HALKWEBYazarlarKazandın Diyelim… Peki Neyi Kaybettin?

Kazandın Diyelim… Peki Neyi Kaybettin?

Kopuş bir anda olmaz. Yavaş yavaş olur. İlke ile tercih arasına mesafe girdiğinde olur.

0:00 0:00

CHP bir günde kurulmadı. Savaş bitmişti, işgal büyük ölçüde sona ermişti ama iş orada bitmedi. Memleket kurtulmuştu, peki şimdi nasıl yönetilecekti? Osmanlı dönemi geride kalmış, saltanat kaldırılmıştı. Eski düzen yürümüyordu, yenisi de henüz tam oturmamıştı. Meclis vardı ama nasıl işleyeceği, neye dayanacağı yeni yeni şekilleniyordu. Halk Fırkası böyle bir arada kuruldu. Cephede kazanılanın elde tutulması gerekiyordu. Bu ülkenin işi bir düzene bağlanmalıydı. Herkesin başına göre değil, kuralla yürüyen bir yapı kurulmalıydı.

Verilen cevap açıktı. Egemenlik millete ait olacaktı. Yönetim kuralla işleyecekti. Hukuk herkese aynı uygulanacaktı. Devlet eski alışkanlıkla değil, yeni kurulan cumhuriyet düzeniyle yürüyecekti. İnsan kul değil yurttaş sayılacaktı. Bunlar sözde kalmayacaktı, kurumla korunacaktı. Yani ortada yalnızca bir kurtuluş yoktu, o kurtuluşun nasıl sürdürüleceği vardı.

Zaman geçti. Her şey gibi siyaset de değişti. Parti büyüdü ama insanla araya mesafe girdi. Söz çoğaldı ama karşılığı zayıfladı. Bir süre sonra en çok söylenen şey, en az inandıran şeye dönüştü. Bugün bakılması gereken yer burası. Bu parti kurulduğunda neyi kurmak istediyse, bugün hala onun peşinde mi?

Üye var, çalışan var, sahada emek veren çok insan var. Bunu yok saymak haksızlık olur. Ama bu emek aynı hedefe mi bakıyor, yoksa herkes kendi doğrusu içinde mi kalıyor. Sahadaki çaba ile merkezde kurulan söz aynı çizgide mi duruyor. Eğer arada fark varsa, sorun orada başlar. Çünkü siyaset yalnızca doğruyu söylemekle yürümez, o doğrunun herkes için aynı şekilde uygulanmasıyla yürür.

Kopuş bir anda olmaz. Yavaş yavaş olur. İlke ile tercih arasına mesafe girdiğinde olur. Herkes için geçerli olması gereken kural, duruma göre değişmeye başladığında olur. O zaman güven zayıflar. İnsan şunu sorar, bu gerçekten bir ilke mi, yoksa işine gelince değişen bir şey mi. Bu soruya açık cevap verilemediği anda, en güçlü geçmiş bile tek başına yetmez.

Bir de şu var. Seçimi kazanmak tek başına yeterli değildir. Kazanırken neyin kaybedildiğine bakmadan sadece sonuca odaklanılırsa, bir süre sonra elde tutulacak bir şey kalmaz. İlkeyi bırakarak kazanılan seçim, kazanç sayılır mı. Yön kaybolduktan sonra elde edilen güç neyi değiştirir. Bu sorulara dürüst cevap verilmeden siyaset sağlam bir zemine oturmaz.

Yapılması gereken karmaşık değil ama kolay da değil. Söylenenle yapılanın aynı çizgide durması gerekir. İlkenin zor zamanda da korunması gerekir. Verilen emeğin ortak bir yönü olması gerekir. Çünkü bu parti bir tarihi temsil etmekten öte, bir tercihi temsil eder. O tercih de hala geçerli. Bu ülke kim tarafından ve hangi kurallarla yönetilecek.

Eğer bu soruya verilen cevap bugün de aynıysa, sorun yoktur. Ama cevap bulanıklaşmışsa, orada durup yeniden bakmak gerekir. Geçmiş anlatmak kolaydır. Zor olan o geçmişin gereğini bugün yerine getirmektir. Bir parti, tarihiyle değil, o tarihin yükünü bugün nasıl taşıdığıyla ayakta kalır.

Kazandın diyelim…
Peki neyi kaybettin?

YAZARIN DİĞER YAZILARI