Metin Feyzioğlu neyin peşinde?

Tacettin Çolak yazdı...

Tutulduğu ve esiri olduğu Kariyerizm hastalığı yüzünden, ne yapıp edip bir yerlere “baş” olmak istiyor.

Siyaset arenasında çaldığı onca kapı yüzüne kapanıp umduğunu bulamadı, şimdi de Barolar Birliği Başkanlığı sıfatını kişicil hırslarına alet ediyor.

Danıştay kuruluş töreninde yaptığı konuşma sırasında AKP’gillerin Reisi tarafından kendisine “edepsiz” denilerek hakaret edilmesine ve konuşması devam ederken salonun boşaltılmasına karşı hiçbir tepki vermediği gibi, kendisini aşağılayan, hakaret eden ve üzerine yürüyen kişinin ayağına gitmekte bir beis görmüyor.

(Bu arada söylemeden geçmeyelim; onun şahsında tüm avukatlık mesleğine yapılmış olan bu hakarete karşı, iki gün sonra, Halkçı Hukukçular olarak suç duyurusunda bulunduk.)

Ancak kendisi bu fırçayı, aşağılanmayı sineye çekmeyi uygun buldu.

Feyzioğlu bununla da yetinmiyor; temsil ettiği avukat kitlesinin iradesini hiçe sayıyor.

Kendisine iletilen uyarıları-eleştirileri görmezden geliyor.

Tamamen avukatlardan oluşan kitlesel toplantıya bile koruma ordusu ile gelerek, uzun ve içeriksiz konuşmasını dinleme işkencesine katlanan meslektaşlarının, kendisine yönelik eleştirilerini dinleme zahmetine katlanamadığı gibi, meslektaşlarına kiralık çakallarını saldırtıyor, fiziki müdahalede bulunduruyor.

Ülkede AKP’giller tarafından yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılıyor, hukuk ayaklar altına alınıyor, onca Anayasayı ihlal suçu işleniyor, Laiklik fiilen olmamışa çevriliyon, OHAL hukuku olağan hale getiriliyor, avukatlar yargının asli unsuru olmaktan çıkartılıyor, ama savunmayı temsil eden hukuk kurumu başkanı bu arkadaştan tek ses yok.

O, Adalet Bakanı ile yaptığı görüşmelerle maçı idare edip, torbadan “Yargı Reformu” paketleri çıkartmakla meşgul.

Yaptığı açıklamalarla, paketin “özgürlükler manzumesi olduğunu, avukatlar için ciddi kazanımlar içerdiğini” pazarlamaya çalışıyor. Ama meclis tatile girmeden çıkartılacağı ilan edilen paket, bir başka bahara ya da “çıkmaz ayın son çarşambası”na erteleniveriyor.
Kaldı ki, açıklanan paketin içeriğinde avukatlara yeşil pasaport verileceği, basit yargılama ve tehdit suçlarının şikâyete bağlanacağı, noterliğin meslek olacağı, alternatif çözüm yollarının çoğaltılacağı (yani mahkemelerdeki dosya sayısını azaltmak için insanların hak arama özgürlüklerini arabuluculara ya da uzlaştırmacılara havale edileceği) gibi konular dışında somut bir düzenleme de yok.

Tutuklamaya ilişkin olanların ise hiçbir inandırıcılığı ve gerçekliği bulunmamaktadır.
Diğer yandan, siyasi iktidarın hiçbir hukuk kuralı tanımadan, ülkemizin madenlerini, yer altı-yerüstü zenginliklerini yerli-yabancı parababalarına peşkeş çekmesine, ormanlarımız acımasızca katledilirken yangın söndürme uçaklarını kullanmamasına, acımasızca yapılan çevre ve doğa tahribatlarına karşı da en küçük bir itirazda bulunmamakta.
Meslektaşlarımızın bizzat Tayyip Erdoğan’ın korumaları tarafından acımasızca darp edilmesi, gözaltına alınması ve tutuklamaya sevk edilerek adli kontrolle serbest bırakılması karşısında bile, ilk gün; “alnıma tabanca dayasanız da bu işin peşini bırakmayacağım” şeklinde göstermelik bir tepki verirken, aylar sonunda saldırganlar hakkında yargılama izni verilmemesini sessizce geçiştirmekte.

Tıpkı AKP’giller ve Reislerinin Batılı Emperyalistler karşısında çıkarttıkları kuru gürültüler gibi, Feyzioğlu da aynı taktikleri izlemekte. Yani olayların sıcaklığında bir iki şovla maçı idare ettikten sonra, sonuç almaya dönük takipten vazgeçip, tepki gösterdikleriyle el ele kol kola görünmeye pek hevesli…

Ve O; bunu hep yapıyor…

Danıştay törenlerinde maruz kaldığı hakaretlere rağmen, 2016’dan beri Adli Yıl açılışlarının Kaçaksaray’da yapılmasının önünü açan da;

Atatürk Orman Çiftliği arazisi içine 5659 sayılı Kanuna aykırı olarak kondurulan bu Kaçaksaray’la ilgili Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca yürütmeyi durdurma kararı verilmesine karşın, “Güçleri yetiyorsa yıksınlar, yürütmeyi durdurdular ama binayı durduramayacaklar, açılışını yapacağım, içine de girip oturacağım” diyerek meydan okuyan(*) ve sarayında “ihtişam içinde” oturmaya devam eden bir siyasi parti genel başkanını, yanındaki yüksek yargıçlarla birlikte üç yıldır ayakta alkışlayan da kendisidir.
Yaptığı bu dalkavukluğu ilk günden eleştirenleri; “şezlonglarında denizi seyrederken, serinlemeden önce bir çakayım da ondan sonra denize gireyim” diyenler diye küçümserken, bu yıl, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü vurgusuyla Kaçaksaray’da yapılacak Adli Yıl açılışına karşı çıkan, 42 tane Baro’nun yaptığı açıklamaları da “tuzu kurular” diye geçiştirmekte, yanlışında ısrar etmekte…

Bu adamın, bir Hukuk Profesörü olarak “yargının bağımsız olmakla birlikte bağımsız da görünmek zorunda” olduğu ilkesini bilmemesi mümkün değil elbette…
Bugün ülkemizde, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin kalmadığını, yapılan Anayasa değişiklikleriyle kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırıldığını, tüm güçlerin tek kişide toplandığını, eğitimin, sağlığın, emniyetin cemaatlerin/tarikatların eline teslim edildiğini, ülkenin hızla bir din devletine dönüştürüldüğünü, ülkenin kurucu önderlerinin yok sayıldığını görmemesi mümkün mü?

Elbette değil…

O; sözde “Türkiye’yi koruma” kılıfı içine soktuğu bu hareketlerinin tamamını bilinçlice yapmakta. AB-D Emperyalizminin uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un eş başkanı ile birlikte ülkemizi en az üç parçaya bölmek isteyenlerin amacına hizmet etmekten çekinmemekte.

Böylece Kaçaksaray’a daha da yakınlaştığını göstererek, ilk genel kurulda altından kayacağını gördüğü Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı koltuğunu Bakanlık koltuğu ile değiştirme hevesini ele vermekte…

Tabi böylesi hevesler bazen sahibinin kursağında kalır.

Bizden söylemesi…

01.09.2019

(*) Bu yılki Adli Yıl açılış töreni için Yargıtay’ın yaptığı çağrıya uymayacağı yanıtını veren kırk iki baronun hiçbirinin red gerekçeleri arasında bu hukuksuzluk bulunmamaktadır, ne yazık ki… Zira buraya tek başına yürütmenin mekânı demek yeterli değildir. Çünkü burası Anayasa’nın 138’inci maddesine aykırı olarak mahkeme kararlarına meydan okuyarak yapılmıştır ve bu gerçek hiçbir zaman gözden kaçırılmamalıdır.

Av. Tacettin Çolak 

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Gezi davasında tüm sanıklar beraat etti

Gezi eylemlerine finansal destek ve koordinasyonu sağladıkları iddialarıyla suçlanan aralarında Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu davada karar çıktı.

Kılıçdaroğlu Gezi Direnişi’ne sahip çıktı: Hayatı sorgulayan gençlerin bir baskı rejimine tepkisidir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Gezi olayları okumuş, hayatı sorgulayan gençlerin bir baskı rejimine tepkileridir. Dolayısıyla gençleri yaptıkları eylemde saygıyla sevgiyle karşılamak gerekir” dedi.

İBB, “İmamoğlu beni işten çıkardı” diyen İGDAŞ çalışanının emekliliğini istediği belgeyi paylaştı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Sözcüsü Murat Ongun, Ulaş Karanfil isimli İGDAŞ çalışanının “İşten çıkarıldım” iddiasını yalanladı.

Son dakika… Ankara bu iddiayla çalkalanıyor: AKP’de peş peşe Babacan istifaları

Eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın siyaset sahnesinde yerini almaya hazırlanan partisi için geri sayım sürerken, Ankara'da politika kulislerini hareketlendiren iddialar da peş peşe geliyor. Babacan'a yakın kaynaklar en geç Mart başında partinin kuruluş dilekçesinin verileceğini ve AKP’den istifa eden bazı isimlerin partiye katılacağını belirtti.

Devlet Bahçeli: Darbe iddiaları maalesef herkesin diline düşmüştür

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık olağan Meclis grup toplantısında konuşuyor.
209,669BeğenenlerBeğen
4,900TakipçilerTakip Et