HALKWEBYazarlarSen de mi, Brütüs?

Sen de mi, Brütüs?

İhanet, bir alışkanlıktır. Ve alışkanlık, bilinçlidir. İhanet eden kişi kendini kandırır; sonra başkasını kandırır; sonra bunu normalleştirir.

0:00 0:00

“Beni, benim sana inanmışlığımdan vurdun…”
Gülten Akın

İhanet, romantik bir mesele değildir. İhanet bir karakter meselesidir.

Bu cümleyi kurarken kimse yanlış anlamasın: “Beni, benim sana inanmışlığımdan vurdun…” dizesi şiir gibi dursa da aslında bir teşhistir. Bu cümlede aşk yoktur. Bu cümlede bir insanın zayıflığına değil, iyiliğine saldıran bir düzen vardır. Çünkü inanmak, zayıflık değildir. İnanmak, bir insanın kendisini açabilmesidir. Kendine güvenmesidir. Hayata güvenmesidir. Ve bu dünyada insanların en çok sömürdüğü şey, başkasının iyiliğidir.

İhanet çoğu zaman bir anda olmaz. Önce küçük şeyler başlar: biri sana ait olanı sahiplenir, emeğini kendi emeği gibi anlatır, hakkını görmezden gelir. Bugün bir cümleyle, yarın bir davranışla… derken bu tekrar eder. Sonunda “ihanet” dediğimiz şey bir günde ortaya çıkmış gibi görünür ama gerçekte, o sonuç çok daha önce atılan adımların ürünüdür.

Evlilikte de böyledir, işte de böyledir, dostlukta da böyledir. Çünkü ihanetin sahnesi değişir ama mantığı değişmez: emanetin istismarı. Senin güvenini bir sermaye gibi kullanmak. Senin emeğini bir kaynak gibi tüketmek. Senin iyi niyetini, kendi çıkarına çevirmek.

İhanet eden kişi çoğu zaman “duygusal bir hata” yaptığını söyler. Bu da işin kolay yolu. Çünkü böylece ihanet bir karakter problemi olmaktan çıkarılıp bir “anlık zayıflık” gibi sunulur. Halbuki ihanet, bir anlık zayıflık değildir. İhanet, bir alışkanlıktır. Ve alışkanlık, bilinçlidir. İhanet eden kişi kendini kandırır; sonra başkasını kandırır; sonra bunu normalleştirir. Çünkü karakteri zayıf olan insanın en büyük silahı şudur: yaptığı şeyi “normal” gibi göstermek.

İhanet edilen tarafta ise başka bir yıkım olur. O yıkım acı çekmek değildir sadece. O yıkım, insanın içindeki ölçünün bozulmasıdır. İnsanın dünyayı algılama biçiminin kirlenmesidir. Çünkü ihanet edilen insan yalnızca bir kişiyi kaybetmez. İnsanın içindeki “insanlık fikri” darbe alır. Bir süre sonra şunu düşünür: “Demek ki iyi niyet aptallık.” İşte o an, ihanet bir kişiden çıkıp kültüre dönüşür. Bir kişiden çıkıp topluma bulaşır.

İşte bu yüzden ihanetin bedeli sadece bir kişiye ait değildir; etkisi daha geniştir, çünkü güveni öldürür. Gülten Akın’ın “Beni, benim sana inanmışlığımdan vurdun…” sözü tam da bunu anlatır: İnsan aslında birinden değil, kendi içindeki güven duygusundan yara alır. Sonra hayatın geri kalanı değişir; cümleler kısalır, kapılar daha erken kapanır, gülüş daha temkinli olur. Çünkü insan bir kez o yerden vuruldu mu, artık yalnız karşısındakini değil, kendi sezgisini de sorgulamaya başlar.

Bazen bu cümle, ardı sıra gelen ihanetlerden sonra insanın kulaklarında çınlar: “Et tu, Brute?” (Sen de mi, Brütüs?)

YAZARIN DİĞER YAZILARI