HALKWEBYazarlarMesele Sadece Özel Hayat Mı?

Mesele Sadece Özel Hayat Mı?

Bu mesele “özel hayat” diyerek geçiştirilecek kadar basit değildir; çünkü ortada yalnızca iki yetişkinin ilişkisi değil, güç, makam ve etik sınırların ihlali vardır.

0:00 0:00

Bir toplumun çürümesi, çoğu zaman büyük skandallarla değil, küçük görünen ama büyük anlamlar taşıyan “normalleştirmelerle” başlar. 53 yaşında bir belediye başkanının, kendi kurumunda çalışan 21 yaşındaki biriyle ilişki yaşaması da tam olarak böylesi bir kırılma noktasıdır. Bu mesele “özel hayat” diyerek geçiştirilecek kadar basit değildir; çünkü ortada yalnızca iki yetişkinin ilişkisi değil, güç, makam ve etik sınırların ihlali vardır.

“Özel hayatın gizliliği” kavramı, güçlü olanın zayıf üzerindeki etkisini perdelemek için kullanılamaz. Bir belediye başkanı sıradan bir vatandaş değildir. O makam, sadece idari yetki değil, aynı zamanda ahlaki sorumluluk da taşır. Kendi çalışanıyla kurduğu bu tür bir ilişki, ister istemez bir güç dengesizliği barındırır. Bu dengesizlik, rızanın gerçekten ne kadar özgür olduğu sorusunu da beraberinde getirir.

Bu durumu savunanlar ise daha tehlikeli bir noktadadır. Çünkü burada yapılan şey, bir davranışı anlamaya çalışmak değil, onu meşrulaştırmaktır. “İkisi de reşit” gibi yüzeysel argümanlarla meseleyi basitleştirmek, aslında toplumdaki etik erozyona katkı sağlamaktır. Güç sahibi birinin, konumunu kullanarak sınırları zorlamasını normal görmek; yarın daha büyük suistimallerin de önünü açar.

Sorun yaş farkı değildir sadece. Sorun, makamın getirdiği nüfuzun, kişisel ilişkilere gölge düşürmesidir. Aynı kurumda çalışan biriyle kurulan bu ilişki, liyakat ilkesini de, kurumsal güveni de zedeler. Diğer çalışanlar için adalet duygusu sarsılır, kurum içi dengeler bozulur. Bu artık bireysel bir tercih değil, kamusal bir sorundur.

Daha da vahimi, bu tür olayların üstünü “özel hayat” perdesiyle örtmeye çalışan bir anlayışın giderek yaygınlaşmasıdır. Bu yaklaşım, yanlış ile doğru arasındaki çizgiyi silikleştirir. Her şeyi bireysel özgürlük adı altında aklamaya çalışmak, aslında toplumsal çürümeyi hızlandırmaktır.

Açık konuşmak gerekir: Güç sahibi olanların daha fazla sorumluluğu vardır, daha az değil. Ve bu sorumluluğu hiçe sayan her davranış, sadece kişisel bir hata değil, kamusal bir ihlaldir. Bunu savunmak ise hatayı büyütmekten başka bir işe yaramaz.

Toplumlar, neyi görmezden gelirse, bir süre sonra onun esiri olur. Bugün susulan her etik ihlal, yarının daha büyük çöküşlerinin habercisidir. Bu yüzden meseleye “özel hayat” diyerek sırt çevirmek değil, açıkça yanlış demek gerekir. Çünkü bazı şeyler vardır ki, sessizlik onları büyütür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI