Kılıçdaroğlu: Halk 3 yılda gerçeği gördü, sandık istiyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü’den Ruhat Mengi’ye konuştu. Mengi’nin röportaj haberi şöyle: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, röportajımızın dün yayınlanan ilk bölümünde, sorunlar silsilesi ile boğuşan Türkiye için tek çözümün seçim olduğunu söyledi. “Dünya siyaset tarihine de güzel bir armağan bırakacağız. Otoriter bir yönetimi demokratik yollarla indiren bir ülke kimliği kazanmış olacağız” diyen Kılıçdaroğlu, mevcut […]

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü’den Ruhat Mengi’ye konuştu.

Mengi’nin röportaj haberi şöyle:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, röportajımızın dün yayınlanan ilk bölümünde, sorunlar silsilesi ile boğuşan Türkiye için tek çözümün seçim olduğunu söyledi. “Dünya siyaset tarihine de güzel bir armağan bırakacağız. Otoriter bir yönetimi demokratik yollarla indiren bir ülke kimliği kazanmış olacağız” diyen Kılıçdaroğlu, mevcut sistemle Türkiye’nin daha fazla yol alamayacağını kaydetti.

Halkın 3 yılda gerçeği gördüğünü savunan Kılıçdaroğlu ile röportajımızın ikinci kısmında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yol açtığı sorunlar ile Suriye ve son dönemde de Afganistan’dan gelen düzensiz göçmenleri konuştuk.

HALK GERÇEĞİ GÖRDÜ

■ Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde her şeyin tek kişiye bağlanacağı baştan belli değil miydi?

Belliydi, biz itiraz ettik. Biliyorsunuz parlamentoda Anayasa değişikliğini CHP’nin ciddi muhalefeti nedeniyle günlerce geçiremediler. Referandum sırasında da sokak sokak gezdik, kıl payı aldılar zaten. Şimdi insanımız yaşayarak gördü bu tabloyu. Şu anda yaşıyor. Sistem değişikliğinin sadece kendisini değil, çocuğunun eğitiminden, mutfağına kadar her şeyi vurduğunu gördü. Şimdi bu insan diyor ki “Sandığı getirin, ben bunu değiştireceğim! Gördüm yaşadım, bana dediler ki bu çıktığı takdirde her şey çok süratle olacak, Türkiye çağ atlayacak, kişi başına milli gelir artacak, parlamento çok daha güçlü olacak, ülke saydam olacak, tam tersi oldu.” Halk bunu gördü, onlara inanıyordu. Gazeteleri, televizyonları 24 saat bunun propagandasını yaptı ama halk 3 yılda gerçeği gördü.

■ Sorunların kaynağı nedir sizce?

Vesayetin olduğu yerde demokrasi olmaz. Bir kişinin iradesiyle değil 85 milyonluk bir ülke, bir ev bile yönetilmez. Sorunun kaynağı sistemdir, bütün sorunların çözümünde Türkiye’nin bir kişinin iradesine bağlanmış olmasıdır, bu çok tehlikeli bir durumdur ve doğru değildir. Biliyorsunuz Akdeniz’de bir gemimiz aranacaktı, Roma Büyükelçisi 5 saat Erdoğan’a ulaşamadı ve bizim gemide arama yapıldı. Düşünün savaş olsaydı ne olacaktı? Ben zaman zaman “Erdoğan Türkiye için bir milli güvenlik sorunudur” derken bunu bir politik söylem olarak değil, buna inanarak ifade ediyorum. Var olan sistem çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıya… Her şeyin çözümü sandıktır, Erdoğan da sandığı getirecek!

TÜRKİYE YÖNETİLEMİYOR

■ Sayın Kılıçdaroğlu, sizin de vurguladığınız gibi her evde endişe ve derin üzüntü var. Yangınlar için AB’den uçak istemede bile 5 gün geç kalındı. Bugün hala Çökertme’de ve daha birçok noktadaki yangında, uçakların olmadığı haberleri geliyor. Hükümet bunları nasıl görmüyor olabilir?

Türkiye’de alınacak olan kararlar bir kişinin iradesine bağlanmış durumda, o da Sayın Erdoğan. Dolayısıyla bakanların bizim anladığımız anlamda bir bakan olma nitelikleri yok, bunlar atama ile gelmiş kişiler ve bağımsız karar alamıyorlar. Aldıkları her kararı mutlaka Erdoğan’a soruyorlar ve kamuoyunu bilgilendirirlerken de “Sayın Erdoğan’ın talimatı gereği…” diye cümleye başlıyorlar. Bu, devlet yönetiminde bugüne kadar karşılaşmadığımız bir olaydır. Dolayısıyla getirilen tek adam, şahsım hükümeti veya yeni tanımıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz model içinde, bakıldığı zaman Türkiye’nin yönetilemediğini görüyoruz. Türkiye yönetilmeyince de karar alınamıyor, karar alınamayınca olaylar büyüyor ve toplumda infial oluşuyor, “Türkiye nereye gidiyor” diye sorular arka arkaya sorulmaya başlanıyor. Bu sistemle bir ülke yönetilemez. Deprem oluyor, sanki ilk kez Türkiye’de deprem oluyormuş gibi harekete geçiyor hükümet. Oysa deprem öteden beri coğrafyamızın değişik yerlerinde olur ve insanlar önlem alırlar. Sel oluyor, sanki Rize’de, Giresun’da ilk kez sel oluyormuş gibi sıfırdan önlem alıyorlar. Bu, Erdoğan iktidarının devleti tanımadığını, devleti yönetmediğini, devletin kurumlarına güvenmediğini, her kararı kendisinin alabileceğini ve kendisinin kararı dışında alınacak kararlar varsa o kararların da tamamen yanlış olduğu gibi bir anlayışı olduğunu gösteriyor. Bu anlayış ülkeye felaket getiriyor. Vatandaşlarımızdan istirham ediyorum, kimse karamsarlığa kapılmasın, sandık gelecek ve biz onları demokratik yöntemlerle yolcu edeceğiz.

Kılıçdaroğlu, sığınmacılar için “Hepsini davul zurnayla, mutlu olacakları şekilde göndereceğiz” dedi.

Sınır namustur, isteyen nasıl geçiyor?

■ Türkiye’de bir de büyük göçmen sorunu var ve toplum şikayetçi. Şu sıralarda sosyal medyada Afganistan’dan gelen grupların son 10 yıldır ABD birlikleriyle görev yapan Afgan Hükümet birliklerinin askerleri olduğu, ABD çekilince kontrolün Taliban!a geçeceği bilindiği için ABD tarafından organize şekilde, onların araçlarıyla Türkiye sınırı yakınına taşındığı iddiası dolaşıyor ve “Bu bir mülteci göçü değil” deniyor. Türkiye bu göçlerle nasıl başa çıkacak ve siz bu kadar çok sayıda insanı, özellikle de bayramlarda ülkesine gidip dönenleri geri göndermeyi nasıl başaracaksınız?

Sınırlarda şöyle bir tabela görürsünüz “Sınır namustur” diye. Ama oradan konvoylarla insanlar geliyor, nasıl geçiyorlar bunlar sınırı? TIR’lara nasıl biniyor ve Türkiye’nin her iline nasıl gidiyorlar, kim izin veriyor, bu ülkeyi kim yönetiyor? O zaman sınırlara ne gerek var? Bu işten Cumhurbaşkanı Erdoğan sorumludur. Erdoğan bu kadar insanı alıp ne yapacak? Göndereceğim, bu konuda hiç kimsenin en ufak endişesi olmasın. Zaman da koydum, seçimden sonra en geç 2 yıl içinde. Elbette onları zorlanacakları bir ortama sürüklemeyeceğiz, yolların, okullarını, hastanelerini yapacağız, AB ile birlikte yapacağız. Suriye yönetimi ile barışmamız, gidecek göçmenlere her türlü güvenceyi vermesi lazım.

■ 2021 yılında Suriye’nin videoları var, gayet mutlu görünüyorlar. Buradakiler “Gitmiyoruz” derlerse ne olur?

Büyük bir kısmı gider, burada sürüneceğine kendi ülkelerinde huzur içinde yaşayacaktır. Hepsinin gitmeyeceğini ben de biliyorum ama en azından büyük bir kısmı gönderilebilir. Süratle Suriye ve Mısır’la barışacağız, İran’la konuşacağız. Nasıl oluyor da İran’ı geçerek bizim sınıra geliyor, tekrar İran’a gönderirsiniz. Parayı veren sınırdan geçip istediği yere gidiyor. Kendi ülkenize Venezuela’dan gelen kilolarca kokaini bulup hiçbir soruşturma açmıyorsanız, sınırlarınızı da bilerek kontrol etmiyorsunuz demektir. Tepedeki kişi Emniyet’e “Kaçak girişleri engelleyin, size yetki veriyorum” dese bıçak gibi kesilir. Hepsini davul zurnayla, mutlu olacakları şekilde göndereceğiz.

Son Haberler