Milli egemenlik, bir ülkenin kendi kararını dış onay aramadan alabilme kapasitesidir.
Bu kapasite yalnız sınır güvenliği demek değildir.
Ekonomide bağımsız hareket edebilmek, hukukta öngörülebilirliği koruyabilmek, dış politikada yön değiştirmeden durabilmektir.
Ülke daha pahalı borçlanıyorsa bu sadece ekonomi haberi değildir. Güven azalmıştır.
Merkez Bankası başkanı sık sık değişiyorsa bu sıradan bir idari karar değildir. Kurumsal kapasite geriliyordur.
Gençler okulu bitirir bitirmez başka ülkeye gitmeyi düşünüyorsa mesele sadece maaş değildir. Geleceğe güven yoktur.
Elbette savunma sanayii ilerlemesi değerlidir. İhracat artışı önemlidir.
Altyapı yatırımları kıymetlidir.
Ama egemenlik, karar alma gücünün sürdürülebilir olmasıdır. Bir alandaki güçle diğer alandaki zayıflığın telafi edilmesi değildir.
Savunmada güçlü olup hukukta kırılgansanız mukavemet oluşmaz.
İhracat artarken ekonomi kuralları belirsizse kalıcılık sağlanmaz.
Bu zayıflama kendiliğinden olmaz.
Kurumsal denge mekanizmaları bozulduğunda olur.
Karar süreçleri daraldığında olur.
Liyakat geri plana itildiğinde olur.
Kısa vadeli siyasi kazançlar uzun vadeli kurumsal sağlamlığın önüne geçtiğinde olur.
Sorumluluğu yalnız küresel koşullara yükleyemeyiz.
Aynı dünyada bazı ülkeler güven üretebiliyor, ekonomisini istikrarlı tutabiliyor, gençlerini içeride tutabiliyor.
Farkı yaratan şey kurumsallığın gücüdür.
Devlet bir organizma gibidir.
Zaafiyet ilk anda çöküş yaratmaz.
Ama ilerledikçe manevra alanı daralır.
Seçenekler azalır.
Bir gün yöneticiler istedikleri için değil, başka seçenek kalmadığı için karar almak zorunda kalır.
İşte o noktada egemenlik yalnız kelimeye dönüşür.
Kurumlar zayıfladığında bunun adı kader değildir, tercihtir.
Ve her tercih bir sonuç üretir.
Peki güçlü sistem nasıl kurulur?
Para politikası günlük siyasetin dışında kalır.
Yargı gerçekten bağımsız işler.
Kamu kadrolarında liyakat tartışma konusu olmaz.
Bütçe disiplini seçim taktiğine feda edilmez.
Güçler ayrılığı fiilen uygulanır.
Bunlar zor adımlardır.
Ama egemenlik kolay söz değildir.
Egemenlik yalnız dış tehditlere karşı savunulmaz.
İçeride zayıflatıldığında da savunulmalıdır.
Güçlü görünen siyaset mi istiyoruz
yoksa güçlü kalabilecek bir devlet mi?
Bugün tercih yapanlar,
yarın doğacak sonucun sorumluluğunu da taşımak zorundadır.
Çünkü egemenlik kaybedilirse
geri kazanmak, slogan atmaktan çok daha ağır bedel ister.
