Salı / 19 Ocak 2021

Sahte diplomalılarla kim uğraşıyor? Kimler emek hırsızlığı yapıyor?

203,493BeğenenlerBeğen
8,644TakipçilerTakip Et

Memleket sahte diplomalılardan geçilmiyor. 

Tersinden söylersek diplomasızların istilasına uğramış durumdayız.

Ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden şahsın üniversite diploması yok. 

Resmi kurumlara verdiği Noter onaylı örneklerinin de diploma aslı olmadan onaylandığı sabit. 

Bu usulsüz işlemi nedeniyle Noterler Birliği Disiplin Kurulu tarafından İstanbul 15’inci Noterine disiplin cezası bile verildi. 

Önceden ayarlanmış Notere diploma aslı olmadan onay işlemi yaptırarak sahte bir evraka resmiyet kazandıran, zamanın Başbakanlık Özel Kalem Müdürü’nün şoförü Hasan Tükenmez ise kendisine sorulan soruları; “Başbakanlık’ta çalışırken kaza geçirdim, geçmişe ilişkin birçok şeyi hatırlamıyorum, diplomanın noterde onaylatılmasıyla ilgili süreci de hiç hatırlamıyorum” diye yanıtlamakta.

Tıpkı kontgerilla faaliyetlerinde ya da mafyatik eylemlerde ve yargılamalarda olduğu gibi bu zavallı da “hafıza kaybına” uğratılmış. 

Velhasıl, şu anda koskoca ülkeyi diplomasız biri yönetiyor ve adamın ağzından çıkan her söz kanun hükmünde. 

Meclis, Bakanlar, milletvekilleri, yargı; şu, bu, hepsi hikâye…

Aksini söyleyebilen beri gelsin…

Koronavirüs salgınının ne zaman başlayacağını ne zaman biteceğini, hangi önlemlerin alınacağını bile bu kişi belirliyor. 

Akıl, mantık, bilim; devre dışı… 

Meclisteki muhalefet partileri, grup konuşmalarındaki bir iki ajitasyondan öte bir şey yapmıyorlar. 

Biz ise elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğinde uğraşıyoruz.

Suçlarını belgeliyoruz, yargıya teslim ediyoruz. 

Ama devletin savcıları, kurumları söz birliği etmişçesine yapılan bu kanunsuzlukları görmezden gelmekte, suçluları aklama telaşı içindeler.

Tabii onlarda suç işlemekteler.

Son olarak Hamza Yerlikaya’nın sahte lise diploması kullanmasının üzerine gittik. 

Esasen bu pehlivan Hamza’nın sahtecilikten yargılandığını herkes biliyordu. Ama kimse üstüne gitmiyor, sadece bir-iki ajitasyonla işi geçiştiriyordu. 

Bunun üstüne de Halkçı Hukukçular olarak biz gittik.

Sahte belgeyi kullanmaktan cezalandırılması için savcılığa suç duyurusunda bulunduk.

Sahte lise diploması ile üniversite kaydı yaptırdığı mahkeme kararı ile sabit olduğundan tüm Üniversite diplomalarının iptal edilmesi için Süleyman Demirel ve Sakarya Üniversitelerine;

Güreş Federasyonu başkanlığından düşürülmesi için anılan federasyona;

Yönetim Kurulu üyeliğinden düşürülmesi için Vakıfbank’a; 

Milletvekilliğinin yok sayılarak, kendisine ödenen tüm milletvekili maaş ve özlük hakların hazineye gelir kaydedilmek üzere faiziyle birlikte geri alınması için Meclise ve Yüksek Seçim Kurulu’na gerekli başvurular yapıldı.

Tabii bütün bu başvurularımız Hikmet Kıvılcımlı’nın dediği gibi; bir zindan kuyusunun yaş ve taş duvarlarına vurulmuş bir yumruk gibi yankısız kal”dı. 

Bütün kurumlar sessiz ve tepkisiz kalarak görevlerini yerine getirmediler. 

Dolayısıyla onlar da suç işlediler. 

İş başa düştü. 

Bu kez pehlivan Hamza’nın sahte belge kullandığını ikrar ettiği ve “Rahşan Affı” denilen 4616 sayılı yasa ile hapis yatmaktan kurtulduğu Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2001 tarih ve 1999/162 Esas, 2001/32 Karar sayılı kararını bulduk. 

Yani savcıların yapmaları gereken işi biz yaptık ve 10 Kasım 2020 tarihinde tekrar Savcılığa Suç Duyurusunda bulunduk. 

Yaptığımız bu belgeli Resmi Belgede Sahtecilik, 5411 Sayılı Bankacılık Kanununa Muhalefet, Nitelikli Dolandırıcılık” suçlarından işlem yapılıp yapılmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Daha doğrusu bugüne kadar bir işlem yapmadılar, bugün de yapmayacakları kesin gibi. 

Yukarıda belirttiğimiz gibi, bugün itibariyle esir alınan devlet kurumlarının ve yargının böyle davranmasını çok iyi anlıyoruz. Bugün için onlardan bir davranış da beklemiyoruz. Gelecekte açılacak dosyaları hazırladığımızı çok iyi biliyoruz. 

Fakat dostlarımız arasında yer alan ve öyle olması gereken kesimlerin emek hırsızlığı yapmalarına da üzülmeden edemiyoruz. 

Mahkeme kararı eklenerek yapılan son başvuruyu Halkın Kurtuluş Partisi adına Halkçı Hukukçuların yaptığı çok iyi bilindiği halde bazı yazılı ve görsel medyada, sanki mahkeme kararını kendileri ele geçirmişler ve ondan sonra HKP harekete geçmiş gibi ters yüz edilerek verilmekte.

Yani bizlerin yukarıda sayılan emekleri bir çırpıda yok sayılmakta.

Bunu, geçmiş girişimlerimizi çok yakından bilen yayın organları da yapmaktalar, maalesef…

Bunlara bir de ön almak isteyen fırsatçıları eklemek gerekir. 

Bugüne kadar mecliste geyik çevirmekten başka bir iş yapmayanlar, bizim hukuksal mücadelede gösterdiğimiz başarıyı sahiplenme gayretkeşliği ile istifa çağrıları yapmaktan geri durmuyorlar. 

Bazı köşe yazarları ise hepten susuş suikasti çekmekteler bize…

Ne diyelim, yazıklar olsun sizin gazeteciliğinize, demokratlığınıza… 

Biz yine de işimize bakıyoruz, bakacağız.

Şeytanın bile aklına gelmeyecek kanunsuzluklarla; yolsuzluk, vurgun ve talanlarla tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen, bunu da sahte diplomayla yapanlardan hukuksal ve siyasal mücadelemiz sürecek.

Er-geç hesap sorulacaktır.

 

Yazarın Diğer Yazıları