Salı / 29 Eylül 2020

Ne olacak şimdi?

Mehrali Yücedağ yazdı...

205,589BeğenenlerBeğen
8,579TakipçilerTakip Et

İş güvencesinin olmadığı bir yerde işçi sağlığından söz edilemeyeceğini yaşayarak görüyoruz.

AKP iktidarı patronlara, işçileri ücretsiz izne gönderme hakkını vermesiyle iş güvencesi de ortadan kalktı. Ve buna mecliste bulunan hiçbir siyasi parti ses etmedi.

Peki iş güvencesinin ortadan kalkması işçilerin davranışlarını nasıl etkiledi?

Konuyu öyle süslü kelimeler, istatiksel bilgiler, artı değer, sınıf mücadelesi, felsefi, sosyolojik boyutlarıyla anlatmayacağım. Ki öylesi kulağı tersten göstermek ve hatta ezbere konuşmak olur.

İşçiler bir ikilem içerisinde yaşıyor. Pandemi sürecini patronların fırsata çevirdiğini görüyor ama görmezlikten geliyor.

-Ücretiz izine gönderilme korkusu, 1168 TL en iyi ihtimalle 1752 TL kısa çalışma ödeneğine mahkum olmamak için işçiler bir çok kazanılmış hakkından vazgeçiyor.

– Sendikalı, sendikasız tüm işçiler patronu, patron vekili ile iyi geçinmek zorunda olduğunu düşünmeye başladı. Hatta işçiler iş arkadaşlarının yanında işleriyle ilgili konuşmamayı yeğliyor. Konuşanlar da patronlarına övgüler diziyor.

Buna da şükür, tüm firmalar işçilerini ücretsiz izine gönderdi de bizimki bizi göndermedi, diyenler var.

İşçiler patronlar lehine susuyor. Mevcut durumunu korumak istiyor.

– Ücretlerine zam yapılması gereken aylarda ücretlere neden zam yapılmıyor diye sormuyorlar. Hatta ücretlerinde düşüşleri oluyor, sesiz sedasız kabul ediyorlar.

– Ücretler zamanında ödenmiyor, ücretlerden kesintiler oluyor. Olur böyle zamanlarda, deniliyor.

– Senelik izinlerini kullanmayalar, kullandırılmayanlar var. Nereye gideceğim pandemide diyenler de var. Ki zaten birçoğu sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde senelik izinleri zorunlu olarak kullanmıştı. En azında salgının pik yaptığı dönemde evde kaldım, savunması yapanlar var.

– Hasta olduğu halde rapor almaya (covid-19’dan söz etmiyorum) korkuyorlar.

– Koronavirüs vakası çıkmış işyerinde çalışıyor ama vaka çıktığını dışarıda konuşamıyor. Maskemi takar, mesafemi korur çalışırım. Bir işim var en azında, diyor.

– Arkadaşlarının ücretsiz izine gönderilmesini sorgulamıyorlar. Çünkü kendi ücretsiz izin de değil.

Ücretiz izine gidenler, nede olsa işten çıkartma yasaklandı, bir kaç ay kafamı dinlerim, bu sürede patronun işleri de açılır.

-Ücretsiz izini geçici olacağını düşünüyor. Ama işe geri çağrılmama olasılığını hiç düşünmüyor. Ve o sürede primi yatmadığı için emeklilik süresinin de uzadığını aklının ucuna dahi getirmiyor.

-Ücretiz izine giden keşke kısa çalışma ödeneğinden yararlandırsaydı diye içinden isyan ediyor. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan buna da şükür ücretsiz izine gönderilmekte vardı, diyor.

– Ücretsiz izine gönderilmeyen işçiler, ücretsiz izne giden işçilerin işlerini yapıyor, patronun kârı artıkça artıyor. İşçiler işlerin iyi gittiğini bir sır gibi saklıyor. Patron SGK primi, vergi ödemiyor, işçiye ücret ödemiyor. İşçiye, İşsizlik Sigortası Fonundan işçiden kesilen para ödeniyor. Ama patron kazanamıyor diye patronlarına üzülüyorlar. Şanki patron çok kazandığı zamanlarda işçiyle paylaşmış gibi.

– Vasfı ne olursa olsun bir işim olsun diyerek düşük ücretlerle çalışmayı kabul ediyor. Ucuz işgücü olmak için kuyruk sırası uzadıkça uzuyor. Üstelik ücretsiz izindeyken işsiz sayılmıyor.

– THY yönetimi yapılan toplu iş sözleşmesinin % 30 indirim istiyor. Hava-İş ve Öz Çelik-İş sendikalarından bugüne kadar bir tepki yok. İşçilerde susuyor. Hatta olabilir diyen, uçuşlar az diyerek patronlara hak verenler var. (Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Hava-İş Sendikası THY yönetime ile bir protokole imza attı. İşçilerin ücretlerinde % 30’dan % 50’ye varan düşüşler oldu. Ve sendika bu protokole işçilere de tek tek imzalattırdı. İşçiler üzerindeki ücretsiz izin baskısını ve iş güvencesinin olmadığı daha nasıl anlatılabilir ki?)
Ücret indirimi THY ile sınırlı kalmaz ama susuyorlar.
– İşçiler, sendikal faaliyetlerin askıya alınmasına hiç ses çıkartmıyor. Sendikaların kapıya kilit vurmasıyla hiç ilgilenmiyor.

– Sendikacılar patronların lehine açıklamalar yapıyor. Adamların işi düştü, önemli olan patronu kurtarmak. Kimse sizi zorla çalıştırmıyor diyenler de oluyor. Fedakârlık yapacağız diyenleri de oluyor. Patronlara yol gösterenleri de oluyor. Sendikalar her zamankinden daha çok patronlarla karşı karşıya gelmek istemiyor. Olan biten sendikaları ilgilendirmiyormuş gibi davranıyorlar. İşçilerde gerçekten yaşanılan bu durumun sendikaları ilgilendirmediğini, ki zaten uzun yıllardır işçiler sendikaları işçilerin sorunları ilgilendirmediğini düşünüyordu.

-Ve genel olarak işçiler hak aramayı işten çıktıktan ya da çıkartıldıktan sonra aklına getiriyor. Ki yeni iş bulmam da sıkıntı olur diye örgütlü değil dava yoluyla aramayı yeğliyorlar. Ki davalar uzadıkça uzuyor, kazanacağımda meçhul, dava açmazsam da olur noktasına gelmiş durumdalar.

Pandemi süreci hayatın her alanını etkiledi. Ama en çok işçileri etkiledi. Bugüne kadar işçiler lehine bir yasa çıkmadı. İşten çıkartma kısmen yasaklandı ama işçiyi ücretsiz izine göndermek işverenlerine tekeline bırakılınca işçilerin tüm kazanılmış hakları elinden alınmış oldu.

Patronlar zarar ediyoruz diyor, lehlerine yasalar ardı ardına çıkıyor. Patronların çıkarına çıkan her yasa işçinin aleyhine oluyor. Ama en çok etkilenen işçiler hakkını aramıyor.

İşçiler patron zarar etmesin, yeniden kâr etsin diye daha çok çalışıyor, sesini çıkartmıyor. Sesini çıkartmıyor çünkü ucunda işsiz kalmak, ücretsiz izine gönderilmek var. İşçiler, ücretsiz izine gönderildiği için dava açamıyor. Ücretsiz izine gönderildiği için bir başka işe giremiyor. Çünkü bir başka işe girse eski işinden istifa etmiş oluyor, ihbar-kıdem tazminatını alamıyor. Ücretsiz izine gönderilme korkusuyla örgütlenemiyor. Ücretsiz izine gönderilme korkusuyla hakkını aramıyor.

Bu durumda parababalarının ve sarı sendikacıların işine geliyor. Parababaları ve sarı sendikacılar, hak aramayan, sendikalara gitmeyen, hak gasplarına karşı örgütlü bir mücadeleyi sergilemeyen ortamı pandemi sürecinde buldu.

Bir tek cümleyle konuyu özetleyeceğim. İşçiler hak aramaktan vazgeçti. Elbette nedenleri var. Sendikalara olan güvensizlik var. Parababalarının örgütlülüğü karşısında işçilerin örgütsüzlüğü var. Ve en önemlisi işçilerin partisinin olmayışı var.

Yapmadığınız her şey için bir suçlu bulabilirsiniz. Yaptıklarınızı anlattığınız kadar yapmadıklarınızı ya da yapamadıklarınızı en azında sorgulamanız gerekir. Bahanelere sığınamayız.

Kimse üzerine almasın ama birinin de üzerine alması gerekir.
İşçiler hak aramaktan vazgeçti.

Peki ne olacak şimdi?

Che ne demişti? “Unutma; kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin.”

Sarı sendikal anlayış parababalarını mutlu etmek için tüm gücüyle mücadele ediyor. Patronlar memnun bu durumda.

Ancak parababalarını en çok üzen konu işçilere hâlâ kıdem tazminatı veriyor olmalarıdır. Ve hâlâ hakları için mücadele eden işçilerin olması, işçilerin haklarını savunan, mücadele eden sendika ve sendikacıların varlığıdır.

Vazgeçme…

Mehrali Yücedağ

Serbest Kürsü

Devrim kurumundan karşı devrimci odak olmaya Diyanet!

Mithat Çelik yazdı...

Merkez Bankası faizi yükselttiği halde niçin sonuç alamıyor?

Mahfi Eğilmez yazdı..

Türkiye solu neden işçilerle bağ kuramıyor?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Ne olacak şimdi?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Gündem

Ahmet Hakan’dan Kim Kardashian’a: Sen kimsin?

"Adı 'Kim' olan birine 'Sen kimsin' demenin dayanılmaz tadını tatmak az şey değildir hani"

“Selefi dernekler silahlanıyor” diyen Cübbeli Ahmet’in verdiği isimlerden Murat Gezenler konuştu

Kamuoyunca Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün “Selefi dernekler silahlanıyor” açıklaması ardından verdiği Selefi isimlerden Murat Gezenler açıklamalarda bulundu. IŞİD'i ilk sahiplenenlerden olduğunu,...

İmam hatipler için yeni proje

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, ERDEM isimli yeni bir proje başlattı. Proje kapsamında destek başvurusu yapan İHL’lere 15-50 bin TL ödenek verilecek.

Bakan Selçuk işsizlik ve kısa çalışma ödemeler için tarih verdi

İşsizlik ve kısa çalışma ödemeleri 5 Ekim’de hesaplara yatırılacak.

Aleyna Çakır soruşturmasında kritik gelişme!

Ankara’da evinde ölü bulunan Aleyna çıkarın evinin önündeki kamera kayıtlarına ilişkin iki farklı polis raporu hazırlandı. İlk rapora göre olay gecesi binanın önünde iki kişi bulunurken son rapora göre ise evin önünde sadece Ümitcan Uygun’un olduğu belirtildi.