Mısra Öz’den ‘Elmalı Davası’ açıklaması: “Unutmayalım, peşine düşelim!”

Çorlu Tren Katliamında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden anne Mısra Öz, kamuoyunda “Elmalı davası” olarak gündeme gelen ve sosyal medyada büyük tepki toplayan, çocuğa karşı cinsel istismar davasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

3 yıl önce 8 Temmuz 2018 tarihinde Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen tren katliamında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz, kamuoyunda Elmalı davası olarak gündeme gelen ve sosyal medyada büyük tepki toplayan, çocuğa karşı cinsel istismar davasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Mısra Öz, oğlu Oğuz Arda Sel ile daha önce çizmiş olduğu resmi paylaşarak, Elmalı Davası’yla ilgili açıklama yaptı. Öz, “Unutmayalım, peşine düşelim, davasını takip edelim” dedi.

İşte Mısra Öz’ün o paylaşımı:

Bu ülkede çocuk olmak..
Bu ülkede kadın olmak..
Bu ülkede anne olmak..
Bu ülkede baba olmak..
Bu ülkede hayvan olmak..
Bu ülkede ağaç olmak..
Bu ülkede deniz olmak..
Çok zor.
“Bu ülkede” diye başlayan cümleler kurarken boğazım düğümleniyor.
Böylesi severken ülkemi, zıvanadan çıkmış bu hali, ülkeye mal etmeyi haksızlık gibi görüyorum.
Bu resim Oğuz Arda ile çizdiğimiz resimdi. O tarif etmişti. Ben çizmiştim. Sonra o boyamış. Onun hayalinden, kendi boyama kitabımızı yapmıştık ve o kendi renkleri ile boyamıştı.
Çizdiğimiz yer Uzunköprü’ydü.
Yüzünde bu muzip gülüşü ile hep mutlu bir çocuktu.
8 Temmuz’da hayallerini süsleyen çok sevdiği memleketinden dönerken, birilerinin ihmali yüzünden öldü.
Düşleyip, resmettiği yer kara toprağı oldu.
Bugün ise hepimiz dehşet verici bir olayla yine sarsıldık. Elmalı’da iki çocuk! Çocuk! Çocuk!
Hayalleri Oğuz Arda gibi rengarenk değil. Kapkara. Çığlıkları, kalemin ucundan kağıtları delip geçmiş aslında.
Vicdanı kör iki şeytanın elinde, karanlıklarda boğulmuş, ölüp ölüp kim bilir kaç kez dirilmişler!
İlk değiller aslında.
Adaletsizliğin, sapkınlara verdiği yetkiye dayanarak kim bilir kaç çocuk hapsoldu bugüne kadar bu karanlığa!
Çocuk olmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Ve herkes gerçekten “anne – baba” olmamalı yeryüzünde.
Bedeli çok ağır günlerden geçerken, ah vah edip, duymak istemiyoruz belki bu olanları.
Unutuyoruz hemencecik!
Unutmayalım.
Peşine düşelim.
Davasını takip edelim.
Duruşmasına gidelim.
Hep “birileri nasıl olsa yapıyor” deyip kenara çekilmeyelim.
8 Temmuz’da 25 insan can vereli 3 yıl olacak. Yıl dönümü yaklaşırken bu katliamın, hala olayı hiç duymamış insanlarla karşılaşmak çok can yakıcı.
Bakın işte biri mutlu çocuk resmi.
O çocuk şimdi yok.
Diğeri yaşarken cehennemi görmüş çocukların resmi. O çocukların ise şu an dünyası yok. Yaralarını sarmak, korkularını dindirmek, endişelerinden arındırmak bizlerin görevi. Bu görev ise onlara bunu yapanlara hesap sormaktan geçiyor.
Hem onların geleceğinin aydınlanması, hem kendi çocuklarınızın geleceği adına lütfen sessiz kalmayalım.
Artık insan olmak çok ağır bu ülkede.

(HALKWEB)

Son Haberler