Halkweb Haber Merkezi

Işıkçılar Cemaati’nin gazetesi Türkiye yazarı Süleyman Özışık Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “terörist” dedi.

CHP liderinin uğradığı linç girişimine ilişkin yaptığı açıklamaları hedef alan Özışık, Kılıçdaroğlu’na “Akli dengesini yitirmiş” diyerek hakaret etti.

Kılıçdaroğlu dün yaptığı açıklamada uğradığı saldırıya ilişkin  “Hayatımda iki kez polisin Akrep diye tanımladığı aracına bindim. İlki PKK’nın saldırısı. Akkuzulu köyünde de Akrep aracına bindim. Onların da PKK’dan hiçbir farkı yoktu. Bana saldıranlar aynı zamanda PKK’lı!” demişti.

Özışık bu açıklama için “Ankara’da şehit cenazesinde yediği yumruk Kemal Kılıçdaroğlu’nun akli dengesini bozmuş olmalı” dedi.

İŞTE O SKANDAL YAZI

Ankara’da şehit cenazesinde yediği yumruk Kemal Kılıçdaroğlu’nun akli dengesini bozmuş olmalı. Çünkü dün yaptığı açıklama, ancak akli dengesini kaybeden biri tarafından yapılabilirdi.
Adam, şehit cenazesinde kendisine saldıranların PKK’lı olduğunu söyledi iyi mi!

Şöyle bir cümle kurdu:

“Hayatımda iki kez polisin Akrep diye tanımladığı aracına bindim. İlki PKK’nın saldırısı. Akkuzulu köyünde de Akrep aracına bindim. Onların da PKK’dan hiçbir farkı yoktu. Bana saldıranlar aynı zamanda PKK’lı!”

Her şey aslına rücu eder demişler.

Saldırı sonrası belli bir süre yapıcı ve olumlu açıklamalar yapan Kılıçdaroğlu da böylece aslına rücu etmiş oldu.

Biz buna, üzüm üzüme baka baka kararır da diyebiliriz.

Kemal Kılıçdaroğlu seçim dönemlerinde Kandil’den gelen talimatlar doğrultusunda birlikte çalıştığı HDP’lilerle öyle bütünleşmiş, öyle canciğer olmuş ki artık onları terörist olarak görmüyor demek ki…

Baksanıza…

Şehit cenazesine katılan vatan evlatlarını ve dahi şehit yakınlarını terörist olarak görmeye başlamış. Gerçi biz bu benzetmenin bir versiyonunu 15 Temmuz sonrasında da görmüştük.
Kendi ülkesini bombalayan, kendi halkını tankların altına alarak lime lime eden darbeci FETÖ’cü teröristleri “Mehmetçik” diye andığına, darbeye direnenleri ise “Askerin kafasını kesen barbarlar” olarak tanımladığına şahit olmuştuk.

Komik olan, gözümüzün önünde cereyan eden şunca olaya rağmen hâlâ HDP ile ya da PKK ile bir ilişkilerinin olmadığını söylemesi…

Sezai Temelli’nin “Ekrem İmamoğlu da Mansur Yavaş da kazandıklarında bizim sayemizde kazandıklarını bilecekler ve bunun gereğini yerine getirecekler” sözü hâlâ kulaklarımızda çınlıyorken…

Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden yaptığı “Bağrınıza taş basın, gidin CHP’li adaylara oy verin” açıklaması henüz yazılı olarak karşımızda duruyorken…

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun daha iki üç gün önce BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Selahattin Demirtaş’ın açıklaması çok kıymetliydi. Bu açıklama sonrası bütün HDP’liler bizim adayımıza oy verdi” demesi hâlâ tazeliğini koruyorken…

CHP liderinin “Biz kimseyle iş birliği yapmadık. Bize iftira atılıyor ve haksızlık yapılıyor” demesi insanların aklıyla alay etmekten başka bir şey değil…

Yumruklu saldırı sonrası hepimiz atılan yumruğu kınadık. “Bu tür saldırıların Türkiye’ye bir faydası yok” dedik, saldırganların adalet önüne çıkarılması gerektiğini söyledik.

Ama bir dakika ya!

Bir dakika!

Geldiğimiz noktada, şehit yakınlarını PKK’lı alçak teröristlerle bir tutacak kadar şirazeden çıkanlara da haddini bildirmek gerek! Hiç kimse bu adiliği, bu alçaklığı yapamaz, yapmaya çalışsa dahi kimse buna izin vermez!

Sen; genel seçimlerde, baraj altında kalması yüzde yüz kesin olan PKK’nın şehirlerdeki temsilcilerini oy verme suretiyle barajın üstüne çıkarıp Meclis’e sokacaksın.

Sen; belediye seçimlerinde, yaklaşık 300 PKK’lıyı kendi partinin belediye meclis üyelikleri listesine yazacaksın. Seçimi kazandığınız belediyelerde onlara belediye başkan yardımcılığı veya belediyeye bağlı şirketlerini genel müdürlüğünü vereceğine dair protokol imzalayacaksın.

Yaptığın çalışmalarla CHP’yi âdeta “CHPKK” durumuna getireceksin.

Ama gelinen son noktada sen ve “Kan kardeşin” HDP suçsuz olacak. Bu durumu içine sindiremeyen, seni şehit cenazelerinde istemeyen şehit yakınları terörist olacak öyle mi?
Her şeye ama her şeye eyvallah ama şehit yakınlarına, şehidin acısıyla kavrulan bu ülkenin vatanperver insanlarına terörist benzetmesi yapmak!..

İşte orada duracaksın!

Ülkede yeni bir kutuplaşma yaşanmasın diye hepimiz yutkunup durduk ama şurası bir gerçek ki sen şehitleri düşündüğün için o cenaze törenine gitmedin!

Basbayağı provokasyon amacıyla gittin!

O gün, İstanbul’u kazandığını söyleyen senin belediye başkanın Maltepe’de yüz binlerin toplandığı bir miting yaptı. Başka zaman olsa, iki elin kanda da olsa gideceğin bu mitinge her nedense katılmama kararı aldın.

Ve ayrıca…

İlçe kaymakamı ve muhtar seni şehit cenazesine katılmaman için uyardı. Yetmedi, şehit yakınları “Bizim cenazemize gelme, seni istemiyoruz” dedi.

Şehit yakınları seni istemedi yahu ötesi var mı?

Ama sen, bu uyarılara rağmen, katilin olay mahalline dönmesi gibi kalkıp o cenazeye gittin ve oradaki insanları isyan noktasına getirdin.

Yaptıklarının karşılığını istemediğimiz, tasvip etmediğimiz bir saldırıyla almış oldun. Erdemli bir davranış gösterip “Oradaki şehit yakınlarının acısını anlıyorum. Bu olayı daha fazla büyütmeye gerek yok” diyeceğine hâlâ bu insanlara terörist diyorsan…

Ben de bu ülkenin tüm şehit yakınları adına sana diyorum ki…

Asıl terörist sensin!