İşte Yenişafak’ın yayınlamadığı “Kaftancıoğlu” yazısının tamamı

Yeni Şafak'ta bir yazar daha sansür nedeniyle istifa etti. 20 yıldır köşe yazan Özlem Albayrak gazeteden ayrıldı

Yaklaşık 20 yıldır Yeni Şafak’ta köşe yazan Özlem Albayrak’ın, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen hapis cezasına ilişkin yazdığı son yazı gazete yönetimi tarafından yayımlanmadı.

Yazının sansürlenmesi üzerine Albayrak Yeni Şafak’tan istifa etti.

Ayrılığı kişisel Twitter hesabından duyuran Albayrak, “Dün gazeteye gönderdiğim ekteki yazı yayınlanmadı. Bu, gazetenin yayın politikası ve benim görüşlerimin çelişmesiyle başlayan sorunların son halkasıydı. Bu şartlarda devam etme imkanı kalmadığından yazılarıma son veriyor, Yeni Şafak’la yolumu ayırıyorum. Duyurulur” ifadelerini kullandı.

Albayrak, gazetenin yayımlamadığı yazıda “Sahiden de, 2012’de atılmış bir tweetin neden bugün dava konusu edildiğini açıklayabilecek bir hukuk ilkesi var mı, bilmiyorum” diye sormuş ve “Kaftancıoğlu hakkında verilen hüküm, hükümetin rövanşist ve intikamcı bir tavırla hareket ettiği görüntüsü oluşturdu, İstanbul konusunda hazımsızlık yaşandığı düşüncesine yol açtı ve yargının siyasallaşması konusu yeniden tartışmaya açıldı” ifadelerini kullanmıştı.

Gazete daha önce başka yazarlarla da yollarını ayırmıştı

Yeni Şafak son olarak Kemal Öztürk’ün yazdığı yazıyı yayımlamamış, Öztürk de gazeteyle yollarını ayırmıştı.

Geçtiğimiz yıllarda gazetenin yazarları Ali Bayramoğlu, Kürşat Bumin ve Aydın Ünal da gazeteden istifa etmişlerdi.

Sansürlenen yazının tamamı şöyle:

Canan Kaftancıoğlu kararı

Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle yargılanan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası verildi. Kaftancıoğlu bu ceza nedeniyle tutuklanmayacak, karar istinaf mahkemesine gidecek.

Yine de sözkonusu karar, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Zira, Kaftancıoğlu’nun ceza almasına neden olan tweetlerin ikisi 2016 yılında atılmış, biri 2014’te, diğeri ise 2012 yılında. Üstünden 7, 5 ve 3 yıl geçmiş sosyal medya paylaşımlarının, tam da İstanbul’un CHP’ye geçmesinin hemen ardından yargı konusu haline gelmesi ise doğal olarak akla başka sorular getirdi. Mesela, “Hükümet, İstanbul’u 25 yıl sonra kaybetmenin hıncını böyle mi alıyor?” Sahiden de, 2012’de atılmış bir tweetin neden bugün dava konusu edildiğini açıklayabilecek bir hukuk ilkesi var mı, bilmiyorum.

Manzara ise şu: Kaftancıoğlu hakkında verilen hüküm, hükümetin rövanşist ve intikamcı bir tavırla hareket ettiği görüntüsü oluşturdu, İstanbul konusunda hazımsızlık yaşandığı düşüncesine yol açtı ve yargının siyasallaşması konusu yeniden tartışmaya açıldı.

Onu bırakın, sosyal medya paylaşımlarının yargının konusu olma durumu çok su kaldırır bir mevzu, ülkemizde çok da tartışılıyor zaten bilindiği gibi. Zira, herşey çok konjonktürel. Sözgelimi Canan Kaftancıoğlu’nun 2016’da yaptığı “Kim şehit olmak istiyorsa gitsin olsun. Aptalca politikalar yüzünden ölen masum insanlara şehit diyerek ölümü kutsamaktan vazgeçin artık” şeklindeki paylaşım; “Analar Ağlamasın” sözüyle sloganlaştırılan, şehit olmanın değil barışarak hayat bulmanın kutsandığı Barış Süreci (2009-2013) döneminde atılmış olsa, dava konusu olmayacaktı muhtemelen. Nitekim geriye doğru bakıldığında, o dönemin olağanüstü konjonktürü uyarınca, bu yönde yapılmış yüzlerce paylaşımla karşılaşmak mümkün.

İkincisi, dava konusu olacak sosyal medya paylaşımlarının seçilimiyle ilgili ne bir kriter var ortada, ne kural, ne de ilke. Çok benzer ifadeler kullanan iki kişiden birinin yargılanıp yıllarca hapis cezası alırken, diğerinin almaması gibi örneklerle çok karşılaştık bu ülkede. Mesela Canan Kaftancıoğlu’nun Berkin Elvan’ın ölümü üzerine attığı “Devlet seri katildir” tweeti buna bir örnek. İlgili kurumlar, Gezi Süreci’nde ve sonrasında Berkin Elvan’ın ölümü üzerine yapılan devlet ve polis karşıtı paylaşımların tamamını yargı konusu hale getirecek olsaydı, Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının çoğunun şu an çoktan hapse tıkılmış olması gerekirdi. Oysa, içerikler şiddete teşvik etmedikçe ve terör propagandası yapmadıkça, sosyal medya paylaşımları temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilir. Adı, ifade özgürlüğüdür, eleştiri hakkıdır. Bu, demokratik bir devlet düzeninin olmazsa olmazıdır.

Yıllar önce başörtüsü mücadelesine katılmış, bu uğurda polisle devletle karşı karşıya gelmiş herkes, o dönem devlete yönelik ortak hissiyatı hatırlar. Çoğu başörtülü öğrenci, oturma eylemlerine müdahale eden polise karşı direnirken, devlete yönelik pek de iyi hisler beslemezdi, hatta zamanla “yasakçı kafa” sloganında somutlaşan ortak bir devlet eleştirisi hissiyatı oluştu diyebilirim; öyle ki başörtülü öğrenci evlerinde ve yurtlarında bu tür konuşmalara şahit olmak vakayı adiyedendi.

Muhafazakar sosyoloji, başörtülü kadınlara haksızca açılan davalar sonucu verilen cezalar, o dönem belediye başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın okuduğu bir şiir gerekçe gösterilerek hapis yatması ve benzeri örnekler nedeniyle hem tarafsız, bağımsız, ideolojilerden arınmış yargı; hem de insan hakları ve ifade özgürlüğü konusunda hassastı. Hukukun ve devlet organlarının, hatta medya başta olmak üzere sivil toplumun sacayaklarının, iktidarın toplumun bir kesimine karşı zor kullanma/baskı kurma aracı olarak işlev görmesine karşı yıllarca süren ortak bir mücadele verildi.

Meşruiyetini haklılığından alan bir mücadeleydi bu. Ve o haklılık, dindar-muhafazakar sosyolojiyi AK Parti şemsiyesi altında iktidara getirdi, yıllarca da iktidarda tuttu. Gelinen noktaya baktığında insan düşünüyor, bunca yıldır hiç yol kat edemedik mi?

Sözün özü, CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki karar, hem zamanlaması itibariyle haklı olarak manidar, hem de geçmişte atılmış tweetleri konu alması nedeniyle tartışmalı bulunan bir karardır. Kamuoyu vicdanının karardan tatmin olmaması, kamusal alanda ciddi bir tartışmanın başlaması da cabası. Doğrusu, Kaftancıoğlu’nun paylaşımlarına katılmayan, o paylaşımları yanlış bulan ve kınayanların bile karara itiraz etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü şiddeti öven ya da terörü destekleyen suç başka, eleştiri başkadır. Mahkemelerin görevi de, kınanası sözler söyleyen vatandaşları terbiye etmek değil, suç işleyeni cezalandırmaktır, nokta.

2 YORUM

  1. şayet kaftancıoğlu yargılanıp ceza verilmez ise ne olur?önüne gelen hakaret,sözel saldırı,ülke bütünlüğünü bozucu,toplumu birbirine düşürücü söz,yazı,video…vb yayınlar,millet de biribine girerse bunun sebebi de hükümet olur…abd,ab,israil…vb gibi kendini gelişmiş batı toplumu diye lanse eden ülkeler böyle durumlara asla müsaade etmez,anında kafasına yumruğu indirir…begenmeyenler o ülkeler gidip yaşasınlar…

    • Bu konuların yargıya gitmesi bile yanlış veya madem öyle bütün atılmış olan tweet’lerin araştırılıp , hepsinin yargıya götürülmesi lazım. Neden sadece bir şahıs ? Herkes kendi fikrini açıklayabilmeli. Dünyada sadece 1 tek din/ideoloji yok. Eğer fikirlerinden dolayı diğer insanların özgür alanlarına kısıtlama yapılıyor, tehditler yapılıyorsa orada suç aranmalı. Adil olmak = Herkese aynı mesafede durmak demektir. Ortalık bir sürü suç örgütü dolmuş, sokaklar cebinde bıçakla,silahla,motorla gezen tiplerle doldu taşıyor ve bizim emniyetin uğraştığı şeylere bak.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Madde madde Katar’ın Türkiye yatırımları

Önceki gün Katar Emiri'nin annesinin Kanal İstanbul projesi güzergahında satın aldığı arazi gözleri yeniden Katar'a çevirdi. CHP’li Gürsel Tekin “Katarlılar özel ve ayrıcalıklı uygulamalara...

Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na açtığı kesinleşen 21 davadan 18’i Kılıçdaroğlu lehine sonuçlandı

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na 2011 yılından sonra açtığı 36 farklı tazminat davasından 15’i devam ederken; kesinleşen 21 davadan 18’i Kılıçdaroğlu lehine sonuçlandı.

“Üç Fidan Sokağı” ismi AKP ve MHP’yi çılgına çevirdi!

İBB Meclisi’nin komisyonlarındaki AKP’liler, Ataşehir’deki bir yola ‘Üç Fidan Sokağı’ ismi verilmesini ‘uygun’ bulmayınca, CHP’lilerin ret oyu vermesine rağmen sokağa ‘3078/2 Sokağı’ ismi verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerekirse İncirlik’i de kapatırız

ATV ve A Haber ortak canlı yayınına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Kongresi'deki Ermeni Soykırımı kararına tepki göstererek, İncirlik Hava Üssü'nün ABD'nin kullanımına kapatılabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı strese sokan AKP anketi: Bahçeli ayağına pranga oldu

İktidar partisinin yaptırdığı kamuoyu araştırmalarında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a MHP seçmenindeki desteğin ciddi oranda düştüğü belirtildi.
210,472BeğenenlerBeğen
4,595TakipçilerTakip Et