Mustafa Kemal Paşa’nın savaş günlüğünden: Anafartalar ve Conkbayırı Zaferlerine Giden Yol

Mustafa Kemal Atatürk’ün 8 Ağustos 1915 saat 23.30’da Albay rütbesiyle Anafartalar Grup Komutanlığı’nı devralmasının 104’ncü yıldönümünde İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu, Anafartalar ve Conkbayırı Zaferlerini Albay Mustafa Kemal’in savaş günlüğünden yola çıkarak anlattı.

Çanakkale Boğazı’nı güçlü donanmasıyla denizden geçemeyen Müttefik kuvvetleri, çok yoğun topçu desteğinde, 25 Nisan 1915’te, Gelibolu’ya çıkarılan kara birlikleriyle Çanakkale Boğazı’nı kontrol altına almaya çalıştılar.
1915 Ağustos’unun ilk haftasında, Çanakkale Kara Savaşı dördüncü ayına girmiştir. Bir ay süren sessizliğin ardından Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Ian Hamilton beş tümenlik bir takviye kuvvet alarak yeni bir çıkarmanın hazırlıklarına girişmişti.
Çanakkale Cephesi Komutanı Alman General Liman von Sanders, 8 Ağustos Pazar günü Kemalyeri’nde bulunan Albay Mustafa Kemal Atatürk’ü Anafartalar Grup Komutanlığı’na görevlendirir.
İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu Albay Mustafa Kemal’in savaş günlüğünden yola çıkarak Anafartalar ve Conkbayırı zaferlerini anlattı.
‘KEMALYERİ’NDEN ANAFARTALAR’A’
Albay Mustafa Kemal’in Anafartalar Grup Komutanlığı’nı devralışını anlatan Babüroğlu, “8 Ağustos 1915’te, Anafartalar Grup Komutanlığı’na atanan Albay Mustafa Kemal gece yarısından yarım saat önce, saat 23.30’da Kemalyeri’nden görevini devralmak üzere Anafartalar’a doğru yola çıktı.
Albay Mustafa Kemal’in savaş günlüğünden ifadelere yer veren Babüroğlu, “8-9 Ağustos 1915 gece yarısından önce saat 23.30. Gecenin karanlıkları içinde, 19’uncu Tümen karargâhından hareket ettim. Kemalyeri civarından Kocadereköy kuzeyine çıktım. Dört aydan beri ilk kez bir dereceye kadar saf hava soluyordum. Gerçekte, ateş hattında yaşayanların solduğu hava, insan cesetlerinin kokmasıyla niteliğini kaybetmiş bir hava idi” sözlerini paylaştı.
‘BİRİNCİ ANAFARTALAR ZAFERİ’
Babüroğlu Birinci Anafartalar Muharebesi’ni , “9 Ağustos Pazartesi, sabahın erken saatlerinde Albay Mustafa Kemal, karargâhıyla muharebeyi sevk ve idare edeceği gözetleme yerine sert adımlarla gelir. En ufak bir yorgunluk belirtisi yoktur. Kararlı ve inançlıdır. Birinci Anafartalar Muharebesi 45 dakikalık topçu ateşinin ardından sabah saat 5.15’de başlar. İngiliz General Hamilton savaşı gemiden yürütüyordu. Sabahın erken saatlerinde çok ümitliydi. Saat 6.00’dan sonra manzara kötüleşmeye başlar. Güvendiği askerlerin yığınlar halinde, tepeleri bırakarak kaçışlarını gemi güvertesinden büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı içinde seyreder. Türk piyadesi Anafartalar tepelerinde süngü hücumuyla

düşmana koşuyordur. İşgal Kuvvetleri Komutanı İngiliz Orgeneral Hamilton günlük defterine o gece: “İkindi üzeri saat 18.00’da bütün cephe çökmüş gibiydi… Düşman çok büyük istekle savaşıyor… Yarımadadaki çarpışmalar sırasında kalbim nasır bağladı. Ama bu yenilginin acısı yüreğimi parça parça etti… Ne söylense yararsız…” satırlarını, savaşı kaybeden bir komutanın hüzünlü duygularıyla yazdı.
‘TAARRUZ EMRİ VERDİ’
Anafartalar Zaferi’nin hemen ardından Conkbayırı’nda düşmana karşı taarruza geçen Albay Mustafa Kemal’in hazırlık sürecini anlatan Babüroğlu, “Mustafa Kemal, Anafartalar Zaferi’nin ardından 9 Ağustos saat 17.30’da karargâhıyla Conkbayırı’na doğru hareket etti. Yolda düşman uçağının bombardımanı altında kaldılar. Conkbayırı Tepesi’ne çıktıklarında düşman ateşiyle karşılaştılar. Mustafa Kemal, bazı komutanlarının karşı çıkmasına rağmen taarruz kararı verir. Verdiği emirde basın etkisi oluşturmak için kesinlikle tüfek ve top kullanılmayacaktı. Askerler süngü takılı durumda bekleyeceklerdi. Düşmana sessizce yaklaşılacak ve süngü hücumuyla siperlerine girilecekti. Tüm komutan ve subaylar, hiç uyumadan, her türlü takdirin üstünde, üstün bir gayretle hücum düzenini gece boyunca aldırdılar” şeklinde konuştu.
‘KIRBACIYLA DÜŞMAN ÖNÜNDEN TAARRUZU BAŞLATTI’
Naim Babüroğlu süngü hücumuyla başlayan saldırıyı, “10 Ağustos, Pazartesi sabahı, saat 4.30. Düşman 50-100 metre mesafede mevzideydi. Hücum cephesindeki alayın düşman hattına uzaklığıysa sadece 20-30 adımdı. Conkbayırı Tepesi düşman ölüleri ve şehitlerle doluydu. Birlikler, mevcutlarının yaklaşık yarısını bir önceki muharebede kaybetmişti. Düşmana kesinlikle top ve tüfek atışı yapılmayacaktı. Albay Mustafa Kemal savaş günlüğünde saldırı anını:
‘Gün doğmak üzereydi. Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum. Oradan hücumu yönetecektim. Gecenin karanlık perdesi tamamen kalkmıştı… Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu. Birkaç dakika sonra ortalık tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecekti. Tümen komutanı ve bizimle beraber bulunanlarla hücum safının önüne geçtik. Gayet seri ve kısa bir denetleme yaptım. Yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki: Askerler, karşımızdaki düşmanı yeneceğinize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Önce ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğimde hep birlikte atılırsınız. Komutan ve subaylara da, işaretim için askerlerin dikkatini çekmelerini emrettim!’
Subaylar ve askerler nefeslerini tutmuş, gölge gibi görünen komutanlarına bakıyorlardı. Düşmanla arasında 20-30 adım vardı. Kırbacını başının üstünde kaldırdı. Önce başının çevresinde bir defa çevirdi. Subaylar haykırdı: “Haydi!” sözleriyle anlattı.
‘ŞARAPNEL PARÇASIYLA PARÇALANAN SAAT’
Babüroğlu, “Savaş tarihinde eşine rastlanmayan, büyük ve bir o kadar şiddetli süngü hücumu başladı. Binlerce subay ve asker tek bir beden gibi yıldırım hızıyla atıldı. Yer gök, birden dev bir savaş alanına döndü. Çığlıklar ve bağrışmalardan bir şey duyulamaz oldu. Kısa sürede, Conkbayırı’nda tek bir düşman kalmadı. Türk askerleri kaçan düşmanın üzerine, yarların tepesinden atlıyordu. Bu an, düşman günlüklerinde ‘Uçan Türkler’ olarak geçecekti. Mustafa Kemal’in bulunduğu tepe de bombardıman altında kaldı; ancak savaşı yönettiği tepeden ayrılamazdı. Tam bu sırada sağ elini aniden göğsüne götürdü. Savaş günlüğünde olayı ‘Savaş meydanında saldırıyı seyrederken bir şarapnel parçası
göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz etmedi. Yalnız derin bir kan lekesi bıraktı’ sözleriyle anlatır. Bir insanın yaşamında çok kritik anlar vardır. Kader anı. Bu şarapnel parçasının çarptığı anda Mustafa Kemal’in yaşamındaki kritik anlardan biridir. Conkbayırı dâhil Birinci Anafartalar Muharebesi’nde Türk kuvvetlerinin toplam kaybı 20 bini buldu. Tepelerden söküp atılan İşgal kuvvetleriyse 24 bini aşkın askerini kaybetti” dedi.
‘CONKBAYIRI TRUVA’NIN İNTİKAMI’
Zaferi değerlendiren Babüroğlu, “İşgal kuvvetleri komutanı Orgeneral Hamilton aldığı yenilginin ardından günlüğüne şu ifadeleri düştü: Conkbayırı’nda Türkler çok iyi bir komutana sahipler. Durmadan baskın tarzı deniyorlar. Çok iyi komuta edilen ve yiğitçe dövüşen Türk ordusuna karşı savaşıyoruz. General Birdwood’un (ANZAC Komutanı) harekâtın başından beri kahramanca savaşan birlikleri iskelete döndü.” Mustafa Kemal’in baskın etkisi yaratan taarruzu, düşmanın savaşma tazmini ve ruhunu yok etmişti. Düşmanın birlikleri erimişti. Bu, Çanakkale Cephesi’nde bir dönüm noktasıydı. Albay Mustafa Kemal Conkbayırı Muharebesi’yle tüm cephenin şerefini kurtarmıştı. İşgal devletlerine İstanbul yolunu tıkamıştı. Mustafa Kemal üç bin yıl sonra Truva’nın ve Hektor’un intikamını almıştı… “Büyük İskender, Sezar, Napolyon ayağa kalkın, büyüğünüz geliyor!” ifadelerini kullandı.

Tarihi surda Millet Balkonu

Diyarbakır’ın UNESCO koruması altındaki surların hemen dibinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalar ve TOKİ’nin ihalesiyle 6 ayda tamamlanan ‘Millet Bahçesi’ projesi kapsamında, tarihi sura balkon yapıldı. Surların dibine de beton dökülürken, önüne de istinat duvarı örüldü.

Kafede telefonla konuşan gazeteciyi ‘Hükümeti eleştiremezsin’ deyip ihbar ettiler

Uzun yıllardır gazetecilik yapan Y.K., Muğla’da bir kafede telefonla konuşurken, hükümetin Libya ve Suriye politikası ile Kanal İstanbul projesini eleştirdi. iddiaya göre bu sırada Y.K.'nın telefon konuşmalarına kulak misafiri olan iki kişi önce Y.K. ile tartıştı daha sonra da polise ihbarda bulundu. Yapılan şikayet nedeniyle 'devlet büyüklerine hakaret' suçlamasıyla gözaltına alınan Y.K. emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Gazeteci Uğur Mumcu katledilmesinin 27. yılında anılıyor

Türkiye'nin yetiştirdiği gelmiş geçmiş en büyük gazetecilerinden Uğur Mumcu, bombalı bir suikastle öldürülmesinin 27. yılında anılıyor.

Emin Çölaşan: Gördüklerim karşısında şok geçirdim…

Sözcü yazarı Emin Çölaşan bugünkü köşesinde, 24 Ocak 1993’te evinin önündeki bombalı suikaste uğrayarak hayatını kaybeden gazeteci Uğur Mumcu’yu andı. 

Hülya Koçyiğit’in damadı kamuyu 15 milyon zarara uğrattı!

Hülya Koçyiğit’in damadı Ender Alkoçlar’ın şirketinin kamuyu 15 milyon lira zarara soktuğu ortaya çıktı. Söz konusu ihale ve sözleşme Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından iptal edildi.
209,930BeğenenlerBeğen
4,674TakipçilerTakip Et