Sendikaların eğitim uzmanları neleri anlatmaz anlatamaz?

Mehrali Yücedağ yazdı...

201,488BeğenenlerBeğen
8,791TakipçilerTakip Et

Koronavirüs sürecini yaşadığımız şu günlerde hiç ilgisi olmayan bir konuya değinmek istiyorum.

Sendikaların genel merkez yönetimlerinde Genel Başkan, Genel Sekreter, Örgütlenme, Mali ve bir de Eğitim Daire Başkanları vardır.

Türkiye’de ki sendikalaşma oranına, işçi haklarına ve hakları gasp edilen işçilere baktığınız zaman sendika başkanlarının görevini ne kadar yaptığı ortadadır.

Konumuz sendika başkanlarının görevlerini yapıp yapmaması değildir. Konumuz sendika yöneticilerinin yeterliliğini tartışmakta değildir. Ki öyle olsa sendika yöneticilerinin kaçının sendikal mevzuat konusunda eğitim alması gerektiğini tartışırdık. (Üzerinde durulması gereken bir konudur)

Ama şimdi ilgilendiğim konu sendikaların Eğitim Daire Başkanlığıdır.

Sendikaların Eğitim Daire Başkanlığının görevleri arasında işçilere uzmanlarla birlikte sendikal eğitim vermek, işçilerin hakları ile ilgili broşürler, yayınlar hazırlamak vardır. Amaç var olan örgütlülüğü sağlamlaştırmak ve yeni işçi ve işyeri örgütlenmelerinin önünü açmaktır. Adı itibari ile Eğitim Daire Başkanlığını öne çıkarttım. Yoksa sendikal örgütlülüğü yükseltmek sendikal mücadele içerisinde bulunan herkesin görevidir.

Sendikal örgütlülüğü yükseltmek için sendikalar işçilere yönelik eğitim çalışmaları, toplantıları, seminerler yapmakta mıdır?

Birçok sendika bu soruya evet yanıtını verir. Sendika içerisinde veya toplantı salonlarında işyeri temsilcileri ile yapılan her görüşme bir eğitim çalışması olarak adlandırılabilir. Eğitim çalışmaları, seminerler varsa kendi konferans salonlarında, otellerde veya farklı toplantı salonlarında yapılabilir.

Sendikalar, sendikal mücadeleleri veya mevzuatlarla ilgili konuları içeren broşür, dergi gibi yayınlar çıkartabilir. (Sendikalar bu konuyu daha çok öne çıkartırlar. Binlerce bildiri, broşür, dergi basılır. Şubelere gönderilir. Şube, işçilere dağıtır mı, dağıtmaz mı, işçi dağıtılanları okur mu, okumaz mı, kimse o kısmı ile ilgilenmez. Ancak kongrelerde faaliyet raporları içerisinde geniş yer alır. (Sendikaların depolarında ne kadar okunmamış yayınları vardır küçük bir araştırma konusu olabilir.)

Biz toplantı salonlarında yapılan eğitim çalışmalarına bakalım. Bu toplantılara daha çok sendikanın işyeri temsilcileri katılır. (Her şey imkanlar dahilindedir.)

Eğitim çalışmalarını, sendika eğitim uzmanları verir. Eğitim uzmanları çoğunlukla üniversite mezunu, konusunda eğitim almış kişilerdir.

Eğitim çalışmalarının konusu bellidir.
-Sendika nedir?
– Sendikaların Doğuşu ve Tarihi
– Dünyada ve Türkiye’de Sendikacılık
– Sendikal anlayışlar, (Sarı Sendikacılık, Sınıf Sendikacılığı vb. Dikkatinizi çekerim, eğitim veren tüm sendikalar sarı olmadığı iddiasındadır.)
– Eğitim veren sendikanın mücadele tarihi
– Güncel konular ve sendikal mevzuat

Bizim için bu kadar yeterlidir, çünkü eğitim daha çok güncel konular ve sendikal mevzuat üzerinde yoğunlaşır. Elbette olması gerekenlerden biride budur. İşçi, işçileri ilgilendiren güncel konuları ve yasal mevzuatı bilecek ki ona göre davransın. Değil mi?

Ancak sorun şudur.
Sendikalar eğitim toplantılarında bir işyerinde nasıl örgütlenebilirden çok, yasal prosedürler öne çıkartılır.
Ya karşı taraf yasalara uymuyorsa!

Eğitim uzmanları, yasal olarak bir işyerindeki örgütlenme süreçlerinin çoğunluk tespiti, yetki, toplu iş sözleşme süreci, grev, uyuşmazlıklar gibi tüm yasal prosedürleri anlatır. Toplu iş sözleşmenin getirilerine uzun uzadıya yer verilir. Sendikalı işçilerin, işyeri temsilciliğinin güvenceleri anlatılır. Sendika temsilcisi işyerindeki sendikacının siluetidir. Disiplin kurulu önemlidir. İşyerinde sendika temsilciği odası olur…

Yasa işçilere sendikaya üye olma hakkı vermiş, grev hakkı vermiş, eğitim uzmanları da bu prosedürü işçilere bir tamam anlatması gerekir.

İşçilerin, hangi koşullarda kıdem ihbar tazminatı alabileceğini, işten atılmanın koşullarını, fazla mesainin, dinlenme sürelerini, ücretli izinlerin nasıl olacağını, emeklilik şartlarını bilmesi de gerekir. Eğitim uzmanları da anlatır.

Güncel konuları da işçilerin bilmesi gerekir ki o da eksik bırakılmaz.

İşte buraya kadar sendikacılara göre verimli bir toplantı gerçekleşmiş olur. Eğitim daire başkanlığı görevini yerine getirmiştir.

Eğitim uzmanları yasal mevzuatı anlatıyorsa bu yazının amacı ne diyeceksiniz?
Bu yazının amacı eğitim uzmanlarının neleri anlatmadığı üzerinedir.

Yani yasalar var ama yasalara uymayan ve hatta hiç uymayan parababaları da var. İşte o yasalara uymayan durumlar karşısında mücadele biçimleri işçiye anlatılmaz.

Eğitim uzmanlarının anlatmadıklarının hepsini sendikacılar bilir ama işçilerin bilmesini istemedikleri için anlattırmazlar.

İşte o anlatılmayanlar;
Diyelim ki işçilerin sendikalaşmasından haberdar olan işveren işçileri işten atmaya başladı.
Ya da sendika çoğunluğu sağladı. Yetkisini de aldı. Ama işveren ben buna uymuyorum diyerek işçilere baskı yapmaya başladı. İşçi ne yapacak? Sendika ne yapacak? Yok.

Ya da bir işyerinde işveren her türlü hukuksuzluğu yaparak işçilerin haklarını gasp etti. Ne olacak? Yok.

Özel İstihdam Büroları, BES, Zorunlu Arabuluculuk Yasası, taşerona kadro, vb konular tartışıldığı dönemlerde ki gibi sendikacılar sadece durum tespiti yaparsa işçiler nasıl davranması gerekir? Yok.

Ya da işçiler direnişte, grevdeler. Ya da başka grev ve direnişlere hatta farklı iş kollarındaki sendikasız işçilerin direnişlerine karşı işçiler nasıl bir yol izleyecek? Konu edilmez hiç.

Ya da bir sendika toplu iş sözleşmelerinde direnişlerde, grevlerde işçileri sattığında işçiler nasıl davranacak?

Ya da işçilerin hakları gasp edilirken sendikalarının ses çıkartmadığında, işçiler sendikalarına nasıl bir yaptırım uygulayacak?

Ya da 17 milyon işçiden 1.7 milyon işçi sendika üyesi ise bunların da sadece yarısının sendikalı olarak çalışması karşısında yeni örgütlenmeleri nasıl yapacak?

Ya da asgari ücretin AGİ ile beraber 2.324,00 TL olmasına;
Ya da milyonlarca işçinin asgari ücretle çalışmasına;
Ya da yoksulluk sınırı, hele hele açlık sınırının altında bu kadar çok işçinin çalışmasına,
Ya da sendikacıların yüksek ücretler almasına karşı nasıl mücadele edecek, nasıl dur diyecek?

Ya da işçi direnişlerinin, grevlerin, basın açıklamaların, mitinglerin yasaklanmasına sessiz kalan,
Ya da işverenlerle birlikte hareket ederek işçileri susturan,
Ya da yönetimde kaldığı sürece tek bir işyeri hatta tek bir işçi dahi örgütlemeyen sendikacıları nasıl sendikalardan uzaklaştıracak?

İşte sendikaların eğitim uzmanları sendikaların ve işçilerin tüm bunlara karşı nasıl davranmasını gerektiğini, mücadeleyi anlatmaz, anlattırılmaz.

Bilmediğinden mi? Olabilir belki. Ya da onlardan sendika başkanları, sadece yasal mevzuatı anlatılmasın mı ister? Evet. Yasal mevzuat başka, sınıf mücadelesi başkadır. Sınıf mücadelesi yükseldikçe yasal mevzuatlar anlam taşır. Uygulanabilir olur. Bu da icazetle sendikacılık yapanların işine gelmez. Çünkü varlık sebepleri ortadan kalkar.

Mücadele yöntemleri anlatılmıyorsa, sendikaların kağıt üzerindeki mevzuatı işçilere egitim çalışması olarak anlatması bir anlam ifade etmiyor.

Tüm bunlar anlatılmadığı için bugün koronavirüs sürecinin faturası işçilere çıkartılıyor.

Ve tüm bunlar anlatılmadığı için 1 Mayıs ve Taksim 1 Mayıs Alanı için verilen mücadelenin önemi anlaşılamıyor.

Tüm bunları anlatmadıkları için Taksim ve mücadele kaçkınlığı yapanlar, İşçi Sınıfından uzaklaşanlar, İşçi Sınıfının gücünü anlamayanlar HDP, CHP, TİP’li milletvekillerini yanlarına alarak Taksim’e çıkmak istiyor. Ve çıkamıyor.

Ve bu yüzden sonrasında, onlara olması gereken sendikacılığı gösteren, mücadeleci sendikalara ve sınıf sendikacılarına saldırıyorlar. Düzenin bozulması işlerine gelmez.

Sarı sendikal anlayışta, egitim çalışmalarıda, eğitim daire başkanlığıda formaliteden ibarettir. Egitim daire başkanları koltuk doldurmaktan öte bir işlevi yoktur.
Eğitim uzmanları sınıf sendikacılığını, sınıf bilincini, sınıf dayanışmasını, mücadeleyi, gerçek örgütlülüğü, sarı sendikacılığın işçi sınıfı için zararlı olduğunu, sendikaların işçilerle var olduğunu anlatmaz, anlatamaz. Çünkü sendika ağaları istemez.

Yazının başında, yaşadığımız şu günlerle hiç ilgisi olmayan bir konuya değineceğimi söylemiştim.

Mehrali Yücedağ

spot_img

Gündem