HALKWEBYazarlarOkullara Silah Girdiyse, İktidar Sınıfta Kalmıştır

Okullara Silah Girdiyse, İktidar Sınıfta Kalmıştır

Bir ülkede çocuklar okula korkarak gidiyorsa, o ülkede devlet en temel görevini yerine getiremiyor demektir.

0:00 0:00

Ben bu ülkede yıllardır aynı tehlikeye dikkat çekiyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde defalarca söyledim:
Bireysel silahlanma kontrol altına alınmazsa, bunun bedelini toplum olarak çok ağır öderiz.
Bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki haklı çıkmanın acısını yaşıyoruz.
Artık mesele sokak kavgası değil.
Artık mesele münferit olay hiç değil.
Artık mesele doğrudan doğruya geleceğimizdir.
Çünkü bugün Türkiye’de okullara silah giriyor.
Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta yaşananlar bize şunu açıkça göstermiştir:
Bu ülkenin çocukları artık sadece sınav kaygısıyla değil, can güvenliği korkusuyla da okula gidiyor.
Bir öğretmenin hayatını kaybettiği, öğrencilerin yaralandığı bir tabloyu konuşuyoruz.
Bu sadece bir güvenlik açığı değildir.
Bu, devletin en temel sorumluluk alanında yaşanan ciddi bir zafiyettir.
Buradan açık söylüyorum:
Bir ülkede çocuklar okula korkarak gidiyorsa, o ülkede devlet en temel görevini yerine getiremiyor demektir.
Peki nasıl geldik buraya?
Çünkü yıllardır uyarıyoruz, ama dinleyen yok.
Çünkü bu ülkede silah edinmek kolay, denetlemek zor.
Çünkü bireysel silahlanma adeta kontrolsüz bir şekilde yaygınlaştı.
Ben Meclis kürsüsünde şunu söyledim:
“Silahı yaygınlaştırırsanız, şiddeti de yaygınlaştırırsınız.”
Bugün yaşadığımız tablo, bu sözün acı bir kanıtıdır.
Bakın, mesele sadece ruhsat vermek değildir.
Mesele, o silahın kimin eline geçtiğini, nasıl saklandığını, kimlerin erişebildiğini denetlemektir.
Evinde silah olan bir baba,
Öfkesini kontrol edemeyen bir genç,
Denetlenmeyen ruhsatlar,
Göz ardı edilen psikolojik sorunlar,
Şiddeti normalleştiren bir dil…
Hepsi birleşiyor ve sonuç:
Okul bahçesinde ölüm, sınıflarda korku, ailelerde tarifsiz acı.
Ama biz hâlâ meseleyi yüzeyden tartışıyoruz.
“Güvenlik görevlisi sayısı artırılsın”,
“Kamera sistemi kurulsun”…
Evet, bunlar gerekli olabilir.
Ama yeterli değildir.
Siz toplumdaki şiddet eğilimini görmezden gelirseniz,
siz gençlerin umutsuzluğunu yok sayarsanız,
siz eğitim sistemini sadece sınavlara indirgerseniz,
siz ailelerin yaşadığı ekonomik ve sosyal baskıyı dikkate almazsanız…
O zaman bu tür olaylar kaçınılmaz hale gelir.
Çünkü şiddet bir sonuçtur.
Ve her sonuç gibi, bir nedenler zincirinin ürünüdür.
Bugün okullarda yaşanan şiddet,
aslında yıllardır biriken yanlış politikaların, ihmallerin ve uyarıların dikkate alınmamasının sonucudur.
Buradan iktidara açık çağrımdır:
Bireysel silahlanmayı derhal sınırlandırın.
Ruhsat süreçlerini yeniden düzenleyin.
Denetimleri gerçek anlamda etkin hale getirin.
Silah bulundurmanın koşullarını ağırlaştırın.
Ama bununla da yetinmeyin.
Okullarda rehberlik ve psikolojik destek sistemlerini güçlendirin.
Gençlerin yalnız olmadığını hissettirin.
Eğitim kurumlarını sadece bilgi verilen yerler değil, aynı zamanda güvenli yaşam alanları haline getirin.
Ve en önemlisi;
bu ülkeyi kutuplaşma, öfke ve korku siyasetinden çıkarın.
Çünkü korkuyla büyüyen bir nesilden,
öfkeyle şekillenen bir toplumdan,
sağlıklı bir gelecek çıkmaz.
Bugün yaşanan her acı olay, aslında bize aynı gerçeği hatırlatıyor:
Bu tablo tesadüf değildir.
Bu tablo, yıllardır izlenen politikaların, yapılan tercihlerinin ve göz göre göre büyütülen sorunların bir sonucudur.
Yani açık konuşalım; bu noktaya siyasetle geldik ve çözümü de yine doğru siyasetle üretmek zorundayız.
Eğer bugün gerekli adımlar atılmazsa,
yarın çok daha ağır bedeller ödemek zorunda kalırız.

Son sözüm çok net:
Laik, bilimsel ve kamusal eğitim; bu ülkenin çocukları için bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Eğitimi ideolojik tartışmaların, ihmalin ve güvensizliğin alanı haline getiren anlayış terk edilmedikçe;
ne şiddeti durdurabiliriz ne de geleceğimizi koruyabiliriz.
Kalemin olması gereken yerde silah varsa,
orada sadece güvenlik değil;
devlet aklı da çökmüştür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI