HALKWEBYazarlarMezopotamya’dan Rojava’ya, Tarihin Kırılan Omurgası Ve Kadın Devriminin Yeni Sözü

Mezopotamya’dan Rojava’ya, Tarihin Kırılan Omurgası Ve Kadın Devriminin Yeni Sözü

Tarih, yalnızca yazılan bir şey değildir, gerektiğinde onu yeniden yazma gerçeğininde ifadesidir.

0:00 0:00

Mezopotamya, insanlığın yalnızca doğduğu yer değildir, aynı zamanda Değişik İktidarların, Kültürlerin, Sömürünün ve Direnişin ilk laboratuvarıdır. Bu topraklarda insan, önce toprağı ehlileştirdi, sonra toprağın üzerinde yükselen eğemen güçlerin iktidarları, insanı zor ve baskı yöntemiyle ehlileştirmeye girişti. Sümer’in tapınak ekonomisi, Akad’ın merkezi zor aygıtı, Babil’in yasaları, Asur’un militarist devlet aklı, toplumu baskı altına almak için, insanlık onuruna yakışmayan birçok yöntem kullandılar. Hepsi aynı sorunun farklı yüzleriydi. İnsanı kim yönetecek ve hangi bedelle?

Akademik tarih bize şunu söyler. Devlet, Mezopotamya’da doğdu, ama onunla birlikte itaat, sınıf, erkek egemenliği ve savaş makineside bu coğraftada doğdu. Kadın, üretimin merkezinden yönetimin dışına itildi. Toplum, komünal eşitlikten hiyerarşik tahakküme sürüklendi. Bu kırılma, insanlık tarihinin en derin fay hattıdır. Ama dağların halkı olan Kürtler, bu fay hattının üzerinde binlerce yıl boyunca kırılmadan duran tek ritmi taşıdı. Kürt halkının tek bir hedefi vardı ve uğruna birçok bedel ödedi, hiçbir zaman vaz geçmediği Özgür yaşama iradesiydi, ne imparatorluklar ne Ulus-Devletler bu iradeyi silebildi.

Çünkü Kürt toplumsal hafızası, Mezopotamya’nın en eski kültürel Kodlarını-Komünal dayanışmayı, kadın bilgisini, kolektif Yaşamı-İçinde sakladı. Modern çağda Ulus-Devletler yükseldi sınırlar çizildi, kimlikler yasaklandı, diller susturuldu. Ama tarih, her baskının içinde kendi karşıtını büyütür. Kürt halkı, yüzyılların inkarına karşı örgütlü bir toplumsal bilinç yarattı. Bu bilincin en radikal kırılımı ise, tarihin ironisi olarak, Mezopotamya’nın en eski sorusuna verilen en yeni cevap Rojava Kadın Devrimi oldu.

Rojava, Ortadoğu’nun savaş enkazı içinde bir siyasal proje değil, Mezopotamya’nın binlerce yıllık iktidar tarihine karşı bilinçli ve örgütlü bir başkaldırıdır. Devletçi aklın yerine Demokratik-Konfederalizmi, Erkek egemen sisteminin yerine Kadın özgürlüğünü, eğemenlerin hiyerarşisi yerine Komünal örgütlenmeyi koyan bir paradigmadır. Bu paradigma, yalnızca bir yönetim modeli değil, ayrıca insanlığın tarihsel kırılmasını tersine çevirme girişimidir. Kadınların öncülüğü, bu devrimin kalbidir. Çünkü Mezopotamya’da devletin doğuşu, kadın özgürlüğünün çöküşüyle eş zamanlıydı.

Rojava’da kadın devrimi, bu çöküşü tersine çeviren ilk büyük tarihsel hamledir. Bu nedenle Rojava, yalnızca Kürt halkının değil, tüm ezilenlerin, emekçilerin, kimliği bastırılmış halkların yeni bir nefesidir. Dünyanın bütün güçleri savaşın dumanında boğulurken, Rojava’da Kadın Devrimi yeni bir toplumsal sözleşme yazdı. Bu sözleşmenin esası Özgürlük, ancak kadın özgürse mümkündür gerçeğidir. Artık bugün Rojava, Küresel güç dengelerinin ortasında küçük bir coğrafya değil, Mezopotamya’nın başlangıcından bugüne uzanan tarihsel bir hesaplaşmanın sahasıdır.

Sümer rahiplerinin gölgesinden modern Ulus-Devletlerin baskısına kadar uzanan binlerce yıllık iktidar zinciri, burada ilk kez Rojava’da Kadın Devrimiyle kırılmıştır. Bu kırılma, insanlık tarihinin en radikal dönüşümüdür. Çünkü bu devrim, yalnızca bir iktidarı değil, iktidarın kendisini sorgulayan yeni bir paradigmadır. Coğrafyanın insanlık tarihiyle buluştuğunda, günümüze kadar uzanan süreçte Mezopotamya coğrafyası ve halkı çok şey gördü. İlk yazıyı, ilk yasayı, ilk Devleti, ilk savaş gören Mezopotamya haklarına, Rojava’nın Kadınları bu topraklarda Dünya İnsanlığına yeni bir şey gösterdi. Tarih, yalnızca yazılan bir şey değildir, gerektiğinde onu yeniden yazma gerçeğininde ifadesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI