Pazartesi / 22 Mart 2021

Sendikalaşmaya karşı ücretsiz izin dayatması

Mehrali Yücedağ yazdı...

202,175BeğenenlerBeğen
8,644TakipçilerTakip Et

Bu yazıyı okumak size belki de hiçbir şey katmayacaktır. Çünkü okuyacaklarınızın hepsini sonuçlarıyla birlikte biliyorsunuz. Bu nedenle sonuçta sizi şaşırtmayacak.
Pandemi en çok işçileri, emekçileri etkiledi.

Pandemi ilan edildiği günden bugüne öldüler, işsiz kaldılar, gelirleri düştü, yoksulluğa mahkum oldular. Gördüğünüz gibi bilinmeyeni bir durumdan söz etmiyorum.

Her şey sendikal faaliyetlerin askıya, yasaklanmasıyla başladı. AKP iktidarı sendikal faaliyetler askıya alınca gerisi kolay oldu. Bu durumun Pandemi ile alakası yok önceden de sendikal faaliyetler askıdaydı derseniz, karşı çıkmam.

Pandemi ile birlikte 17 Nisan 2020’de kabul edilen 7244 sayılı Covid-19’un ekonomik ve sosyal risklerine ilişkin yasa ile 3 ay süre ile işten çıkarma yasağı getirildi. Kamuoyunda kısa bir sevinç oldu. Sendikacılar biz yaptırdık, dedi.

Oysa işten çıkarma yasağı ile birlikte AKP işverenlere işçileri tek taraflı ücretsiz izne çıkarma olanağı tanımıştı. Sendikacılar durumu kavradığında iş işten geçmişti. Yada durumu kavramak işlerine gelmemişti.

Eğer işveren işçiyi ücretsiz izne göndermek ister, işçi bunu kabul etmezse işveren işçinin iş akdini 4857 sayılı İş Kanununun 25/III. maddesine istinaden işçiyi işten çıkarabilir.
Yani bu şu demek, karşı çıkmayacaksın. Karşı çıkan kendini kapı önünde bulur. Ücretsiz izinde geri dönme şansın var, bekle. Sendikalaşmaya, örgütlenmeye göz yummam.

Yasaklanan sendikal faaliyeteler 3 ay sonra kaldırıldı. Sendikaya üye olmak Anayasal bir haktır. Ama ücretsiz izin uygulaması uzatıldıkça uzatılıyor.

Bu düzenleme olduğu sürece sendikal faaliyet yasak olsa ne, olmazsa ne?

Öyleyse her şey ücretsiz izin düzenlemesiyle başladı. Buna da itirazınız olabilir.

Sendikaların asli görevinden uzaklaşması, sendikacıların sendikacılığı askıya alması ücretsiz izni getirdi. Ücretsiz izin düzenlemesi de işçilerin hak kayıplarının önünü açtı.

İtiraz kaldırmaz.

Covid-19 meslek hastalıkları ve iş kazası olmaktan çıkartılarak durum pekiştirildi. Covid-19 meslek hastalığı veya iş kazası sayılmayacaksa parababaları işçileri neden çalıştırmasın?

Çalıştırdılar.

Adı ücretsiz izin olan ama 1168 TL ücret alınan ama özünde patron için ücretsiz olan ücretsiz izin düzenlemesiyle 2 milyonun üzerinde işçi süresi belli olmayan ücretsiz izne çıkartıldı.

4 milyonun üzerinde işçi 1700 TL’lik kısa çalışma ödeneğine mahkum edildi.

İşçilerin geliri düşerken, işsizlik fonundan parababalarına işçileri ücretsiz izine yada kısa çalışma ödeneğine gönderdikleri için vergi borçları ödendi, muafiyetlikler getirildi, teşvikler verildi.

İşsizlik arttı. İşsiz sayısı 10 milyonu geçti.

Gerçek enflasyon oranı %30’lara çıktı, işçilerin ücretleri ise yerinde saydı.

Nominal ücret ile reel ücret arasında büyük bir fark oluştu.

Bu süreçte işçilerin ücretleri mi arttı yoksa alım güçleri mi düştü? Yok yok böyle bir düşünce aklınıza gelmesin.

Şöyle düşünün, asgari ücret 2324 TL. Pandemi öncesi, dokuz ay önce, 5 litrelik ayçiçek yağı 35-40 TL iken şu anda 60-65 TL ama asgari ücret hâlâ 2324 TL.
İşçilerin ücretleri, üstelik sendikalı işçilerin ücretlerinde, sendikalarının kontrolünde, mevcut toplu iş sözleşmelerine yapılan ek protokollerle indirimlere gidildi.
Sendikalı işçiler haklarını alamazken sendikasız işçiler asgari ücretin dahi altında çalışmayı kabul eder hale getirildi.

İşi olan işçiler, işsizliğin arttığı bir ortamda işsizliği düşünmekten, ücretlerle ilgilenmediler.

Ve işi olan işçiler, parababaları daha fazla kâr ederken ücretsiz izine, kısa çalışma ödeneğine, düşük ücretlere, sigorta primlerinin ödenmemesine razı edildi. Ve işi olan işçiler düşük ücretlerle ücretsiz izine, kısa çalışma ödeneğine gönderilenlerin yerine de çalıştırıldı.

Daha fazla kâr daha fazla sömürü için işçilere kölece koşullar dayatıldı.

Kabul edersen çalışırsın, kabul etmezsen ücretsiz izindesin.

Çanakkale Dardanel’de İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı ile Dardanel Fabrikasında Covid-19’lu işçilerle birlikte 1000’e yakın işçi 15 gün süreyle çalışma kampına dönüştürülen fabrikada çalıştırıldılar.

Manisa’da bulunan ve 17 bin işçinin çalıştığı Vestel’de de 1000’in üzerinde işçinin Covid-19 testinin pozitif çıkmasına karşın üretime ara vermeden devam edildi ve bunun sonunda 7 işçi yaşamını yitirdi.

Ve onlar ne ilk ne de son oldu. Ama pandeminin ilk aylarında konuştuğumuz bu konuları konuşmadık bir daha.

Çünkü ücretsiz izin baskısı kendini süreç içinde daha net gösterdi.
Ücretsiz izin düzenlemesi sendikal mücadele, örgütlenme ve işçilerin hak aramasının üzerinde ki baskı aracıdır.

Somut bir örnek verelim. Direnişte olan metal işçileri hakları için Ankara’ya yürümek istedi, polis işçileri ve sendikacıları darp ederek gözaltına aldı. Neden?

Birleşik Metal-İş üyesi Özer Elektrik, HSK, Systemair, Baldur Metal İşçilerinin sendikal örgütlülüğünü parababaları ücretsiz izin düzenlemesi ile baskı altına almak, hakkını arayan, sendikalaşan işçileri 1168 TL’ye mahkum etmek istiyor.

Süreside belli değil, davada açamazsınız, fiili olarak işten çıkış yok. Çünkü işten çıkartmakta yasak. Evde bekleyeceksiniz. Bu arada başka bir işe girerseniz tüm kıdem-ihbar tazminat haklarınızı kaybedersiniz.

İşçiler buna karşı çıktığı için gözaltına alındı, darp edildi.

Ya sendikadan, örgütlenmekten vazgeçersiniz yada ücretsiz izin.

Yazının başında söylemiştim yazılanların hepsi bildiğiniz bir konu ve beklenen bir sonuçtur.

Sonucun asıl sebebi örgütsüzlüğümüzdür. Sarı sendika ve sendikacılarla sendikal mücadelenin askıda kalmasıdır.

Bu sonucu değiştirecek tek şey ya örgütlülük yada örgütlülüktür.

Mehrali Yücedağ

Serbest Kürsü

Gündem