Piyasa yapan gazeteciler

201,488BeğenenlerBeğen
8,791TakipçilerTakip Et

Sedat Peker’in son videosunda anlattığı bazı “gazeteci”lerin girdikleri kirli ve gayrı ahlaki ilişkiler ifşa olunca hem bir dertleşme hem de kendi açımdan medyanın bir fotoğrafını çekmek şart oldu.

17 yıl önce başladığım gazetecilik mesleğinde eskilere göre genç, gençlere göre yaşlı sayılırım. Marmara İletişim Fakültesi’ne başladığımda bir çok hocama “ben gazeteci olmayacağım, amacım akademisyen olmak” demiştim. Bir çoğu da bana “Sen bu ülkenin en iyi gazetecilerinden bir olabilirsin. Okulda kalıp kendine yazık edersin” demişlerdi. Hala hayatta olanlar arasında şahit olan olacaktır.

Neyse bu yazıda 17 yılda neden ülkenin en iyi “gazetecilerinden” biri olamadığımı da anlatacağım, bu 17 yılda şahit olduğum medya düzeninin bir kısmına da ayna tutmaya çalışacağım.

Henüz fakültenin 2. sınıfında başladığım mesleğimi mezun olmadan aldığım haber müdürlüğü görevi dahil olmak üzere pek çok haber sitesinde bugüne kadar haber müdürü, editör, genel yayın yönetmeni veya yayın koordinatörü gibi görevlerde sürdürdüm. Bir marifet olduğu için değil, yazının devamında bir yere bağlayacağım için bunu belirtiyorum. Yoksa mesleğe direk editör olarak başlayıp hiç muhabirlik yapmamış olmam içimde uktedir.

Gelelim bu 17 yılda şahit olduklarımdan çıkardığım sonuçlara .

Önce hemen şunu belirtmekte fayda var. Hani Veyis Ateş’in bazı akçeli ve alengirli işlerini faş etti ya Sedat Peker, şimdi Habertürk’ün Veyis Ateş’in işine son vereceğini düşünecek kadar naif insanlar varsa bu yazıyı okuyacaklar arasında onlar adına üzgünüm. Çünkü Veyis Ateş, tam da o ifşa olan ilişkileri nedeniyle o grupta el üstünde tutulup, 10 tane deneyimli muhabirin aldığı maaştan daha yüksek maaşla çalıştırılıyor.

Bu sadece Veyis Ateş için de geçerli değil. Bugün Sedat Peker’in şerefi maaşından daha düşük olan diye tabir ettiği pek çok sözde gazeteci, o çalıştıkları grupta tam da bu yüzden çalıştırılırlar. Üstelik bu sadece bu döneme ait bir uygulama da değil. Sadece bugünkü iktidar da bu düzeni bulduğu için şerefi maaşından düşük kimi “gazetecilere” şereflerinden daha yüksek maaş ödeyerek, kimindeyse şerefine parasının yetmeyeceği gazetecileri tasfiye ederken onların yerine ucuz isimleri ikame ederek bu sistemi kendine göre istihkam etti.

Arada sadece emeği ve namusuyla bu düzende ayakta kalmaya çalışanları tenzih ederim.
Örneğin daha birkaç hafta önce aynı Habertürk grubu, ekranda program yaptığı kadın meslektaşına hadsiz şekilde saldıran MHP Genel Başkan Yardımcısı’na çok da usturuplu bir biçimde haddini bildirdiği için Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir’in işine son vermedi mi?

Neydi gerekçe?

Gazetecilik ilkelerine aykırı mı davranmıştı?

Objektif mi değildi?

Siyasetçi ile arasında olması gereke mesafeyi mi ihlal etmişti?

Hayır. Tabii ki bunlardan hiç biri değildi.

Yıllardır Ankara’da gazetecilik yapan ve Türkiye’nin en büyük medya gruplarından birinin haber kanalının Ankara Temsilciliği’ni yapan Bülent Aydemir’in işine son verilmesinin tek bir nedeni var: Kullanışlı değil!

Kendisini çok eskiden tanımam ve eski bir hukukumuzun olması değil bu satırları yazmamın nedeni.

Bülent Aydemir’in vasıtasıyla tanıştığı insanlarla iş yaparak milyonlar kazanıp Cumhurbaşkanı’nın uçağında muteber gazeteci diye gezenler varken, Bülent Aydemir’in kendisinin tek bir kuruşluk haksız kazancının olmadığını bilirim de ondan.
Çünkü Bülent, otel odalarında İdare Mahkemesi hakimleri ile mafya ve batık işadamları arasında arabuluculuk yapmaz da ondan.

Patronunun işinin düşeceği herhangi bir bakanlıkta tanıdığı üst düzey bürokrat sayesinde o medya grubunda vazgeçilmez pozisyonları işgal edenler gibi iş tutmadı Bülent. Siyasi görüşlerinin yüzde 90’ına katılmam. “Erdoğan iyi ama çevresi kötü” ya da “AKP iyi ama AKP’li gibi görünüp menfaat temin edenler var” gibi özetlenebilecek görüşlerine katılmam . Ama Bülent Aydemir’in yıllardır bu piyasada emeği ve yaptığı gazetecilikle ayakta kaldığını bilirim.

Örneğin Sabah gazetesinin Başbakanlık muhabiri olduğu dönemde, (gençler bilmeyebilir eskiden bu ülkede başbakanlık diye bir kurum vardı) yazdığı bir kulis haberi Erdoğan’ın hoşuna gider diye Sabah gazetesine manşet yapılmış, Erdoğan haberden rahatsız olunca gazetenin Ankara temsilcisi Okan Müderrisoğlu ya da o dönemki yayın yönetmeni değil, bizzat Serhat Albayak’ın talimatı ile Bülent Aydemir’in işine son verildi. (Merak edenler için link: https://www.haber3.com/medya/erdogan-kizdi-isinden-oldu-haberi-4753002)

Neden? Çünkü o zaman da “kullanışlı” değildi.

Şimdi gelelim medyadaki “kullanışlı” gazetecilerin iş tutma biçimlerine.
Okuyanlar affetsin ama bu benzetmeyi yapmak durumundayım. Geçimini eskortluk yaparak sağlayan veya sistem tarafından eskortlaştırılmış genç kadınlar arasında bir tabir vardır: Piyasa yapmak.

Gece dışarı çıkıp o dönemin popüler olan gece kulübü, restoran veya barlarında bir tur atarlar. Amaç cebi bol paralı genç playboyların ya da kart zamparaların dikkatini çekmektir.

Bizim bu kullanışlı gazeteciler de tıpkı böyle piyasa yapmayı severler.

Otel lobileri, lüks restoranlar, gece kulüpleri, villalardaki özel partiler vs.

Amaç, işadamı, mafya mensubu, yargı mensubu, siyasi ya da bürokrat kesiminden ihtirası aklından büyük olan ve hızla yükselmek ya da “parayı bulmak” olan insanlara kendilerini göstermektir. Çünkü o tür insanlarla ne kadar çok düşüp kalkarlarsa piyasaları o kadar yükselir ayarı bozuk medya düzeninde.

Sizce neden ileride başlarını ağrıtabileceğini düşündükleri halde bu tür görüşmelerin görüntüleri sosyal medya hesaplarından kendileri paylaşır? Çünkü o paylaşım sizin bizim için değildir. Patronlarına şu mesajı veriler: Bakın benim böyle ilişkilerim var.

Yarın gayrı meşru dünya ile sıkıntı yaşarsan işine yararım.

Yargı ile sıkıntı yaşarsan işine yararım.

Bürokrasi ile sıkıntı yaşarsan işine yararım.

Siyaset ile sıkıntı yaşarsan işine yararım.

İşte tam da bu nedenle bu tür ilişkilere girerler ve bu ilişkiler onların bordrolarını şişirir, patronlarının teknesinde tatil yapma imkanı verir, 5 yıldızlı otellerde bedava tatiller yaptırır ya da daha da kullanışlı olanlar patronları tarafından zaman zaman villa ya da rezidans dairesi ile bile ödüllendirilebilir.

İşte tam da bu yüzden bu medya düzeninde Bülent Aydemir’in işine son verilir ama Veyis Ateş veya Veyisgiller baş ütünde tutulmaya devam eder.

Şimdi benim hocalarımı neden mahcup ettiğim ve “büyük gazeteci” olamadığım daha iyi anlaşılmıştır belki.

Evet zaten hasbelkader bulaştığım bu medya düzeninde büyük gazeteci olmak gibi bir fantezim hiç olmadı. Belki başka bir yazıda da neden akademisyen olamadığımı anlatırken de akademi dünyasındaki “piyasanın” nasıl işlediğinden de bahsederim.

Evet büyük gazeteci olamadım doğru… Ama beni kibrit kutusuna sokacak ya da tek ayak üstünde yoklamamı alacak bir babayiğit de 17 yılda karşıma çıkmadı.

FETÖ’nün en güçlü dönemlerinde CİHAN haber ajansı vasıtasıyla bana kumpas kurmaya kalktıklarında titreyip teslim olmak yerine genel müdürlerini arayıp “Bana bak ben o sizin korkutup teslim aldığınız pembe mabadlı maymunlardan değilim. Gereğini yapmazsanız bedelini ödersiniz” dediğim için rahatım.

Henüz genç bir gazeteciyken, hakkında haber yaptığım mafyanın avukatı kişisel telefonumdan arayıp gece yarısı tehdit etmeye kalktığında “Kapat telefonu terbiyesiz.

Avukat olsan tekzip yollarsın. Sen avukat değil mafyanın kullanışlı elemanısın” diye küfrettiğim için rahatım.

Ben uyduruk davalarla ağır ceza mahkemelerine çıkartıldığımda “Sizinle burada gazetecilik tartışmam. Yaptığım iş gazeteciliktir. Hüküm sizde” dediğim için rahatım.

Evet büyük bir gazeteci olamadım ama hiçbir mafyanın, siyasetçinin ya da para babasının tehdit edemeyeceği kadar rahat bir gazeteci oldum.

Herkese de tavsiye ederim. İşe metrobüsle gider gelirsiniz belki ama insan içine çıkacak yüzünüz olur.

Yazarın Diğer Yazıları