Siyasi dava mı, suçluların yargılandığı dava mı? Asıl eksen bu çizgi.
Geçtiğimiz günlerde yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek açıklamalarda bulundu ve “talimat verdim” diyerek duyurdu: Avukat görüşmelerinde bilgi ve mektup paylaşımına ilişkin yeni bir düzenleme yolda.
Bu açıklamanın ardından başta barolar olmak üzere Türkiye Barolar Birliği, düzenlemeye karşı dava açacaklarını belirtti; savunma hakkının kutsallığını vurgulayan açıklamalar yaptı.
Öncelikle Bakan Gürlek, mevzuata uygun olmayacak şekilde avukatlar aracılığıyla mektup, not ve talimatların cezaevi dışına çıkarıldığını ifade etti. Cezaevi yönetiminin denetiminde olması gereken süreçlerin fiilen “postacılık” işlevine dönüştüğünü belirtti.
Haklı mı? Evet, bu somut bir soruna işaret ediyor.
Peki bunun savunma hakkına etkisi nedir?
Talimat ve mektuplar savunmanın bir aracı mıdır?
Mevcut yasal durum ve tartışılan “boşluk”
Tutuklular (henüz mahkûm olmayanlar) için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154/1. maddesi açıktır: Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.
Normal hükümlülerin mektupları ise cezaevi denetiminden geçer. Ancak avukat görüşmesinde verilen her türlü not, mektup ve talimat denetimsiz şekilde dışarı çıkarılabilmektedir. Avukatın cezaevinde uzun saatler kalabilmesi de bu durumu fiilen genişletmektedir.
Hükümlüler açısından İnfaz Kanunu’nun 59. maddesi daha sıkı hükümler içerir. Terör ve örgüt suçlarında somut bulgu bulunması hâlinde hâkim kararıyla görüşmeler kaydedilebilir, izlenebilir, belgelere el konulabilir, süre sınırlandırılabilir ve hatta avukat hakkında geçici yasaklama kararı verilebilir.
Bakanlığın “mevzuat boşluğu” dediği husus tam olarak budur: Tutuklular bakımından avukat üzerinden tamamen denetimsiz talimat trafiği mümkün görünmektedir. Bu durum savunma hakkından ziyade cezaevi disiplini ve kamu güvenliği açısından tartışma yaratmaktadır.
Savunma hakkı nedir, ne değildir?
Savunma hakkı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6, CMK m. 149/3) şunları kapsar:
- Müvekkille gizli görüşme,
- Hukuki strateji belirleme,
- Delil inceleme,
- Dosyaya erişim.
Ancak savunma hakkı;
- Cezaevinden dışarıya operasyonel talimat gönderme,
- Örgütsel emir iletme,
- Tanık etkileme,
- Avukatı güvenli kurye gibi kullanma
hakkını içermez.
Savunma hakkı mutlak değildir; suç işlemeye devam etmek amacıyla kullanılamaz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de terör ve örgütlü suçlar bağlamında, orantılı ve hâkim denetimine açık kısıtlamaları hukuka uygun bulmaktadır. Gizlilik ilkesi hukuki yardım içindir; suç faaliyetinin sürdürülmesi için değildir.
Gerçek hayattaki tartışma
Örgütlü suç ve terör dosyalarında cezaevlerinden talimat iletildiğine dair çok sayıda soruşturma ve mahkûmiyet kararı bulunmaktadır. Bu tür durumlar kimi zaman “siyasi dava” argümanıyla savunulmakta; ancak yargı kararları somut suç isnatlarına dayanmaktadır.
Baroların itiraz ettiği nokta ise keyfi kısıtlama ihtimalidir. Bu kaygı önemlidir. Savunma hakkına yönelik ölçüsüz müdahale kabul edilemez. Ancak hiçbir düzenleme yapılamaz demek de olası istismarları görmezden gelmek anlamına gelir.
Nasıl bir düzenleme?
Muhtemel ve dengeli bir düzenleme şu ilkeleri içermelidir:
Görüşme sürelerinin makul sınırlar içinde belirlenmesi,
Fiziki not ve belgelerin, yalnızca hukuki savunma kapsamında olanlar hariç, denetime tabi tutulması,
Örgütlü suçlarda hâkim kararıyla sınırlı ve ölçülü denetim mekanizması kurulması,
Tüm uygulamaların açık, denetlenebilir ve yargı güvencesi altında olması.
Bu tür bir düzenleme savunma hakkını ortadan kaldırmaz; istismar ihtimalini azaltmayı hedefler. Masumiyet karinesi korunur; kişi avukatıyla görüşmeye devam eder, ancak savunma ile talimat trafiği arasına net bir sınır çizilir.
Sonuç olarak:
Savunma hakkı kutsaldır; ancak suç işleme hakkı değildir.
Hukuk devleti, güvenlik ile özgürlük arasında denge kurmak zorundadır.
Tartışma savunma hakkının özü üzerine değil, bu hakkın istismar edilip edilmediği üzerinedir.
Mesele, “siyasi dava” söylemiyle konuyu genelleştirmek değil; hukuk çerçevesinde net sınırlar koymaktır.
