bu anlamda sarı sendikal anlayışı bitirmeden işçi düşmanlığının önüne geçemezsiniz.
Şu günlerde, kıdem tazminatı hakkı ortadan kaldırılmak isteniyor. Sarı sendikal anlayış, “Kıdem tazminatı son kalemiz, kırmızı çizgimizdir” demekten başka ne yapıyor?
Havuzu boşaltan muslukları kapatmak işçi sınıfımızın örgütlü gücünden saklıdır.

Mehrali Yücedağ

Serbest Kürsü

Sendikalaşmaya karşı ücretsiz izin dayatması

Mehrali Yücedağ yazdı...

Kim kazanmıştı?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Hazımsızlık

Mehrali Yücedağ yazdı...

Sınıf mücadelesi havuz problemi gibidir

Mehrali Yücedağ yazdı...

Prof. Dr. Taner Timur yazdı… Erdoğan ve AKP’nin fikri iktidarı?

Prof. Dr. Taner Timur yazdı...

Gündem

Bakan Selçuk’tan uzaktan eğitim paylaşımı

Milli Eğitim Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'tan devam eden uzaktan eğitim süreci ile ilgili olarak sosyal medya üzerinden paylaşım geldi.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’ten 105 gün sonra ilk görüntü

Korona virüs tedavisi gördüğü sırada akciğerlerinde oluşan hasar nedeniyle 64 gün yoğun bakımda kalan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in 105 gün sonra ilk görüntüsü paylaşıldı.

AKP’nin kurucu vekillerinden Kemal Albayrak’dan AKP’ye çok konuşulacak kölelik çıkışı

AKP'nin kurucu milletvekillerinden olan Kemal Albayrak, partisini sert sözlerle eleştirdi. Albayrak, “Tartışamıyorlar çünkü korku var. Korku düşünce yaratmaz, düşüncenin olmadığı bir yerde kölelik vardır. AK Parti kölelik ve itaat kültürüne dayalı bir sistemle yönetiliyor” dedi.

MAK Danışmanlık’ın yaptığı son ankette dikkat çeken detay! Sadece üç parti barajı geçebiliyor…

MAK Danışmanlık’ın 14-24 Kasım tarihleri arasında yaptığı anketten çarpıcı sonuçlar çıktı. 67 ilden 5 bin 700 kişiye yapılan ankete göre bugün seçim olsa barajı 3 parti geçebiliyor. Öte yandan ankete katılanların yüzde 58’i bugün seçim olsa 24 Haziran’da oy verdiği partiye yeniden oy vermeyi düşünmüyor.

Erdoğan’dan soka çıkma yasağı açıklaması: Artık her gün yasak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümet kabinesi toplantısı açıklamalarda bulunuyor