Miraç Olayı, Kırklar Cemi, Cem Erkânı ve Semah

Mehmet Özgür Ersan yazdı...

Mehmet Özgür Ersan 

Tende ve Canda kendini var eden
Hakkın adıyla
B’ismişah Allah Allah!”
Ateşten, havadan, sudan ve topraktan var oldum.
Doğdum 7 âlem, 3 atadan.
Hu dedim gerçekler aşkına!
Anam yer, babam yağmurdur kal-u beliden beridir.
Ateşten Ateşe, Havadan Havaya,
Sudan suya Topraktan toprağa!
Can cana doğru, nur ile geldim
Durdum divana, uydum meydana.
Can cana. Can didara.

Ya Hızır!
Sen her yerde hazır olansın!..
Her cana nazar olansın!..
Niyet ettik darına durmaya.
Çerağımızı yandırmaya.
Dört kapı, dört çıra hakkı için ola.
Hakk katında şefaat bula.
Hanemiz şenlik ola, rızkımız bereketli ola.
Cümle canlara nasip gide.
Ocağımız, çerağımız sönmeye.
Hanemizden taş, gözlerimizden yaş dökülmeye.
Varlığımız, dirliğimiz daim ola.
Muhabbetimiz eksik olmaya.
Üçlerin, beşlerin, Kırkların hakkı için ola.
On dört masumu pak,
On yedi kemerbest efendilerimizin katarından ayrılmayalım
Akşamlar hayır ola.
Hayırlar fethola.
Münkir münafık berbat ola, zalimler tarumar ola.
Delillerimiz yolumuzu ışıda.
Dil bizden kerem Hünkâr Hacı Bektaş Veli Efendimizden ola.
Gerçeğe Hü!”

Miraç Olayı ve Kırklar Cemi

Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac’a çıkar. Hz.Muhammet,
Mirac’a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser.
Gaipten bir ses (nida) gelir. “Hatemini (Parmağındaki yüzüğü) aslanın
ağzına atması” istenir. Hz.Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir,
yoluna devam eder. Miraç’ta Hz. Muhammet’e; süt, bal ve elma verildiği
rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder.

Alevilikte Kırklar cemi denince akla, Hz. Muhammed’in Miraç’ta ya da
Miraç sonrası Hz. Ali’nin sırrına ermesi ve kırklarla tanışması gelir.
Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup
Hz. Ali’de kalır. Hz. Muhammet, Cenab-ı Hak ile görüştükten sonra
şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını
çalar.

Şeyh Safi Buyruklarında kırklar meselesi hadimlik başlığı altında
söyle anlatılır:  Hz. Peygamber günlerden bir gün suffe-i safanın
kapısına gider kapıyı çalar. İçeride sohbet etmekte olan kırklar,
“kimsin?” diye sorunca, o da, “ben peygamberim, kapıyı açın içeri
gireyim, siz erenler ile dem didar göreyim,” der.

Kırklar, “bizim aramıza peygamber sığmaz, git peygamberliğini ümmetine
yap,” deyince Hz. Peygamber, hemen geri döner. Bunun üzerine Hak
Teâlâ’dan “geri dön” nidası gelir ve tekrar kapıya varır.

Aynı durum tekrarlanır, yine Hak’tan dön nidası gelince üçüncü defa
kapıyı çalar. Kim o denince, “seyyidu’l-kavm
hâdimu’l-fukarâyım”[1]yani ‘toplumun efendisi, fukaranın
hizmetçisiyim.’ diye cevap verir.

Kırklar, “merhaba merhaba, ehlen ve sehlen hoş geldin, gelmekliğin
mübarek olsun,” derler. Hz. Peygamber “ya mufettiha’l-ebvâb iftah lena
hayra’l-bâb” yani  ‘Ey kapıların açıcısı, bize en iyi kapıyı aç.’
Deyip.

Bismillah diyerek sağ ayağıyla içeri girer ve içeride 22 erkek 19
kadının olduğu Erkeklerin başında Hz. Ali’nin kadınların başında Hz.
Fatıma’nın bulunduğu otuz dokuz sahabenin olduğunu görür.

İçlerinden biri eksiktir. O, Selman-ı Farisi dışarıda parsaya
gitmiştir. İçlerinde Hz. Ali’nin de bulunduğu kırklar, Hz. Muhammed’i
gördüklerinde ayağa kalkarlar ve yer gösterirler. Hz. Muhammed, Hz.
Ali’nin yanına oturur fakat o zaman yanındakinin Ali olduğunu
bilmemektedir.

“Siz kimsiniz, size kim derler?” diye sorar. “Biz kırklarız, bize
cehelten (kırklar) derler, cümlemizin gönlü birdir, birimiz neyse
hepimiz oyuz,” BİRİMİZ KIRK KIRKIMIZ BİRDİR BİZİM..”derler.

Hz. Muhammed, “Nasıl?” diye sorunca, “birimizden kan aksa, cümlemizden
kan akar” derler ve Hz. Ali koluna neşter vurarak kanatınca hepsinden
kan gelir hatta dışarıda bulunan Selman’ın kanı bile içeri akar.

Hz. Ali kolunu bağlayınca hepsinin kanaması da durur. Bu arada
Selman-ı Farisi parsadan bir üzüm/engür tanesiyle gelir. Kırklar, “Ey
fakirlerin hizmetçisi (hâdimu’l-fukarâ)! Bu üzüm tanesini aramızda
paylaştır” derler.

Hz. Peygamber bir üzüm tanesini kırk kişiye nasıl paylaştıracağını
düşünürken Cebrail, Allah’ın emriyle cennetten nurlu bir tabak getirir
ve onun önüne koyarak “şerbet eyle ya Muhammed!” der. Peygamberin
bölüşümü nasıl yapacağını merak eden kırklar da birden ortaya çıkan
nurdan tabağın farkına varırlar.

Hz. Muhammed, tabağın içine su koyarak “sakku’l-kamer” parmaklarıyla
üzüm tanesini de ezerek tabağa kor ve böylece kırklara üzümü şerbet
olarak sunar. Şerbetten içen kırkların tamamı mest u elest olarak
kendilerine değişik bir hal gelir ve oturdukları yerden kalkıp bir
kere “Ya Allah!” deyip sema’a dururlar. Kırkların semah’ına Hz.
Peygamber de katılır, semah’ ederken imamesi yere düşer, yere düsen
imameyi kırklar, kırk parçaya bölüp bellerine tennure olarak
bağlarlar.[2]

Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet’in
başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar
parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar.

Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi’ne pirlerini sorar. “Pirimiz Ali’dir”
derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali’nin de orada olduğunu öğrenmiş
olur. Ali, Hz. Muhammet’in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali’nin
parmağında, Mirac’a giderken “aslana” verdiği yüzüğü (hatemi) görür.
Ali’ye sarılır, O’nu bağrına basar.” Alevi inancında; kadın ve erkek
canlardan oluşan Kırklar Cemi’nin tayin edici önemi vardır.

Cem Erkânı

Cem kelimesi Arapça fiil kökünden gelip isim olarak toplanma, bir
araya gelme anlamına gelir. Cemle ilgili Gölpınarlı, Mevlevilerde
aynu’l-cem’; ‘vahdet nes’esiyle ve cezbeyle askla ihvanın tam bir
birlik hâlinde toplanıp semâ’ ve sefâ ile dem sürmesi anlamına
kullanılır. Bu terim halk dilinde ayn-i cem seklinde söylenir.[1]

Gölpınarlı Buyruklarında cem, taliplerin bir araya gelip evliya
erkânını icra etmesi olarak tanımlanmıştır.[2] Cemin icra edileceği
yerin adı meydandır.[3] Bazı Buyruklarda, cemin kaynağı olarak
İslam’ın ortaya çıktığı ilk yıllar gösterilir. Müslümanların
çoğalmasıyla yol, erkân ve irşat yürütülecek bir yere ihtiyaç
duyulduğu ve bunun üzerine Hz. Peygamber’in emriyle uygun bir evin bu
iş için hazırlandığı anlatılır.[4]

Semah

‘And olsun o saf bağlayıp dizilenlere, o saflar tutturup sıraya
dizilenlere, o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara, o haykırarak şevk
edenlere, o göğüs gererek durduranlara, o zikir okuyanlara..’

saffat 37/1-2-3

haşa ki semahımız oyuncak değildir

ilahi bir aşktır, salıncak değildir

her kim ki semahı bir oyuncak sanır

mümin diye cenaze erkanı kılınacak değildir

Hünkar Hacı Bektaş-i Veli

* hakk ile bütünleşme onun varlığında erimedir

* hakka gönül verenin miracı, aşığın miracıdır

* kainatı okuyan görür en küçük atomdan en büyük

gezegenlere kadar bütün evren semah döner

* kişi vecd ilham ve keşif ile çoşkusuyla hakk gerçeğine

varmak için, kişi kendinden geçip hakk’ın varlığına

karıştığında ilahi bir aşk halini alır

* çark’ a girip evrenin nizamına kendini bırakmak

bütün varlıkla bir olarak vahdeti vücut olmak

* imamı caferi sadık buyruğunda alevi islam inancında kökeni kırklar
cemine dayanan ve cem içindeki 12 hizmetten biri sayılır.

İmam Cafer Buyruğunda Hz. Muhammed’in Kırklarla tanışması, bazı
farklılıklar olmakla birlikte Şeyh Safi Buyruklarıyla paralel, ancak
sade bir şekilde betimlenmiştir. Bu farklar şunlardır: Hz. Peygamber
Miraç’a gidince yolda bir aslan görmüş, yüzüğünü/hatemini aslanın
ağzına vererek Sidretu’l-Munteha’ya ulaşıp dosta vasıl olmuştur. Orada
doksan bin kelam söylemiş; otuz bini şeriat olmuş, altmış bini Ali’de
sır olmuştur.

Hz. Muhammed, Miraç’tan gelirken Mina’da bir kubbe görmüş orada
kırklarla tanışmıştır. Parsadan gelen Selman’ın getirdiği üzümü ezip
şerbet eylemiş; kırklar içmiş ve cuş etmişler; Peygamber sema’a girmiş
basındaki semle düşünce kırk parça olmuş ve Kırklar bunu
kuşanmışlardır.

Ayrıca Hz. Muhammed, Kırklarla tanıştıktan sonra onlarla sohbet
etmiştir. Sohbette; onların pirlerinin Şah-ı Merdan Ali, rehberlerinin
Cebrail (a.s.) olduğunu öğrenmiştir.[7] Ayrıca bazı Buyruklarda Hz.
Peygamber’in kapıdan içeri girdiğinde gördüğü otuz dokuz kişiden yirmi
ikisinin erkek, on yedisinin kadın olduğu bilgisi yer almaktadır.[8]

Anadolu Aleviliği’nin inanç temellerinin, yaşam biçiminin, dünya
görüşünün, felsefesinin kökleri bu söylencede aranmalıdır. Kadın ve
erkek canlardan oluşan Kırklar Meclisi, mitolojik anlamda da olsa
Alevilerin dinsel ve sosyal örgütlenmelerinin tarihsel kaynağı kabul
edilebilir. Bu anlamda da bu söylencede geçen sembolik özellikler
Alevilik açısından ayırtedici öneme sahiptir.

Kırklar Meclisi’nin kadın ve erkekten oluşumu kadın ve erkek
eşitliğinin önemini vurguluyor. Kırklar Meclisi ile Hz. Muhammet
arasındaki diyalogdaki vurgulardan; “birimiz kırk, kırkımız bir”
olgusu eşitliği, insan olmayı, türab olmayı vurguluyor. Gerçeğin gökte
değil, yerde olduğu meclisin sembolik önemi ile vurgulanıyor. Herkesin
eşit ve ulu olması; vahdette kesret, kesrette vahdet (varlıkta birlik,
birlikte varlık) ilişkisini ifade ediyor.

Kaynakta, Alevi inancında Tanrı’nın, Peygamber’in ve insanın yeri
belirtilmektedir. Aslan ve yüzük sembolü ise, insanın Tanrı’nın bir
ifadesi, O’nun bir yansıması, parçası olduğu, Adem’in Hakk’ın halifesi
olduğu anlayışını vurgulaması açısından önemlidir. Bu örnekte
Alevi-Bektaşi ibadeti olan Cem’in ve Semah’ın da kökleri belirtilmiş
oluyor. Bu söylence, Anadolu’da yaklaşık bin yıldır her tür
olumsuzlanmaya karşılık Alevilerin Cem ve cemaatlerinde, sosyal
hayatlarında kadını bir bütünün ayrılmaz parçası gören, lokmasını
yoksullarla kırka bölerek paylaşmasını bilen, insana en yüksek değeri
veren Aleviliğin sağlam mayasını da ele veriyor.

Miraçlama

Cem Ayinlerinde Peygamber’in Miracı 12 Hizmetten biri olarak Miraçlama
diye bir bölümde deyişler eşliğinde canlandırılır;

Miraçlama Örnekleri

Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın miraç yolculuğu ve dönüşte
kırklar meclisine uğramasını anlatan şiirlere miraçlama denilmektedir.
Miraçlama cem törenlerinde âşıklar tarafından saz eşliğinde okunur.
Anadolu’da bazı yörelerde Şah Hatayi’nin yazmış olduğu miraçlama
okunur. Bazı yörelerde de Feyzullah Çelebi veya Mehmet Hamdullah
Çelebi’nin miraçlaması okunur. Amasya, Çorum, Sivas ve Tokat
yörelerinde daha çok Hamdullah Çelebi’nin miraçlaması okunmaktadır.

1) HASİRETİ (HAMDULLAH ÇELEBİ)

“Kün” dedi karar eyledi

Yeri göğü arşullahı

Çar anasırdan yarattı

Âdem Safiyullah’ı

Evvel Âdem Hakk’ı bildi

Başına çok haller geldi

Alnına bir top nur indi

Âdem bildi Nurullah’ı

“Velekad keremnâ” dedi

Melekler secdeye indi

İblis lâin etmem dedi

Takındı lanetullahı

Âdem’den zürriyet geldi

Hak emri dört güruh oldu

Dördüne dört ta’at verdi

Evvel zikri Zikrullah’ı

Bir katre nutfeden oldu

Âdem’den nur Şit’e geldi

Ehl-i Hakk tahkik kıldı

Ve hem Şit Nebiyullah’ı

Açıldı Haşimi necli

Mustafa Murtaza nesli

Yüz yirmidörtbin nebi

İbrahim Halilullah’ı

Halil’in evladı gelip

Abdül Muttalip Ebu Talip

Ol zaman nur iki olup

Bilen bildi Beytullah’ı

Abdullah’tan nebi zuhur

Dü cihanda oldu fahir

Ebu Talip’den etti zahir

Ali’yy-ün Veliyullah’ı

Dü cihan güneşi Ahmed

Vahiy geldi oldu irşâd

Münkir ne bilsün Ahâd

Ol bir nur’u Nurullahi

Hak emretti Cebrail’e

“Habibim Mi’raca gele”

Önünce delili bile

Cebrail Emirullah’ı

Dostunun selâmın aldı

Gönülleri şâdi kıldı

Cebrail rehberi oldu

Seyr eyledi Arşullah’ı

Sidret-ül-müntehaya vardı

Anda Cebrail durdu

Bundan öte sana dedi

Sen görürsün ol Allah’ı

Yetmiş iki perde geçti,

Hakk’ın emri ile aştı.

Birinci perdeye ulaştı,

Gördü Hikmetullahî

Arş-ı muazzam’a vardı

Anda çok hâller gördiü

Orda bir nişan verdi

Hâtem-i Nebiyullahı

Nalinin çıkarmak ister

Hatiften nida dost der

Arş-ı Azim’i göster

Nalini Habibullahi

Uçmak babına vardı

“Destur Ya Rabbim” dedi

“Gel dedi Rab virdeyledi

Uzattı desd-i Yedullah’ı

Azizullah  el uzattı

Nûrı-u âlemi bezetti

Âlem bu anı gözetti

Gördü Hatemin Vallahi

Âşık maşuğunu gördü

Habib maksuduna erdi

Doksan bin kelâm sordu

Danışdı Kelâmullah’ı

Otuz bini şeriatta

Otuz bini tarikatta

Otuz bini hakikatte

Bilenler bildi vallahi

Olanları bilir bilen

Hakikate âşık olan

Gördü bir mahbup civan

Habib bildi Sırrullahı

Kudret lokması geldi

Süt elma baldan aldı

İkisi de bile tattı

Yediler nimetullahı

Gelmek için destur aldı

Muhammed ayağa kalktı

Mü’min’e tevhîd verdi

Tutmak için îllallahi

Kudret hazinesin buldu

Üzümü ikiye böldü

Engürü bergüzar aldı

Secde edip Babullah’ı

Kırklar yolunu gözetti

Vardı kırkları bezm etti

Oturuben niyaz etti

Selman sundu keşküllahı

Selman’a bir üzüm verdi

Yar yari ol demde gördü

Cümlesi pervane girdi

Tutundular arşullahı

Kırklar muradını aldı.

Esrar-ı Hak galip oldu

Muhammed evine geldi

Gördü Ali Keremullah’ı

Ali anda tevaf etti

Doksan bin kelâmı vasfetti

Hatemi nümayan etti

Verdi Şah Emrullahi

Çâr emânet fahri geldi

Muhammed Ali’ye verdi

Ahir sahibi var dedi

Bektaş  Kaddesallah’ı

Şah Hasan Hüseyin geldi

İmam Zeynel parelendi

İmam Bakır şehid oldu

Ol sırr-ı Kutbullah’ı

İmam Ca’fer din rehberi

Musa Kazım din serveri

Olalım Rıza’nın çekeri

Veririm canı billahi

Takî Nakî Şâh Askerî

Onlar birbirinin yari

Mehdi mü’min intizârı

Tez gele Zamanullahi

Kutb-u Âlem Hünkâr geldi

Emanet sahibini buldu

Cümle erler nasîb aldı

Bağlandı rızaullahi

Bendesin almış araya

Varınca baki saraya

Bu HASRETİ bî-çareye

Şef’aat eder inşallahi

2)FEYZİ (FEYZULLAH ÇELEBİ)

Miraç okudu Cebrail

Muhammed Mustafa mah’i

Hak emrine oldu kail

Eyledi bir azm-i rah’i

Gaipten yandı bir çırak

Çünkü yakın oldu ırak

Cebrail getirdi Burak

Bindi ol Habib-ullahi

Burak kadem bastı arşe

Erişti fevk ile ferşe

Hak kadirdir cümle işe

Eyledi bir gez-nigâhi

Bir nida erişti Hak’tan

Ya Muhammed’im Burak’ta

Göz kamaşır şerer-nâk’tan

Müminlerin kıblegahı

Yolda ırast geldi bir şîr

Ya nedir bu işe tedbir

Hatemiyi ağzına ver

Sundu iki cihan şahı

Çıktı sitr-el müntehaya

Erişti ilanihaya

Kavuştu sırr-ı Hüda’ya

Seyretti Cemalullahı

Orda gördü bir nevcivan

Yüzü şemsi mahi taban

Cemalına oldu hayran

Nazar kıldı âl-Allah’i

Sordu doksan bin kelamı

Hak ile nik-ü namı

Bir dem eyledi âramı

Bu ne sırdır ya ilahi

Gaipten geldi yeşil el

Verdi sib, şir, engûr,asel

O demde gördü bir mahfel

Selmanı şey’en lillahi

Ayak üstü kalktı server

(Canlar ayağa kalkar)

Oldu gönlü gözü enver

Sır ile oldu münevver

Dedi bu hikmet ilahi

Oldu miracın mübarek

Hak kıldı Kur’an tebarek

Şanına levlâk-e levlâk

Padişahlar padişahı

Vardı kırkların cemine

Oturdu Hak makamına

(Canlar oturur)

Hü dedi gerçek demine

Dem-be-dem Resulullahi

Buyurdu ol nur-u vahid

Size armağan bu tevhid

Cümlesi de oldu sacid

Zikretti kelamullahı

Kırklar bir şerbet içtiler

Can ile baştan geçtiler

Cezbe-i aşka düştüler

Ettiler kırklar semahı

Gözleri kurretü’l ayn

Ali bin Hasan Hüseyin

İmam-ı Zeynel Abidin

Güruh-u Naci güvahi

İmam Bakır İmam Cafer

Kazım Musa Rıza Server

Şah Taki ba Naki Asker

Muhammed Mehdi penahı

Ata bahş eyledi lütfundan

Dûr eyleme rahmetinden

Mahrum koyma şefkatinden

Geda Feyzi pür günahi

________________________________

[1] Gölpınarlı, Mevlevî Âdâb ve Erkânı, s.9.

[2] Gölpınarlı 199, vr.130a.

[3] Gölpınarlı 199, vr.132b.

[4]  Risâle-i Seyh Safi, vr.49b-50a. Hz. Peygamber (s.a.v.) ilk
zamanlar gizlilik içerisinde yürüttügü tebligi sahabeden Erkam b.
Erkam’ın evinde yapmıstır. Bu ev İslam tarihinde Dâru’l-Erkâm olarak
anılmaktadır.

[5] Toplumun efendisi, fukaranın hizmetçisiyim.

[6] 118 Gölpınarlı 199, vr.78b-80b; Gökçeler, s.226–232. Bu olay
buralarda yeryüzünde olmus gibi anlatılmasına ragmen bu Buyruklarda
baska bir yerde Hz.Ali için; “İmdi yedi kat gökleri seyran eyleyen ve
Mirac’da Muhammed’e karsı gelen ve yeryüzünde Tanrı’nın Arslanı olan
ve erenlerin mürsidi ve kırkların piri Hazret-i Ali…” ifadeleri de
kullanılmıstır. Örnek için bkz. Gölpınarlı 199, vr.146a.

[7]  Aytekin, s.7–9; Hafik İmam Cafer, vr.208a-208b.

[8]Aytekin-Maras, s.155–159; Bozkurt, s.7–11.

Davutoğlu’ndan kendisini dolandırıcılıkla suçlayan Erdoğan’a: Ailelerimizin mal varlıkları araştırılsın

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şehir Üniversitesi ile ilgili sözlerine yanıt vererek, Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil olmak üzere yaşayan eski Cumhurbaşkanları ve Başbakanların ailelerinin mal varlıklarının araştırılmasını önerdi.

Sıkı durun… Yandaş Sevilay, Erdoğan’ı ucundan eleştirdi: Dikkat çeken Aydın Doğan pozu!

Yandaş kimliğiyle bilinen Habertürk yazarı Sevilay Yılman Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 'ucu'ndan eleştirdi. 

AKP’yle anlaşıp Ahmet Necdet Sezer’e Türkiye’nin en gizli FETÖ’cüsü diyen Cem Uzan’a Ayşenur Arslan’dan bomba yanıt

İktidarla anlaşıp yakın zamanda Türkiye'ye döneceği belirtilen Cem Uzan, sosyal medya hesabından bu kez Ahmet Necdet Sezer'i hedef aldı. Uzan'a yanıt Ayşenur Arslan'dan geldi. 

Erdoğan’dan İmamoğlu uyarısı: İstanbul’un nabzını iyi tutarsak Türkiye’yi de yakalamış oluruz

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da AKP İl başkanları Toplantısı'nda konuştu. 

İBB’nin yılda 12 milyon TL’sini Fatih Terim Stadyumu’na gömmüşler

Başakşehir Fatih Terim Stadyumunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne pahalıya patladığı ortaya çıkarken, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na devir aşamasında olan stadyum için İBB’nin yıllık yaklaşık 12 milyon liralık masraf yaptığı tespit edildi.
210,584BeğenenlerBeğen
4,588TakipçilerTakip Et