Koray Erkaya’nın UNSEEN sergisi Toronto’da

Fotoğraf sanatçısı Koray Erkaya'nın son sergisi UNSEEN, Kanada'nın başkenti Toronto'da açıldı

Türkiye’den ayrılarak Kanada’ya yerleşen, daha önce Fransa’da iki büyük sergi açan, eserleri Rusya’da, Japonya’da karma sergilerde sergilen fotoğraf sanatçısı Koray Erkaya’nın son sergisi UNSEEN, Kanada’nın başkenti Toronto’da açıldı.

Cüneyt Ayral, Türkiye’de reklam fotoğrafçılığının ardından üniversitelerde öğretim görevliliği de yapan ve ardından Kanada’ya yerleşen Koray Erkaya ile son sergisi üzerine konuştu.

Cüneyt Ayral: Neden Kanada’ya gittin?

Koray Erkaya: İstersen neden Kanada’ya gittiğimi sona bırakarak, Türkiye’de olup bitene bakarak cevap vereyim.

Sen de hatırlarsın, 2010 yılında senin ve Roxane’ın öncülüğünüzde, küratörlüğünüz ile açtığımız “Don’t Tell Mama” sergisinde ne kadar yazılı basında çıktığımız, billboard’lar ve o dönem bu kadar yaygın olmayan sosyal medya olmasa bile ciddi bir ses getirdiğimizi düşün.

Ardından bir çok karma sergiye katıldım. 2015 yılında açtığım “Self Touches” sergisinde ise yazılı basında neredeyse hiç yer almadım, çok az haber çıktı. Ve sonrası.

Aslında mesele benim tanık olduğum ve Türkiye’de yaşayan arkadaşlarımın veya kişilerin yavaş yavaş gelen ve hepimizi etkileyen “Sansürü” fark etmemizdir.

Bunu birkaç örnek ile açıklayabilirim. 80’li veya 90’lı yıllarda hepimizin geçerken gördüğü şehir içerisindeki gazete, dergi ve bir çok şey satan kulübelerde satılan hafif cinsel içerik taşıyan dergilerin artık poşet içerisine girmesi ve o şekilde satılması.

Bu olayı açarsam 2013 yılında Babakale’de arkadaşımın evini Marie Claire Maison dergisi için çektim ve burada bir geniş salon fotoğrafında arka fonda benim bir “Don’t Tell Mama” sergimden bir fotograf vardı. Geniş plan önde koltuklar sehpa vs. Beni kim aradı biliyor musun? Sibel Baykam MCM yayın yönetmeni olarak ( Sibel benim canım ve 30 yıllık arkadaşım, ressam Bedri Baykam’ın eşi) “Koray arka fonda olan senin eserinin meme uçlarını yok etmemiz lazım” dedi. Ben “niye” diye olduğunu sorduğumda bana “MCM” olarak yani bir dekorasyon dergisi olarak eğer meme ucu görülürse poşet içerisinde çıkmam gerekir dedi ve ben bir dekorasyon dergisi olarak bunu yapamam dedi. Bana senin bilmediğin ve uygulamam gereken RTÜK ve getirdikleri kurallar olduğunu söyledi.

Hatta sana anımsatmak isterim Kasım sonu 2010 yılında senin açtığın Baraz Galeride Uwe Ommer sergisi, Uwe müthiş bir fotografçı, dünya çapında tanınan bir isim. Ama hatırla NTV muhabiri arkadaşımız sergiye geldi, kamerayı tripod üzerine koyup sergiye bakınca ben buradan yayın yapamam diyerek toplanıp gitmesi. Çünkü sergi Nü fotoğraflardan oluşuyordu.

Aslında demem o ki, hayatımıza sokulan, hepimizin içinde  yaşadığı ve yavaş yavaş getirilen sansürü kimse farke tmezken, ben bunları kendim yaşayarak gördüm, irkildim, huzursuz oldum.

Sanatım için çoğunlukla çıplak kadın  fotoğrafı çekiyordum. Buna tabii ki inat ederek devam ettim ve edeceğim.

Son 11 yılda tüm İstanbul Contemporary’e nü işlerimle katıldım.

Niye Kanada’nın cevabına gelince.

Ailemin bir kısmı Kanada’da yaşıyordu ve ben tüm bu sıkıntılardan ötürü, Türkiye’de olduğum yerin aslında dünyada olmasını istiyordum.

Eğer Kuzey Amerika’da bir yer edinirsem uluslararası sanatçısı olabilirim diye düşünerek Kanada’ya müracat ettim. Farklı bir kategori ile “Extra Ordinary Talented”  olarak başvurdum ve kısa bir süre içerisinde olumlu cevap aldım. 2016 yılında Toronto’ya taşındım. Artık burada yaşıyorum ve çalışmalarıma burada devam ediyorum.

CA: Toronto ana tren istasyonu projesi için seni nasıl buldular?

KE: Aslında açık söylemek gerekirse Kanadalılar, yeni gelenler için biraz temkinli davranarak yaklaşıyorlar. Buraya gelenler genelde 3 yıl içerisinde vatandaşlığı alarak ülkelerine geri dönüyorlar, ama eğer burada kalıyorsanız, o zaman sizinle iş yapmaya başlıyorlar.

Ben bu iş için ortağım Camal’le 2016 yılında abim Sencer Erkaya tanıştırdı. Cemal işlerimi çok beğendi.

Geçen yaz salgın dönemi Camal ile beraber Toronto’nun en iyi restoranlarından biri olan “Harbour 60”ın girişine iki tane “Self Touches” isimli serimden toplam boyutu 2.5m X 7m fotografı koyduk.

Ardından beni tekrar aradı ve bir araya geldiğimizde yeni projeyi paylaştı, özellikle benim bu projede olmam ve bu işi beraber gerçekleştirmemiz gerektiğini söyledi, yani bu fotoğrafı çekip hazırlamamı istedi. Benim için onur verici bir teklifti. İş zor bir işti, hem fotografın çekimi hem de sonrası, hazırlığı zordu…

CA: Projenin nedeni ve özelliği nedir?

KE: “House of Baby” projesi Ontario eyaletinin Windsor şehrinde 1795-1812 yılları arasında James Baby evinde çalıştırdığı yerli ve siyah köleleri sayesinde ciddi bir kazanç sağlıyor, sonrasında 18 tanesi için banka hesabı açtırmış. Proje ortaklarında Camilla Turner bu bölgede yaşadığı dönem bu banka hesabı açılmış, böylece 18 kişinin isimlerine ulaşıyor, ve diyor ki bu kişiler camianın içerisinde varlıkları ile mevcutlar.

Ortağım Camal Pirhabi ise projeyi görsel olarak anlatımı için Toronto şehrinin en önemli yerlerinden biri olan ana tren istasyonunun “Great Hall” denilen ana salonunda yapılmasını planlıyor.

Proje Toronto belediyesine sunularak, tüm projeyi maddi olarak üstlenmeleri sağlandı.

Fotoğraf üzerinde 18 kişi kalabalık ve aktif olarak flu dan kayan insanların arasında siz yürürken belirginleşip tekrar flulaşıyor.

Bu proje burada yaşayan, gerçek toprak sahipleri olan yerli halkın, topraklarını bizimle paylaşıyor olmalarının öyküsüdür. Bu topraklarda ortak yaşamamızın onların verdiği yetki ile olduğunu gösteriyor bu çalışma.

CA: Dev bir fotoğraftan söz ediyorsun, fotoğrafın boyutları nedir?

KE: Evet şu ana kadar yaptığım en büyük sanatasal fotograf.

Fotoğraf ve sergilenme şartlarını bir arada tutarsak en büyük fotoğraf, yüksekliği 4.5metre X 9 metre uzunluğunda.

CA: Baskıyı yapan kimdir? Bu baskıyı başka yerde yapabilir miydin? Neden bu firmayı seçtin?

KE: Böyle bir baskının yapılabilmesi için araştırdığımızda  sadece tek bir firma bunu yapabiliyordu.

Soft motion isimli firma Montreal – New York – Londra merkezli idi ve Montreal ile baskı ve bunun hazırlanıp ve mekân sunumu için anlaştık. Fotoğraf Lenticular baskı sistemi ile basıldı.

Yapılan Lenticular baskı şu an Kuzey Amerika’da en büyük boy.

CA: Fotoğrafta pek çok yeni baskı tekniğinin uygulanmasına yol açıyorsun, diğer fotoğraflarında kullandığın özgün baskı tekniklerini de anlatır mısın? Neler yaptırdın son yıllarda?

KE: Aslında Lenticular baskı tekniği yeni değil, uzun zamandır var ama sanatsal çalışmalarda son 4-5 yıldır kullanılıyor.

Ben bu teknik ile olan baskıyı 2019 sonbaharında gerçekleştirdim. Fakat salgın dönemine denk geldiği için 2021 Haziran ayında İstanbul’da yapılan Contemporary İstanbul’da ilk kez sergilendi. 125cm X 185cm boyutlarında ve son bu ay yapılan Contemporary İstanbul’da ise aynı baskı tekniği ile iki ayrı işim daha sergilendi.

Fotoğrafın farklı kullanım ve basımlarını 2010 yılında kendi tasarımım olan ışıklı yemek masası üzerinde kullanarak başladım. Ardından ışıklı orta sehpa üzerine uyguladım.

2016 yılında ise sergim için üç boyutlu çerçeve ürettim.

2018 yılında ise insanda algı yanılması yapan “TooLess” serim için farklı fotoğraf ve özel çerçeve ürettim.

CA: Fotoğrafta pek çok yeni baskı tekniğinin uygulanmasına yol açıyorsun, diğer fotoğraflarında kullandığın özgün baskı tekniklerini de anlatır mısın? Neler yaptırdın son yıllarda?

KE: Aslında Lenticular baskı tekniği yeni değil, uzun zamandır var ama sanatsal çalışmalarda son 4-5 yıldır kullanılıyor.

Ben bu teknik ile olan baskıyı 2019 sonbaharında gerçekleştirdim. Fakat salgın dönemine denk geldiği için 2021 Haziran ayında İstanbul’da yapılan Contemporary İstanbul’da ilk kez sergilendi. 125cm X 185cm boyutlarında ve son bu ay yapılan Contemporary İstanbul’da ise aynı baskı tekniği ile iki ayrı işim daha sergilendi.

Fotoğrafın farklı kullanım ve basımlarını 2010 yılında kendi tasarımım olan ışıklı yemek masası üzerinde kullanarak başladım. Ardından ışıklı orta sehpa üzerine uyguladım.

2016 yılında ise sergim için üç boyutlu çerçeve ürettim.

2018 yılında ise insanda algı yanılması yapan “TooLess” serim için farklı fotoğraf ve özel çerçeve ürettim.

Kısaca açıcak olursam benim fotoğrafıma 1-2 metre uzaktan bakışınızla 7-8 metre uzaktan baktığınız zaman yakından baktığınızda göremediğiniz ayrıntıları görürsünüz. Bu ise sergi sırasında şaşırmalar ve beğeniler oluşturuyor.

2019 yılında sonsuz aynalı özel çerçeve baskıyı geliştirdim. Bu sunumda ise dünyada ilk defa sonsuz çerçevenin içerisinde fotoğraf kullandım.

CA: Bu tren istasyonu projesine başlamadan önceki hazırlık dönemini anlatır mısın? Fotoğrafı nasıl tasarladın? Öncesinde nasıl bir düşünsel çalışma yaptın?

KE: Öncelikle fotoğrafı çektiğim büyük salonda günün her saatinde ışığın nasıl değiştini gözlemledim ve hangi açı ile, hangi noktadan çekmem gerektiğini tespit ettim.

Salgından dolayı çekimimiz yaklaşık altı ay sarktı, şehirdeki salgın kısıtlamalardan  ötürü istasyon bize verdiği tarihleri sürekli değiştirdi.

Fotoğrafta hem çok kalabalık olmasını istiyorduk ama istasyonda isteğimizin dışında çok az insan vardı.

Ben Camal ile öncelikle 18 seçili orijinal kişinin fotoğraftaki yerlerini belirledik. Kafamda görsel olarak fotoğrafı tasarlamıştım ve bu çekime uygun ışık sistemini kurguladım.

Fotoğraf çok zor bir fotoğraftı, birinci sıkıntı yeterince insan trafiği olmaması idi. İkinci sıkıntı fotografın sol bölümü, yapılan inşaat çalışması yüzünden bizim istediğimiz bilet satış noktaları yerine tamamı uzun bir paravan ile kapalıydı.

Fotoğrafın post prodüksiyon işini nasıl çözeceğimi de çekim öncesi tasarladım.

Çekimi tamamen önceden tasarladığım şekilde gerçekleştirdim.

Fotoğrafın bilgisayarımda post prodüksiyon olarak işlemi ise 2.5 aylık bir uğraşı sonunda gerçekleşti. Yaklaşık 1500 üzerinde katman üzerinde çalıştım.

CA: Fotoğrafın kastingini kim üstlendi ve kaç kişi var fotoğrafta? Neden bu insanlar seçildiler?

KA: Proje ortağımız Camal kastingi üstlendi, çünkü fotografta da bulunan Memengwaans isimli yerli onun atölyesinde çalışıyor.

Memengwaans ise projenin çıkış noktası olan Windsor şehrinin hemen kuzeyinde yer alan Warpole adasından bir yerli. Ailesi ise halen USA ve Kanada arasında yer alan bu rezervuar adada yaşamaktalar. Yani proje için olan seçimimiz gerçek olarak aynı bölgede yaşayan yerli aileleri getirdik.

Toplamda her yaş gurubundan yerli, siyahi ve melez 18 kişi ile çalıştık.

CA: Bu fotoğraf bu mekânda ne kadar süre kalacak? Sonrasında ne olacak?

KA: İlk anlaşmamız ana salonda Eylül 2021 den Eylül 2022 ye kadar sergilenecekti, ama istasyon fotoğrafı gördükten sonra iki yıl kalmasını istiyor. Bu tabii anlaşmaya bağlı olarak değişecektir.

Fotoğraf için şu an buradan sonra isteyen müzeler var, hangisi ile anlaşılırsa o müzeye gidecek. Böylece bir fotoğrafım da müzelik olmuş olacak.

CA: Kanada’da gerçekleştirdiğin başka projeler var mı? Var ise nelerdir?

KA: Daha öncede bahsettiğim gibi halka açık olan iki yerde mevcut.

Bu iki yer arası birbirlerine 200 metre uzakta. Biri Harbour 60 Restaurant girişi diğeri Ana Tren İstasyonu Büyük Salonu.

Tabii ki şu an Toronto şehrinde toplam 8 noktada özel koleksiyonlarda işlerim var.

Proje ortağım Camal ile geliştirdiğimiz yeni bir seri üzerinde çalışıyoruz. Çekimi gerçekleştirdik, şimdi o fotoğrafın üzerine Ginko ağaç yapraklarını çeşitli değişik kumaşlar ile havada uçan çıplak bedenin üzerinde çeşitli yerlerine  uyguluyor. Yani yine üç boyutlu bir iş yapıyoruz. Işıklı çerçevede sunulacak ama yine yeni bir çerçeve geliştirdim ve sürekli hava akımı olacak, ince kumaş yapraklar hafif hafif hareket edecekler.

CA: Bundan sonraki hedef nedir?

KA: Şimdi özel izinle girilen Warpole adası ile yeni bir proje yapma girişimlerindeyim.

Bakalım istasyon projesi ile yeni ne projeler gelecek göreceğiz.

Koray Erkaya bundan önce Fransa’da iki büyük sergi açtı, eserleri Rusya’da, Japonya’da karma sergilerde sergilendi…

Bana bir keresinde çok kızmıştı, senin yüzünden “sanatçı” damgası yedim, fiyatım arttı, iş gelmiyor, millet korkuyor, çekiniyor demişti, ama bakıyorum şimdi hayatından memnun. Ben de Koray’ın eski, bir dostu, bir dönem küratörü olarak doğru bir işe parmak basmış olmanın huzurunu yaşıyorum.

Bu söyleşinin eşliğinde dev bir projenin hazırlık aşamasını okurla görsel olarak paylaşmamıza olanak sağladığı için Koray’a ayrıca teşekkür ederim. Sanatçının diğer eserlerini görmek ve daha yakından tanımak için www.korayerkaya.com adresini izleyebilirsiniz.

Son Haberler