1910 İstanbul doğumlu olan Semiha Berksoy, sanat kariyerine 21 yaşındayken Türk sinemasının ilk sesli filmi olan İstanbul Sokakları ile başladı.
Semiha Berksoy’un annesi Fatma Saime ressam, babası Ziya Cenap Berksoy şairdir. Sanatçı, ses ve güzel sanatlar yeteneğini babasından almıştır.

Daha sonra da ilk Türk operası olan Özsoy’da rol aldı. Bu eserde Mustafa Kemal Atatürk’ün karşısında sahneye çıkan Berksoy, 1939’da da Berlin’de Richard Strauss’un 75’inci doğum günü için düzenlenen etkinlikle Ariadne af Naxos adlı eserde yer aldı. Bu eserde Naxos rolünü üstlenen Semiha Berksoy, bu sayede de Avrupa’da sahne alan ilk Türk prima donna oldu.

Semiha Berksoy, operanın yanı sıra hayatı boyunca resim sanatıyla da aktif olarak ilgilendi. Resim yapmaya hiç ara vermeyen Berksoy’un eserleri İstanbul’un yanı sıra Venedik ve Şangnay bienallerinde de sergilendi.

2004 yılında hayata veda eden Semiha Berksoy’un Ercüment Siyavuşoğlu ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Zeliha Berksoy da Türk sanatının önemli isimlerinden biri.

Türkiye’de modern kültürel tarihin önemli isimlerinden biri olan opera sanatçısı ve ressam Semiha Berksoy’un tabloları Londra’daki Frieze Masters 2018 sergisinde yer almıştı.

“SEMİHA TÜRK KADIN SESİNİN PIRLANTASIDIR”

Bir programa konuk olarak katılan Zeliha Berksoy, Nazım Hikmet’le annesinin aşkla başlayan dostluklarını ve dönemin bilinmeyenlerini anlatmıştı:

Nazım’a heyecan veren kadınlar var. Mesela annemle 1934’te aralarında bir şey yaşanıyor. Çünkü Semiha çok zeki, cingöz, yetenekli. Aralarında derin bir tutku var. Semiha, bu tutkudan Berlin Müzik Akademisi’ne kaçarak kurtuluyor. Nazım ona “Ben istemezsem gidemezsin ama sana izin veriyorum. Çünkü sesin çok güzel.” diyor. 1940’ta annem döndükten sonra Çankırı Hapishanesi’ne gidiyor ve başka bir adama aşık olduğunu Nazım’a söylüyor. Nazım da “Evlenme, burdan çıkınca seninle oturacağım” diyor. Daha sonra annem evleniyor, Nazım’la babam da çok yakın arkadaş oluyorlar. Annemle Nazım’ın aşkla başlayan dostlukları da Nazım ölene kadar sürüyor.

Semiha Berkosy ile “sanat” vesilesiyle tanışan ve kimi zaman aşka evrilen bir yakınlık kuran Nazım Hikmet, ünlü opera sanatçısından“Pırlanta ne kadar toz toprak içine atılsa günün birinde yine pırlantalığını belli eder ve hakkını ister. Semiha bizim Türk kadın sesinin pırlantasıdır.” Sözleriyle bahseder.