İşçiler ne İstiyor, sendikacılar ne yapıyor?

Mehrali Yücedağ yazdı...

207,731BeğenenlerBeğen
7,865TakipçilerTakip Et

İşçiler,

Ücretli izin istiyor.

İşten atılmak istemiyor.

Gelir kaybı olmasın istiyor.

İşçi sağlığı ve iş güvencesi istiyor.

Kıdem, ihbar

tazminatları, senelik izin, fazla mesai gibi kazanılmış haklarının gasp edilmesini istemiyor.

Sendika üyesiyse, üyesi olduğu sendikanın haklarını savunmasını istiyor.

İnsanca yaşayacak bir ücret ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları istiyor.

İşçiler ölmek istemiyoruz diyor. Daha ötesi mi var?

İşçilerin bu haklı talepleri koronavirüs vakasıyla ortaya çıkmış talepler değildir. Sadece koronavirüs ile daha açık bir biçimde ortaya çıktı. Ve işçiler halklarının gasp edilme riski ile daha fazla karşı karşıyalar. Ancak sarı sendikacılar ve işçi sınıfından uzak olanlar bu talepleri koronaviruse bağlama eğilimindedirler.

Koronavirüs öncesini düşünün.

İşçiler, en haklı mazeretlerinden veya herhangi bir ekonomik yada farklı kriz durumunda ücretsiz izne yada senelik izne zorlanmıyor muydu? Zorlanıyordu.

Ve işveren istediği zaman istediği gibi işçiyi tazminatlı, tazminatsız işten atmıyor muydu? Evet.

Parababaları işçilerin ücretlerinde kesintiler yapmıyor muydu? Yapıyordu.

Milyonlarca işçi asgari ücretle kölelik koşullarında çalışmıyor muydu? Çalışıyordu.

İsyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ne kadar yerine getiriliyordu? Binlerce işçi iş cinayetleriyle katledilmedi mi? Evet.

Ve

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) geçti.

Zorunlu Arabuluculuk Yasası geçti.

Özel İstihdam Büroları Yasası geçti.

Sözde kadro veriyoruz diyerek yüzbinlerce taşeron işçinin kazanılmış hakları elinde alındı.

Emeklilik yaşı mezarda emekliliğe dönüştü.

Emeklilikte yaşa takılanların (EYT) sayısı milyonları buldu.

Peki sendikalar, tüm bu süreçlerde ne yaptı? Ne yapıyor?

Soruya cevap vermeden şu bilgiyi verelim.

Ülkemizde Ocak 2020 istatistiıgine göre sendikalaşma oranı % 14. Sendikaların üye sayısı ise 1 milyon 917 bin 893. Ancak bu işçilerin 700 bini toplu iş sözleşmesinde yaralanıyor. Ve bu işçilerin çok büyük oranının almış olduğu ücret asgari ücretin biraz üzerindedir.

Ve işçilerin çok büyük oranı, üyesi işçilere sahip çıkmayan, sendika yönetimi parababaları tarafından belirlenen veya satın alınan sendikalara üyedirler. Bu sendikalar, sarı sendikacılık yapmaktadır.

Bu nedenle sorunun cevabı çok açıktır.

Sarı sendika ve sendikacılar, hakları için direnen, mücadele eden işçileri görmezlikten geliyor. Hatta işçilerin kazanılmış hakları ellerinden alınırken parababalarının yanlarında yer alarak onların gücüne güç katıyorlar.

Şimdi, bu sendikacılar koronavirüsün faturasını işçilere çıkartan parababalarına karşı işçilerin haklarını savunabilirler talepleri için mücadele eder mi? Hayır.

Şu süreçte sarı sendikacılar ne yapıyor? Yaptıkları en iyi şeyi yapıyorlar. Konuşmak. Çünkü virüs tehlikesinden dolayı eyleme, mitinge, yürüyüşe çağırma olamayacağı için rahat konuşuyorlar. Yıllardır bekledikleri olanak ayaklarına geldi. Sarı sendikacılar egolarını tatmin etmek için göstermelik birşeyler yapıyor. Televizyonlara telefonla bağlanarak, gazatelere içi boş röportajlar veriyorlar, işçilerin taleplerini sıralıyorlar. Sosyal medyada, sendikalarının web sitelerine videolu görüntülerini atıyor, işçilerin taleplerini sıralarken işverenleri aklamayıda unutmuyorlar. İşçilerin hakkını arıyor algısı yaratmaktan öteye gitmiyorlar. Yani halkımızın ve işçi sınıfımızın gözüne kül serpiyorlar.

Yaşadığımız şu süreçte işçiler, koronavirüs ile çalışma hayatı arasına sıkışmış durumdadır. Bu nedenle koronavirüse yakalanmadan ve her koşulda en azında bir işte çalışıyor olarak evine dönebilen işçi, kendini şanslı saymaktadır. Ve çok az sayıda işçi, üyesi olduğu sendikaya güvenmekte ve sendikasından bir beklenti içerisindedir.

Buradan yola çıkarak net bir biçimde söyleyebiliriz ki;

Ülkemizde şuanda ve aslında her dönem en büyük sorun işçilerin örgütsüzlüğüdür.

Örgütsüzlük güvensizliği artırıyor. Güvensizlik işçileri örgütlülükten uzaklaştırıyor, yalnızlaştırıyor. Ve bundan dolayı sarı sendikacılar işçilere ihanette sınır tanımıyor. Bu nedenlede işçiler sendikalardan çok bir şey beklemiyor.

İşçilerin yalnızlaştırılmış olmasından, sarı sendikacılara mahkum edilmesinden elbette sol ortamımızın günahı çoktur. Bir çok sol grup İşçi Sınıfından uzaklaşmıştır. Ama şu da bir gerçektir ki sınıf mücadelesinde olmayan,kendine sol, sosyalist parti ve grupların yok olması kaçınılmazdır.

Onlar da bunu bildiği için sınıf mücadelesinde olan devrimcilere düşmanlık yapıyorlar. Sendikalizm batağında olmakla suçluyorlar. Sınıf sendikacılığını yok sayıyorlar. Adeta devrimcilerin, sendikalar ve işçilerle arasında ki bağı koparmak için elinden geleni yapıyorlar. Ama bir taraftanda yıllarca sendikal mücadeleyi yerden yere vuranlar, ömürlerini uzatmak için sarı sendikacılara koltuk değneği olmaktan da geri durmuyorlar.

Sözü şöyle bağlayalım. İşçilerin şu karantina günlerinde bir çok taleb ve sorunları var, biliyoruz.

Elbette koronavirüs karantina günleri gelip geçecek.

Bu süreçte işçiler, sarı sendikaların ve onlara koltuk değneği olanların gerçek yüzünü bir kez daha görecektir. Görmek yetmiyor. Sınıf sendikacılığının önemini kavramalı, sendikaların yönetiminde neden işçiler ve hatta devrimci işçilerin olmadığını sorgulamalıdırlar. Sorgulamaya başlarsa, işçilerin ancak o zaman girişte saydığımız talepleri yerine gelir. Ve işte o zaman sendikalar gerçek anlamda işçilerin olur.

Mehrali Yücedağ

loading...

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulanacak mı? İbrahim Kalın’dan açıklama

Gazeteci Candaş Tolga Işık, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'a hafta sonu sokağa çıkma yasağı ile ilgili belirsizliği sordu.

Mustafa Hoş: Gezi bu toprakların gördüğü en delikanlı direnişlerden biridir

Gazeteci Mustafa Hoş, gazeteci Atakan Sönmez'in gündeme dair sorularını yanıtladı. Gezi davasında yargılanan sanıkların hiç birinin yargılanmaması gerektiğinin altını çizen Mustafa Hoş, "Asıl hesap vermesi gerekenler o gencecik çocukları katledenlerdir" dedi.

Avusturya fena karıştı: Ataması olay olan “Büyükelçi Ozan Ceyhun Hıristiyanları aşağıladı” iddiası

Avusturya Büyükelçisi Ozan Ceyhun'un AKP destekli Ramazan toplantısında Hıristiyan ve Avusturya değerlerini rencide edici ifadelere yer verdiği iddiası Viyana'ya bir bomba gibi düştü. Açıklama için Uyum Bakanlığına davet edilen “eski solcu” Ceyhun, “Yanlış anlaşıldım” derken, konuşmanın videosunda yer alan ifadelerin kuşkuya yer bırakmadığı ileri sürüldü. 

CHP’li isim AKP’nin blöfünü gördü el yükseltti: Toplumu birleştiren partiyiz pilavdan dönenin kaşığı kırılsın deriz!

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Fatma Karaağaç'la Gündem Özel'in konuğu oldu. Erken seçim iddialarını değerlendiren CHP'li Karabat, iktidar temsilcilerinin de bu konuda kafa karışıklığı yaşadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un erken seçime ilişkin "Yeni sistemde erken seçim yoktur, ancak seçim yenilenir" sözlerini hatırlatan Karabat, "Kafaları gerçekten karışık neyi nasıl yapacaklarını da bilmiyorlar" dedi.

AKP’nin kalesi Esenler’de erken seçim istiyor musunuz sorusuna birbirinden ilginç yanıtlar!

Yurttaş TV Ak Parti'nin kalesi Esenler'de erken seçim hakkında yurttaşlara görüşünü sordu.
207,731BeğenenlerBeğen
7,865TakipçilerTakip Et