KHK’lılara mazbata verilmemesi kararının arkasındaki büyük oyun

YSK'nın KHK'lı başkanlara mazbata vermeme kararını değerlendiren hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu asıl tehlikeyi açıkladı. Eminağaoğlu, kararın kalıcılaşması halinde iktidarın olası rakiplerini KHK ile kapsamına alıp seçimde kendini rakipsiz bırakmanın yolunun açılacağını belirtti. Hukukçu Başar Yaltı ise YSK kararının yok hükmünde olduğunu yarın başka bir iktidarın "ben bu kararı tanımıyorum" diyebileceğini belirtti.

Halkweb Haber Merkezi

Hukukçular Yüksek Seçim Kurulu’nun son günlerdeki tartışmalı kararlarını değerlendirdi. Yüksek Seçim Kurulu KHK’yla ihraç edilen başkanlara mazbata verilmemesi kararı almıştı. Bunun yanında AKP’nin Büyükçekmece seçimlerine ilişkin itirazını henüz başvurusu yapılmayan İstanbul itirazıyla birleştirme kararı alarak yeni bir tartışma başlattı. YSK 2014’te ‘Kesinleşmiş seçmen kütüklerindeki usulsüzlük iddialarına dayanılarak, mazbatanın veya seçimin iptali istenemez’ gerekçesiyle yapılan itiraz başvurularını reddetmişti.

Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu ABC Gazetesi’ndeki köşesinde YSK’nın KHK’lılara mazbata verilmemesine ilişkin kararını değerlendirdi. Hukukçu Başar Yaltı da YSK’nın Büyükçekmece kararına ilişkin Halkweb’in sorularını yanıtladı.

Herkes ters köşe oldu, Fatih Portakal “bu işte bir gariplik var” dedi… YSK’nın Büyükçekmece kararının arkasındaki plan ne?

İki kararın da hukuka uygun olmadığı ve siyasi bir karar olduğu görüşü öne çıktı.

“TÜRKİYE’DE HUKUK VAR MI YOK ONA BAKMAK LAZIM”

Yüksek Seçim Kurulu’nun AKP’nin Büyükçekmece seçimlerine ilişkin erteleme kararına ilişkin konuşan eski Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Avukat Başar Yaltı kararın siyasi olduğunu belirtti. Yaltı, “Tabi kararın hukuki olup olmadığını belirtmeden önce Türkiye’de hukuk var mı yok mu ona bakmak lazım” diyerek YSK’nın siyasi bir karar verdiğini belirtti.

 

“ARTIK YARGI DA UYMUYOR”

Yaltı, “Hukukun çok yaralı olduğu zaman zaman hiç olmadığı bir dönem yaşıyoruz. Buna zaten siyasetçiler uymuyor yargı organlarının da uymadığı bir dönemle karşı karşıyayız” dedi.

TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE

“YSK’nın KHK’yla ihraç edilenlere mazbata vermemesi de siyasi bir karardır, tamamen hukuk dışıdır. Asla hukuka ve mantığına uymayan keyfi bir karardır. Bana sorarsanız yok hükmündedir. Yarın öbür gün bir başkası geldiği zaman bunu tanımıyorum derse… Türkiye’yi bu kargaşaya sürüklediler” diyen Yaltı ilerleyen yıllarda Türkiye’nin daha büyük problemler yaşayacağının sinyalini verdi.

Kapatılan YARSAV’ın Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ise “YSK, kamu hizmetinden çıkarılma ile kamu hizmetinden yasaklanma konu ve kavramlarını karıştırmıştır” ifadeleriyle YSK’nın KHK’lı başkanlara mazbata vermemesi kararının yanlışlığına vurgu yaptı.

KARARIN KALICILAŞMASI HALİNDE…

Eminağaoğlu bu uygulamanın kalıcılaşma riskine vurgu yaparak “Böyle bir düşünceye veya uygulamaya geçerlilik tanınması durumunda, tüm olası rakiplerini herhangi bir nedenle bir olağanüstü hal KHK kapsamına alacak olan bir iktidar, seçimde kendisini rakipsiz de yapabilecektir” dedi.

Buna göre iktidar olası rakipleri hakkında herhangi bir nedenle OHAL KHK’sı kapsamına alıp seçimlerde kendisini rakipsiz bırakabilir.

Eminağaoğlu’nun yazısının tamamını Halkweb okurları için alıntıladık:

İŞTE O YAZI: 

Belediye başkanlığı, il genel meclisi, belediye meclisi üyeliklerini kazanan bazı kişilere, olağanüstü hal KHK’larıyla kamu görevinden çıkarılmış oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmiyor.

YSK’nın bilerek veya bilmeyerek, kamu hizmetinden çıkarılma ile kamu hizmetinden yasaklanma konu ve kavramlarını karıştırması bu durumu yaratmıştır.

Bu durum, mevcut YSK’nın ne derece seçim güvenliğini doğruluk ve dürüstlük içinde yönetebildiği sorularına haklı olarak neden olmuştur.

Seçilme yeterliliği

Yerel yönetimlere ilişkin yasada, belediye başkanlığı, il genel meclisi üyeliği ve belediye meclisi üyelikleri ile ilgili adaylık koşulları, adaylık yöntemi ve adaylığın kesinleşme yöntemi açık açık gösteriliyor.

Bu düzenlemelere göre; askerlikle ilişiği olmamak, en az ilkokulu bitirmek, kısıtlı olmamak, kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak, bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahküm olmamak, affa uğramış olsalar bile (bu düzenlemede) belirtilen suçlardan ceza almamak koşulu ile, “18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı, anılan görevler için seçilme yeterliliğine sahip” bulunuyor.

Adaylıklar konusunda başvuru yolları ve başvuru nedenleri

Seçilme yeterliliği yönünden ilgili seçim kurullarınca, itirazlar da gözetilerek yapılan inceleme sonunda kesin aday listeleri ilan ediliyor.

Adaylıkların kesinleşmesi sonrasında, artık adaylarla ilgili itiraz söz konusu olamıyor.

Kesinleşen adaylarla ilgili olarak ise, seçim tutanağı (yani mazbata) düzenlenmesinden sonraki yedi gün içinde olağanüstü itiraz başvurusu yapılabiliyor.

Adaylığın kesinleşmesi sonrasında, yine gerek seçim gününe kadar, gerekse seçimden sonra adaylarla ilgili tam kanunsuzluk başvurusu da yapılabiliyor.

Olağanüstü itirazdan farklı olarak tam kanunsuzluk başvurusu bir süreye bağlı bulunmuyor.

Seçim Yasası’nın, gerek olağanüstü itirazla ilgili 130/3, gerekse tam kanunsuzlukla ilgili 130/5 inci maddesi uyarınca ise, 1982 Anayasası hükümleri de gözetilince, “adaylığın kesinleşmesinden sonra”, olağanüstü itiraz veya tam kanunsuzluk nedeni olarak sadece ve sadece adayın, “Türk vatandaşı olmadığına, yaşının 18 yaşından küçük olduğuna, ilkokul mezunu olmadığına, seçilme yeterliliğini kaybettiren bir mahkümiyetinin bulunduğuna” ilişkin nedenler ileri sürülebiliyor. Adaylığın kesinleşmesinden sonra, bu dört konu dışında kalan hiçbir iddia, hiçbir biçimde hiçbir başvuru yolu kullanılarak ileri sürülemiyor ve bu yoldaki başvurular reddediliyor.

Özetle sadece bu dört nedenden en az birine bağlı olarak, seçimi kazanan aday aleyhine, seçim sonrasında mazbata verildiğinden itibaren yedi gün içinde olağanüstü itiraz başvurusu yapılabiliyor. Yine sadece bu dört nedenden en az birine bağlı olarak, adaylığın kesinleşmesinden sonra, seçim öncesinde veya sonrasında bir süreye bağlı olmaksızın adaylar hakkında tam kanunsuzluk başvurusu yapılabiliyor. Adaylığın kesinleşmesi sonrası bu konuda, bunlardan başka bir başvuru yolu da bulunmuyor.

Muhtar ve ihtiyar meclisi üyelikleri

Muhtar ve ihtiyar meclisi üyelikleri için, yasada adaylık yöntemi öngörülmediğinden, bu kişilerle ilgili adaylığın kesinleşmesi gibi bir durum söz konusu olmuyor.

Yasada belirtilen seçilme yeterliliğini taşıyanlar, muhtar ve ihtiyar heyeti üyesi seçilebiliyor.

Bu kişilerle ilgili olarak seçilme yeterliliği konusunda, o mahalle veya köyde en az altı ay oturmuş olmak yanında, yukarıda belediye başkanları ile ilgili olarak belirtilen seçilme yeterliliği koşulları aranıyor. Yalnız ez az ilkokulu bitirmiş olmak yerine okur yazar olmak koşulu yeterli görülüyor.

Olağanüstü itiraz ve tam kanunsuzluk konusu ile ilgili olarak ta belirtilen dört nedenden ilkokul mezunu olma konusu yerine, bu kişiler için okur yazar olma koşulu aranıyor.

Diğer yönlerden, belediye başkanları ile ifade edilenler bu kişiler içinde geçerli bulunuyor.

Kamu hizmetlerinden yasaklılık, OHAL KHK’ları

2005 yılında yürürlüğe giren TCY’nın 53. maddesinde kasten işlenen suçlardan verilen hapis cezasının süresine bakılmaksızın, bu cezanın infazı bitene kadar seçilme hakkından ve kamu hizmetinden yoksun bırakılma öngörülürken, yargıç olarak görevde olduğum dönemde görev yaptığım mahkeme olarak yaptığım başvuru üzerine bu madde Anayasa Mahkemesince 2015 yılında kısmen iptal edildi.

Böylece mahkeme kararına dayansa da, Anayasa’ya göre daha geniş içerikte düzenlenen ve seçilme hakkını da kapsayan kamu hizmetinden yasaklılık durumu bir ölçüde sınırlandırıldı.

Yine aynı yıllarda yargıç olduğum dönemde görev yaptığım mahkeme olarak, Adli Sicil Yasasının 13/A maddesinde düzenlenen “yasaklanmış hakların geri verilmesi” konusundaki düzenleme ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine yaptığım başvuru ise reddedildi.

Böylece yasaklanmış hakların geri verilmesi konusu, bugünkü durumunda kaldı.

Anayasa’nın 70. maddesi uyarınca her Türk vatandaşının kamu hizmetine girme hakkının olduğu, bunun için de “sadece görevin gerektirdiği niteliklerin” aranılacağı ifade ediliyor.

Hukuk sistemimizde, kamu hizmetinden yasaklanma durumu, ancak bir mahkeme kararına dayanabiliyor.

15 Temmuz sonrasında çıkarılan bazı OHAL KHK’larında, bir çok kişinin kamu hizmetinden çıkarıldığı ve bu kişilerin kamu hizmetine alınmayacağı yolunda hükümler yer alıyor.

Bu düzenlemelerin, seçilme hakkını da kapsadığı asla ileri sürülemez.

Olağanüstü hal KHK’sı, daha sonra yasalaşsa bile, bu KHK ile yapılan kamu görevinden çıkarma işlemi gerekçe gösterilip, temel bir hak olan seçilme hakkı veya kamu hizmetine girme hakkı asla ve asla kısıtlanamaz.

Kamu hizmetinden yasaklanma konusu, ancak ve ancak bir mahkeme kararına dayanabileceğinden, KHK ile yapılan böyle bir düzenleme, Anayasa uyarınca kamu hizmetinden yasaklanma şeklinde yorumlanamaz.

Aksine bir yorum Anayasa’ya aykırıdır.

Kamu hizmetinden çıkarma başka bir şey, kamu hizmetinden yasaklanma başka bir şeydir.

Kamu hizmetinden çıkarma, disiplin hukukuna tabi bir işlemdir. Bu durum, kamu görevlileri ile ilgili yasalarda kamu görevinden çıkarma disiplin cezası olarak ifade edilmektedir.

Bu disiplin cezasını alanlar, bir daha kamu hizmetine alınmamaktadır.

Kamu hizmetinden çıkarma disiplin cezası da, bir disiplin soruşturmasına dayanmak zorundadır. KHK’larla yapılan çıkarma işlemler ise soruşturmasız yapılmıştır ki bu aykırılık şu an konumuz dışıdır.

KHK’larla yapılan bu çıkarma işlemleri, bu KHK’lar daha sonra yasalaşsa da, her durumda disiplin hukukuna tabi bir işlemdir.

Kamu hizmetinden ister disiplin soruşturması yolu ile ister KHK’lar ile disiplin soruşturması yapılmadan çıkarılanların, seçilme hakları ellerinden alınamaz.

Böyle bir disiplin cezası, seçilme hakkını kapsamaz, bu hakkı ortadan kaldıramaz.

Aksi bir yorum ve uygulama açıkça Anayasa’ya aykırıdır.

Seçilmeye engel olan, disiplin hukukuna bağlı bu yaptırım değil, yasada öngörülen adli cezalardır.

Adli ceza boyutuna varmayan bu yaptırımlar, seçilme engeli oluşturamaz.

Kaldı ki, adaylığın kesinleşmesi sonrasında, Seçim Yasası’nın 130/3 ve 130/5 inci maddelerindeki dört nedene dayalı düzenleme nedeniyle böyle bir durum hakkında tartışma bile açılamaması gerekiyor.

Bu durumları görmezden gelerek YSK’nın OHAL KHK’ları nedeniyle kamu hizmetinden çıkarılmış olmayı gerekçe göstererek vermiş olduğu kararlar, Anayasa’ya aykırıdır.

YSK, kamu hizmetinden çıkarılma ile kamu hizmetinden yasaklanma konu ve kavramlarını karıştırtırmıştır.

Böyle bir düşünceye veya uygulamaya geçerlilik tanınması durumunda, tüm olası rakiplerini herhangi bir nedenle bir olağanüstü hal KHK kapsamına alacak olan bir iktidar, seçimde kendisini rakipsiz de yapabilecektir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), sadece yasama organı seçimlerini kapsamına alıp, yerel yönetim seçimlerini kapsamına almadığından bu konular İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) önüne taşınamıyor.

En çok okunan haberler

Emine Bulut’un katiline ‘kahraman’ diyen başkan için harekete geçildi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Boşanmış Mağdur Babalar Derneği Genel Başkanı Muhammet Özen hakkında suç duyurusunda bulunacak

“Her şey çok güzel olacak” demeyen ünlüler İBB’den milyonları götürmüş

Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel, İBB ihalelerinden yandaş sanatçılara giden paraları yazdı.

Görevden alınan Adnan Selçuk Mızraklı: Biz İstanbul’a can suyu verdik, İmamoğlu’yu Diyarbakır’da görmek onur verir

Diyarbakır'da, İçişleri Bakanlığı'nın kararıyla kayyım atanmasına yönelik gösteri ve protestolar devam ederken, görevinden alınan Diyarbakır Belediyesi Eş Genel Başkanı Selçuk Mızraklı, 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinde İstanbul'a can suyu verdiklerini ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'yu Diyarbakır'da görmenin onur vereceğini söyledi.

Katil ‘gider paşa gibi yatarım’ diye mesaj atmış

Emine Bulut’u 10 yaşındaki kızının gözleri önünde öldüren eski eşi Fedai Varan’ın cinayetten kısa bir süre önce Bulut’a ‘Gider paşa gibi yatarım, hiç sıkıntı değil’ diye mesaj attığı ortaya çıktı.

Canice öldürülen Emine Bulut’un kardeşinden kan donduran sözler

Kırıkkale'de geçen Pazar günü eski eşi F.B. tarafından 10 yaşındaki kız çocuğunun yanında bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut'un kardeşi Kazım Bulut, "Belinde devamlı ekmek bıçağı ile geziyormuş. Her oturduğuna da anlatıyormuş zaten. Ağabeylerini öldüreceğim, babalarını öldüreceğim diye. Ablama bıçağı vurduktan sonra da babamı aramış. Seni de öldüreceğim bekle geliyorum. diye. Sonra yarım saat sonra yakalanıyor." dedi.

Emine Bulut’un katiline destek veren kişi tutuklandı

İzmir'in Torbalı ilçesinde sosyal medya hesabından Emine Bulut cinayeti ile ilgili paylaşım yaparak "Benim eşimin de sonu böyle olacak" tehdidinde bulunan kişi tutuklandı.

Alevi-Bektaşiliğin neden net bir tanımı yoktur

Mehmet Özgür Ersan yazdı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Belediyeleri hizmet dışında kullanan herkes…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize'de toplu açılış töreninde konuştu.

10 Ekim katliamı davası avukatlarından Davutoğlu’na: Bildiğiniz, ortak olduğunuz her şeyi anlatın

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu 'İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olacaktır' demişti.

Serkan İnci hakkında suç duyurusu

Komünist Kadınlar, Kırıkkale'de on yaşındaki kızının önünde eski kocası tarafından vahşice öldürülen Emine Bulut cinayetini meşrulaştırmaya çalışan Serkan İnci hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Suruç Aileleri İnisiyatifi’nden Davutoğlu’na “açıkla” çağrısı: Biz ne uğruna bu kadar öldük?

Davutoğlu, "Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz" diyerek 7 Haziran-1 Kasım sürecini işaret etmişti

Görevden alınan Adnan Selçuk Mızraklı: Biz İstanbul’a can suyu verdik, İmamoğlu’yu Diyarbakır’da görmek onur verir

Diyarbakır'da, İçişleri Bakanlığı'nın kararıyla kayyım atanmasına yönelik gösteri ve protestolar devam ederken, görevinden alınan Diyarbakır Belediyesi Eş Genel Başkanı Selçuk Mızraklı, 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinde İstanbul'a can suyu verdiklerini ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'yu Diyarbakır'da görmenin onur vereceğini söyledi.

Süleyman Soylu hakkında suç duyurusu

Bir grup avukatın oluşturduğu Hukukçu Dayanışması, İzmir’de yaşanan orman yangınının söndürülmesi konusunda ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar hakkında suç duyurusunda bulundu.