Sen onların kim olduğunu biliyor musun?

201,488BeğenenlerBeğen
8,791TakipçilerTakip Et

Nuriye Gülmen, Alev Şahin, Nazan Bozkurt 13 Haziran 2020 Cumartesi günü birlikte Yüksel Direnişi’nin 1313’üncü günü, günde iki kez yapılan basın açıklamasının akşam açıklamasına katılıyorlar. Merve Demirel de çekim yapıyor. 4 yıla yakındır insan hakları anıtı önünde yapılan -bazen yapılmaya çalışılan- eylemi bu defa Karanfil sokaktan başlatıyorlar. Pandemi sürecini fırsata çeviren sermayenin iktidarı Akp, direnişi yasaklamakta da covid19’u kullanarak, eylemcileri yasaklar boyunca anıta yaklaştırmamış, anıta ulaşmaya çalışan direnişçileri, Selanik sokağın başında yakalayarak, sürüklemiş ve sokağın ortasına bırakmıştı defalarca.(Anıtta virüs vardı ama Selanik sokakta yoktu çünkü.) Bu nedenle direnişçileri Selanik sokakta beklerken faka basmıştı polis. Direnişçiler bu feyki yüzlerce kez attı ama uzun süredir yapılmayınca unuttu polis. Unuttuğuna da bin pişman oldu. Sesleri duyup Selanik sokaktan Karanfil sokağa inene kadar direnişçiler fena halde ajitasyon çektiler halka. Zaten tanıdıkları direnişçileri alkışlamaya başladılar insanlar. Direnişçiler alkışlanınca polis fena bozulur. (Bin üç yüz on üç çarpı iki kez tecrübe edilmiştir.) Çünkü amirleri akşam fırça çekecektir alkışa izin verdikleri için. Buna fırsat vermemeliydiler. Tutup sürüklemeye başladılar direnişçileri. Çünkü direnişçilerin suç işliyor olmaları gerekir alkışlanmamaları için. Polis onları yakalamalı ve suçlu muamelesi yapmalıdır ki halk onlara pirim vermesin, sözlerini haklı bulup alkışlamasın. Ama hiç düşündükleri gibi olmuyor. Sürüklerken müdahale eden halk ne yapıyorsunuz, sürüklemeyin insanları diye direnişçiyi koruyor. Polis bakıyor ki sahiplenme devam ediyor, direnişçiyi gözden düşürmek için başka bir yola başvuruyor. Sen onların kim olduğunu biliyor musun diye bağırıyor halka.
İşte o sihirli söz…

Sen onların kim olduğunu biliyor musun? Basbaya nifak cümlesi bu. Halk ve direnişçi arasına, halk ve halk arasına, işçi ve işçi arasına, kadın ve kadın arasına, komşu ve komşu arasına, kardeş ve kardeş arasına nifak sokan cümle…

Sen onların kim olduğunu biliyor musun? Şüphe cümlesi. Acaba mı dedirten, soğutan cümle… Ya doğruysa? Ya biz onların kim olduğunu bilmiyorsak? Çok etkili ve yetkili ağızların cümlesi…

Sen onların kim olduğunu biliyor musun? Ben bilirim, sen bilmezsin cümlesi. Halkı aptal yerine koyma cümlesi. Birileri bir şeydir, yüce devlet bilir ama sen bilemezsin; biz sana bunları bilebilme eğitimi vermedik ulan ezik cümlesi…

Sen onların kim olduğunu biliyor musun? Güven duygumuz zedelenmeli. Şüphe yaratılmalı. Birbirinden şüphe eden insanların birlikte direnme arzusu da olmaz. Ayrışmalı, kutuplaşmalı. Düşman yaratılmalı. Direnen insanlar şüphelidir. Direnenler düşmanımızdır. Yüce devletimiz, bizi düşmanlardan koruyandır cümlesi…

Sen onların kim olduğunu biliyor musun? Sen bakma onların öyle güzel insanlar gibi göründüğüne. O yüzlerin arkasında neler var. Devletimizi yıkmak isterler aslında. İş derler, ekmek derler, emek derler ama asıl niyetleri yüce devletimizi yıkmaktır. Sen bilmezsin ama biz biliriz. Bizim istihbaratımız var. Kim ne ister biz biliriz. Vatansız onlar. Vatan haini onlar. Servet düşmanları… Halkı sevdiklerini söylerler ama ne yapmışlar halk için? Otoban mı yapmışlar? Paralı köprüler, paralı hastaneler, saraylar mı yapmışlar halk için? Ailecek devletin makamlarına yerleşip hizmet aşkıyla mı yanmışlar? Bir Kürt öldürmüşler mi? Bir Alevi yakmışlar mı? Onların tarikat şeyhleri bile yok. Bir şeyhin ayağının dibine oturup şefaat mi istemişler? Ellerine Kur’an alıp sallamışlar mı? Asıl suçlunun kim olduğunu biliyoruz derler ama bilmezler. Doğum yapan bir kadını hastane odasından alıp hapse tıkamayan beceriksizler onlar. Biz ki bi kadının ölüsünün 7 gün sokak ortasında kalmasını sağlamışız. Onlar bunu yapabilir mi? Biz gaz fişeği ile 14 yaşında bir çocuğu kafasından nişan alıp öldürebiliriz. Biz Güvenpark’ta bir işçiyi çekip tak tak tak vurabiliriz. Bir suçlunun boynuna 8 dakika 46 saniye basarak öldürme becerisine sahibiz. Çocuklu bir evin kapısını koç başıyla kırabiliriz. Onların bunu yapmaya yüreği var mı? Biz Galoş giymeyiz, giy diyeni de vururuz. Onlar galoş giyer, tanımadıkları evlere misafir olurlar. Onlara kimse galoş giy bile demez.

Sen onların kim olduğunu biliyor musun? Onlar vatanını korumaz. Biz Karadeniz derelerine HES yapılmasını istemeyen köylülerin vatan haini olduğunu biliriz. Kirazlıyayla’da maden arayacak şirket sahibi abilerimize karşı doğamızı mahvediyorsunuz diyen köylüyü gözaltına alabiliriz. Onlar bunu yapabilir mi? Ülkemize para kazandıran patron abilerimize karşı, gider köylünün yanında durur onlar. Soma madenci ailelerinin yanında dururlar. Mesela onlar, siyah transportuyla insan kaçırabilirler mi? Kaçıramazlar. Anca sokağa çıkıp iş,ekmek diye bağırmayı bilirler. İş ekmek diyen bir kadına yumruk atıp, elmacık kemiğini kırıp, ben yapmadım, kendi kendine yumruk atmış diyebilirler mi? Döve döve gazeteci öldürebilirler mi? Görev otosunun içinde bir kadına tecavüz edebilirler mi? Kadın şikayet edince sen şimdi git banyo yap, olayı unut biz hallederiz diyebilirler mi? Sığınma evindeki kadının adresini katil kocaya verebilirler mi? Her suçlama da bunlar münferit olaylar diyebilecek zekaya sahip mi onlar? Yalan bile söyleyemezler. Savcının karşısında ben yaptım, ben yazdım, yaptığım her şeyi sahiplenmiyorum, haklıyım kazanacağım derler. Tamam haklılar ama kazanamayacaklar. Çünkü siz onlara değil bize inanacaksınız değil mi? Siz onların kim olduğunu bilmezsiniz. Biz biliriz cümlesi…

Aynı soruyu ben de soruyorum; siz onların kim olduğunu biliyor musunuz?

 

Yazarın Diğer Yazıları