HALKWEBYazarlarSınıf Kininin Hafızası: Kör Öfke Değil, Tarihsel Bilinçtir

Sınıf Kininin Hafızası: Kör Öfke Değil, Tarihsel Bilinçtir

ıf kini, ezilenlerin, sömürü ilişkilerini üreten toplumsal düzene karşı geliştirdiği tarihsel bilinçtir.

0:00 0:00

Sınıf kini, kör bir öfke değildir;
Tarihin ezilenlere bıraktığı en berrak hafızadır.
Bu kin, kişilere değil, düzenedir.
Ve o düzen yıkılmadan insan özgürleşemez. 

Sınıf kini, ezilenlerin, sömürü ilişkilerini üreten toplumsal düzene karşı geliştirdiği tarihsel bilinçtir. Bu bilinç, anlık tepkilerin değil; tarihsel süreçler içinde biriken deneyimlerin, bastırılmış mücadelelerin ve görünmez kılınan emeğin sonucudur.

ÖFKE DEĞİL, HAFIZA: EZİLENLERİN DÜZENLE HESABI!

Bugün dünyada yaşanan krizler, çatışmalar ve toplumsal gerilimler sıklıkla tek bir kelimeyle açıklanmaya çalışılıyor: Öfke. Oysa bu açıklama, gerçeği örtmekten başka bir işe yaramıyor. Ezilenlerin duyduğu şey basit bir öfke değil; Daha derin, daha köklü ve tarihsel bir olgudur. Buna SINIF KİNİ denir ve bu kin, bireysel patlamaların değil, yüzyıllar boyunca biriken bir toplumsal hafızanın ürünüdür.

KİŞİLERE DEĞİL, DÜZENE YÖNELEN BİR TEPKİ!

Egemen söylem, bilinçli ya da bilinçsiz biçimde, ezilenlerin tepkisini kişilere indirger. Bir patron, bir siyasetçi, bir yönetici hedef haline getirilir; Sorun sanki birkaç kötü niyetli insanın varlığıymış gibi sunulur. Oysa sınıf kini tam da bu yanılsamayı reddeder. Onun yöneldiği yer kişiler değil, bu kişileri mümkün kılan toplumsal yapıdır. Çünkü kişiler değişebilir, ama düzen aynı kaldığı sürece sömürü de eşitsizlik de devam eder.

*Kişilere indirgenen her eleştiri, düzeni görünmez kılar.

TARİHSEL BİLİNÇ, HAFIZA OLMADAN MÜCADELE OLMAZ!

Sınıf kininin asıl gücü, hafıza taşımasından gelir. Bu hafıza; kaybedilen hakların, bastırılan isyanların, görünmez kılınan emeklerin toplamıdır. Fabrikalarda, tarlalarda, sokaklarda; grevlerde, direnişlerde ve bastırılmış toplumsal hareketlerde yazılmış bir tarihtir bu. Resmî kayıtlara geçmese de, toplumsal bellekte yaşamaya devam eder.

Hafıza yoksa mücadele yönünü kaybeder; Öfke savrulur, hedef bulanıklaşır.
Hafıza varsa, mücadele bilinç kazanır ve rastgele değil, tarihsel bir doğrultuda ilerler.

KÖR ŞİDDET Mİ, BİLİNÇLİ DÖNÜŞÜM MÜ?

Sınıf kini çoğu zaman bilinçli olarak “kör şiddet”le eş tutulur. Bu da tesadüf değildir. Çünkü bilinçli bir dönüşüm talebi, mevcut düzen için en büyük tehditlerden biridir. Oysa sınıf kini, yıkıcı olduğu kadar kurucudur da. Amacı kaos yaratmak değil; insanı insana yabancılaştıran yapıları ortadan kaldırmaktır. Yıkım, burada bir amaç değil; Özgürleşmenin zorunlu bir aşamasıdır.

ÖZGÜRLEŞME NEDEN DÜZENLE HESAPLAŞMAYI GEREKTİRİR?

Bireysel özgürlük anlatıları çoğu zaman yapısal sorunları görünmez kılar. İnsanlara “kendi hayatını değiştir” denir, ama o hayatı belirleyen üretim ilişkileri ve toplumsal sınırlar sorgulanmaz. Oysa insan, içinde yaşadığı düzenin çizdiği çerçeveyle sınırlıdır. Eğitimden işe, sağlıktan barınmaya kadar her alan bu yapı tarafından belirlenir.

Bu nedenle düzen yıkılmadan, özgürlük yalnızca bir vaat olarak kalır.

HALKA ADANMIŞ BİR BİLİNÇ!

Bu, yalnızca akademik bir tartışma değil; gündelik hayatın içinde bunu yaşayanların gerçeğidir. Çünkü bu hafızanın gerçek taşıyıcısı halktır.

Sınıf kini, bastırılması gereken bir duygu değil;
Doğru hedefe yöneltildiğinde özgürleşmenin pusulasıdır.

Unutmak, egemenlerin işine yarar.
Hatırlamak ise ezilenlerin en güçlü gücüdür.

Ve tam da bu yüzden mesele:
Öfke değil; hafızadır.
Körlük değil; bilinçtir.
Kişisel hesaplaşmalar değil; düzenle yüzleşmedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI