HALKWEBYazarlarKral Değil, Halk Çıplak

Kral Değil, Halk Çıplak

Halk çıplak bırakılırken bazıları gerçekten kaftanlarla dolaşıyor. Hem de sıradan kaftanlarla değil; görünmez zırhlara dönüşmüş kaftanlarla.

0:00 0:00

Bir zamanlar anlatılan bir masal vardı. Herkes bilir.

Sarayın ortasında yürüyen bir kral ve görünmez elbiselerini öven bir kalabalık… Saraydaki herkes ve halk gerçeği görür ama korkudan susardı. Ta ki bir çocuk çıkıp o basit cümleyi kurana kadar:

“Kral çıplak.”

O masal bize şunu öğretti:

Gerçeği söylemek için bazen sadece bir çocuğun saflığı yeter.

Ama o masalın dünyasında yaşamıyoruz. Çünkü dünya çoktan tersine döndü.

Bugün kralların çıplaklığını konuşmuyor kimse. Çünkü mesele artık krallar değil.

Bugün çıplak olan halkın kendisi.

Bunu en iyi bilenler de iktidarın etrafında dolaşan o profesyonel alkışçılar. Onlar yeni masallar anlatıyor. Yeni sloganlar üretiyor. Yeni düşmanlar icat ediyor. Halkın gözünün önünde duran gerçeği örtmek için bitmeyen bir gürültü üretiliyor…

Ama bu hikâyenin asıl tuhaf tarafı şu:

Halk çıplak bırakılırken bazıları gerçekten kaftanlarla dolaşıyor. Hem de sıradan kaftanlarla değil; görünmez zırhlara dönüşmüş kaftanlarla.

Kimisi parayla görünmez kılınıyor.

Kimisi dokunulmazlıkla.

Kimisi hukukun arkasına saklanan kararlarla.

Kimisi siyasal güçle.

Kimisi servetin sağladığı görünmez zırhla.

Dışarıdan bakıldığında herkes aynı kalabalığın parçası gibi görünür. Ama gerçekte durum bambaşkadır.

Birileri çıplak bırakılır.

Birileri ise görünmez zırhlarla korunur.

Ama asıl trajedi şu:

Herkes gerçeği biliyor.

Saray da biliyor.

Meydan da biliyor.

Sokak da biliyor.

İnsanlar hayatlarının nasıl soyulduğunu, akıllarının nasıl manipüle edildiğini, umutlarının nasıl pazarlık konusu yapıldığını görüyor. Ama yine de konuşmuyor. Çünkü bu çağın korkusu saraydan değil, kalabalıktan geliyor.

Eskiden bir kral çıplaktı ve herkes susuyordu.

Bugün çoğunluk çıplak ve yine herkes susuyor.

Çünkü çoğunluğun çıplak olduğu bir yerde gerçeği söylemek, sadece iktidara değil kalabalığa da karşı çıkmaktır. Ve kalabalıklar gerçeği söyleyenleri sevmez. Onlar gerçeği değil, kendilerini rahatlatan yalanları alkışlar.

Bir zamanlar meydanlarda bir soru dolaşıyordu. Basit ama tehlikeli bir soru:

“128 milyar dolar nerede?”

Aslında bu soru bir ekonomik tartışma değildi. Masalın içinden yükselen bir cümleydi. Bir çocuğun “Kral çıplak” demesine benzeyen bir itirazdı.

Bir süre herkes o soruyu konuştu. Meydanlarda, ekranlarda, duvarlarda…

Sonra tuhaf bir şey oldu.

Sorunun kendisi ortadan kaybolmadı; ama anlamı kayboldu. Çünkü soruyu soran kişinin yanındakilerle kralın yanındakiler garip bir biçimde aynı oyunun parçası haline geldi. Gürültü büyüdü, tartışma büyüdü, sloganlar büyüdü.

Ama gerçek küçüldü.

Bir süre sonra kralın çıplaklığı sorun olmaktan çıktı; mesele halkın çıplak bırakılması oldu.

Sorunun kendisi de bir gösteriye dönüştü. Ve o gösterinin ortasında olan yine halka oldu.

Çünkü herkes kralın elbisesini tartışırken, halkın üstündeki son parça da alınmıştı.

Bugün gelinen yerde ise durum daha da tuhaf. İnsanlar artık sadece kime inanacağını değil, kendi çıplaklığını bile göremez hale geldi.

Masalın en karanlık noktası tam da burası…

Bir toplumda halk çıplak bırakıldığında, sadece beden değil zihin de savunmasız kalır.

İşte bu yüzden artık masaldaki çocuk yok.

Bugünün dünyasında bir çocuk çıkıp “Kral çıplak” diyemiyor.

Çünkü söylenmesi gereken cümle çok daha ağır:

“Halk çıplak.”

Bu cümleyi söylemek, bir krala karşı durmaktan daha tehlikeli hale geldi.

Ve Çoğunluk Çıplakken

Kim “Kral Çıplak” diyebilir?

YAZARIN DİĞER YAZILARI