HALKWEBYazarlarPlaton’un Mağarası

Platon’un Mağarası

Asıl zor olan ışık sandığın şeyin aslında gölge olduğunu fark etmektir.

0:00 0:00

İnsan gerçeği olduğu gibi görmez.
Zihni nasıl kuruluysa öyle görür.
Çoğu zaman da bunu fark etmez.

Aynı haberi izleyen iki insanın bambaşka sonuçlara ulaşması tesadüf değildir.
Bilgi çoğu zaman yeterlidir.
Farkı yaratan, zihnin o bilgiyi nasıl işlediğidir.

Platon’un mağarası bunu açık anlatır.
Doğdukları andan itibaren sabitlenmiş insanlar düşünün. Başlarını çeviremezler. Önlerindeki duvara bakarlar. Arkalarında bir ateş yanar. O ateşin önünden geçen nesneler duvara gölge düşürür.

Onlar o gölgeleri izleyerek büyür.
Ve zamanla gölgeler onların gerçeği olur.

Başka bir şey görmemişlerdir.
Karşılaştıracakları bir dünya yoktur.

Zihin de böyle çalışır.
Çocuklukta ne gördüysek, neyi tekrar tekrar duyduysak, hangi duygularla büyüdüysek…
Hepsi “doğru” diye kaydedilir.

Sonra aralarından birinin zincirleri çözülür. Ayağa kalkar. Başını çevirir ve ilk kez ışığı görür.

Ama bu rahatlatıcı bir an değildir.
Aksine rahatsız edicidir.
Çünkü gördüğü şey, bildiği dünyaya uymaz.

İnsan gerçeğe ilk temas ettiğinde huzur bulmaz.
Zihin tutarlılık ister.
Alıştığını korumak ister.

Bu yüzden yeni bilgi önce eğilip bükülür.
Eski kalıba uydurulmaya çalışılır.
Uymuyorsa reddedilir.

Dışarı çıkan kişi hemen anlamaz.
Gözleri kamaşır.
Önce gölgeleri seçer, sonra yansımaları, sonra nesneleri…
En sonunda ışığın kendisini.

Gerçek bir anda açılmaz.
İnsan onu adım adım kurar.

Ama asıl kırılma burada olur.
Çünkü insan sadece yeniyi öğrenmez.
Eskiden doğru sandıklarının yanlış olabileceğini fark eder.

Bu kolay bir şey değildir.
Bu, insanın kendi zihnine karşı durmasıdır.

Ve çoğu insan bunu yapmaz.

Gerçeği bildiği halde, alıştığını seçer.
Aynı ilişkilere döner.
Aynı hataları tekrar eder.
Aynı düşünce kalıplarına sığınır.

Çünkü tanıdık olan, yanlış bile olsa güven verir.

Mağaradan çıkan kişi geri döner.
Anlatmak ister ama anlaşılmaz.

Çünkü içeride kalanlar hala aynı sistemle bakmaktadır.
Onlar için gölgeler gerçektir.

Yeni bilgi, kurulu düzeni bozar.
İnsan da düzenini bozacak şeyi kolay kabul etmez.

Bugün herkesin bir mağarası var.
Aileden gelen kalıplar, toplumdan öğrenilenler, medyanın tekrar ettikleri…

Hepsi zihnin içinde bir model kurar.
İnsan o modelin içinden bakar, değerlendirir, karar verir.

Bu yüzden aynı ülkede yaşayan insanlar aynı olayı farklı görür.
Bu bir zeka meselesi değildir.
Bu, bakış meselesidir.

Ve çoğu insanın hiç sormadığı bir soru vardır; Gerçeği mi görüyorum
yoksa alıştığımı mı?

Bu soru sorulmadığında model korunur. Model korununca hiçbir şey değişmez.

Karanlıkla yaşamak kolaydır.

Asıl zor olan ışık sandığın şeyin aslında gölge olduğunu fark etmektir.

Ve daha da zor olan
bunu gördükten sonra geri dönmemektir.

Gerçeği eğmeyenler susturuldu.
Ama tarih, hep onların tarafını yazdı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI