Cuma / 25 Eylül 2020

Hünkar Hacı Bektaşi Veli

Mehmet Özgür Ersan yazdı...

205,664BeğenenlerBeğen
8,586TakipçilerTakip Et

1209 Doğum Tarihi
1271 Hakka Yürüme Tarihi

Hacı Bektaş Veli soyunun Seyyid ve Türk olduğu konusu nettir. Hacim Sultan Menakibnamesinde aynı yüzyılda yaşamış olması sebebiyle geçen şu ifade çok önemlidir;

” Tanrı aziz sırrını kutlasın ve onu yarlıgasın
Sultan Hacı Bektaş Veli’nin soyu

Hacı Bektaş Veli, İbrahim el Sani oğludur. İbrahim Sani Musa i Sani oğludur. Musa, Ibrahim Mükerrem al Mucab oğludur. Mucab, Sultani Horasan Aliyy ibni Musa Rıza’nin ana ve baba bir küçük kardeşidir.

Muhammet Mustafa
Imam Ali Fatma Ana
Imam Hüseyin
Imam zeynel Abidin
Imam Muhammed Bakır
Imam Cafer Sadık
Imam Musa Kazım
Ibrahim Mükerrem el Mucab
Musa i Sani
Ibrahim el Sani
Seyyid Muhammed Hünkar Hacı Bektaş Veli (Baki Yaşa Altınok Alevi Ocakları s.4)

Kerameti Hünkar Hacı Bektaş Veli 17. Yüzyılda yazılan menakıbnamede ;

“Kutbül Evliya Hazreti Hünkar Hacı Bekdeş-i Veli Horasani gaddesallahü sırrıl aziz kim Musa Sani İbrahim Mucab oğludur. Anası Hatem Hatun’dur”.

Abbasi Devletine damat ve vezir en sonunda veliaht atanmak istenen İmam Ali Rıza zamanında Horasana göçler yaşanmış buraya gelip yerleşen Imam Ali Rızayı Imam Musa Kazım evlatlarının yalnız bırakmadığı Ehlibeyt ailesi Horasana gelip evlilik ile akrabalık ilişkileri geliştirmişler Alevi Ocaklari bu akrabalık ilişkilerinden doğmuştur.

Tus (Meşhed) geçmeden Nişabur da İmam Ali Rızanın kaldığı orada Musa Kazım evlatlarının Nişabur’da kaldığı belirgin Türk nüfusu ile akrabalık bağları kurduğu bilinmektedir.

Horasan Bölgesinde Imam Ali evlatları ile Horasan Türk kitlesi kaynaşmış çapraz evliler yaparak akrabalık bağlarını geliştirmiş bu kan bağı ile Türk Alevi Ocaklarının temeli atılmıştır. Bu diğer etnik yapılar için de geçerlidir. Horasanda yaşayan bir çok etnik yapı böylece Ehlibeyte akraba olmuştur. Zaten bu eski bir Arap geleneğidir. Böylece toplum kültürel olarak kaynaşmıştır.

Horasanın Alevi Ocaklarınca kutsal mekan olarak atıf edilmesi kökenlerinin buraya dayanmasının sırrı burada gizlidir.

Böylece Annesi Hatem Hatunun babası Hoca Ahmet Yesevinin Dergahında yetişen Hünkar Hacı Bektaşi Veli de Lokman Perendenin ve Amcası aynı zamanda Hoca Ahmet Yesevinin Damadı Kutbittin Haydarın öğrencisi olarakda kendisini hem Seyit hem de Türk olarak Velayetnamede kayıt edilmesi doğal bir durumdur.(Vilayetname Abdülbaki Gölpınarlı s.3)

Asıl adı Seyyid Muhammed lakabı Bektaş olarak kayıtlara geçmiştir.

” Sani Ibrahim Mucab oğludur. Anası dahi Hatem Hatun’dur. Hatem bir gice döşekten yaturken gördü ki kendide bir oğlan vücuda gelmiş. Oğlancığın yüzü nuru ayın on dördüne benzer. Oğlancık dile gelip didü Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah ve eşhedü enne Aliyyün Veliyyullah. Hatem dahi Sultan İbrahim Sani’yi haberledi. Pes oğlancığa Muhammed Bekdeş düştü ad virdiler.” ( Baki Yaşa Altınok Hacı Bektaş Veli Hakkında Yazılmış Bir Menakıbname s.4)

Hamza Aksüt Bayındır Boyundan Bektaşlu obasindan olduğu söylerken başka kaynaklar Çepni Boyundan olduğunu söylemektedir.

Hünkar yani hükümdar padişah sultan anlamına gelen sanı ise dergahın içinden dervişler için su çıkarması kerameti ile Lokman Perendenin verdiği bilinmektedir.(Vilayetname Abdülbaki Gölpınarlı s.6)

Hacı Bektaş Veli’nin Hünkar Ünvanını Alışı:

Bektaşi kaynakların da, Hacı Bektaş Veli için çok sık kullanılan, bir de Hünkar lakabı vardır. Hacı Bektaş Veli’ye Hünkar denilmesi de, yine bir söylenceye dayandırılmaktadır: Hocası Lokman Perende, bir gün Bektaş’a ders verirken, abdest almak için dışardan su getirmesini ister. Bunun üzerine Bektaş, “Hocam, bir nazar etseniz, mektebin içinden su çıksa da dışardan su getirmeye muhtaç olmasak.” cevabını verir. Lokman Perende ise “Buna gücüm yetmez, gücün yetiyorsa sen yap.” deyince, Bektaş, el kaldırıp dua eder. Bektaş elini yüzüne vurup secdeye kapandığında, mektebin ortasından bir pınar akmaya başlar. Hacı Bektaş’ın bu kerametini gören hocası Lokman Perende, sevinçle “Ya Hünkar!” demekten kendini alamaz. Bundan sonra da Hacı Bektaş Veli’ye, “Hünkar” da denilmeye başlanmıştır.( Hacı Bektaşi Veli Velayetnamesi çev.Abdülbaki Gölpınarlı)

Hace Hacı Hoca eski Farsça yani Tacikçe de bilgili ak sakallı bilge demektir. Üç lakapta Türkmen büyüklerine kullanılır. Ancak Lokman Perendeden sonra Hoca Ahmet Yesevinin Damadı( Ömer Yaşar Ocak’ın ifadesi) ya da Manevî oğlu (Ömer Lütfü Barkan’in ifadesi) Kutbittin Haydarın Dergahın başına geçmesiyle Dergah hızla Isnai Aseriye ( 12 Imamcı) çizgiye geçince Hacegan aldı bir topluluk Dergahtan ayrılıp Nakşibendiliği kuracakları Afganistana doğru gitmişler kalanlar Kutbittin Haydarın şeyhliğinde Haydari olmuşlar Hünkar Hacı Bektaşi Veli de Amcasının yanında yer alıp bir Haydari Dervişi olmuştur.

Hacı lakabını hocası Şeyh Lokman Perende hacca gittiğinde ona bir tepsi bişi pişittirip ona göz açıp kapatana kadar götürnesi üzerine Nişabur halkı Lokman Perendeye hac dönüşü hayırlı olsuna geldiğinde asıl Hacı Bektaş dir diyerek onun elini olun demesiyle kazanmıştır. Böylece adı Hünkar Hacı Bektaş el Horasani olmuştur. ( Abdülbaki Gölpınarlı s.6)

Kâbe gitmiştir ama Hacı unvanının alınması bilge bir kişi olarak gösterdiği keşfi keramet ile kazanılmıştır.

Hacı Bektaş Veli’nin Hacı Ünvanını Alışı:

Hacı Bektaş Veli’nin Hacı ünvanını almış olması, şu söylenceyle anlatılmaktadır: Hocası Lokman Perende hacca gider. Kâbe’yi tavâfdan sonra, Arafâta çıkar. Orada, yanındakilere “bugün arife günü, şimdi bizim Türkistan’da herkes ‘bişi’ pişirir.” der. Bu söz Hünkar’a malum olur. Lokman Perende’nin evinde de, gerçekten bişi pişirilmektedir. Hünkar, Lokman Perende’nin evine giderek, şeyhin hanımından, bir tepsiye bişi koyup kendisine verilmesini ister. Hünkar, tepsiye konulup, kendisine takdim edilen bişi’yi, göz yumup açıncaya kadar, Lokman Perende’ye götürüp sunar. Bundaki hikmeti anlayan Şeyh Lokman Perende, arkadaşları ile beraber bu “bişi” yi yerler. Hac dönemi bitip Hicaz’dan dönülünce, Nişabur halkı Lokman Perende’yi karşılamaya çıkar. “Haccın kabul olsun.” diyerek tebrik ederler. Lokman Perende, gelen halka Bektaş’ın kerametini anlattıktan sonra, “Esas hacı olan Bektaş’tır.” diyerek, onu tebrik eder. Bunun üzerine adı Hacı Bektaş olur.( Hacı Bektaşi Veli Velayetnamesi çev.Abdülbaki Gölpınarlı)

Horasandan Anadolu Geliş Sebebleri

Türklerin Nişabur’da bulunması gayet doğaldır Mevaraünnehir’den Horasana doğru akan Türkmenler Tuğrul Bey burayı alınca 1037 başkent ilan edilmiş nüfus artmıştı. Türkler Horasan dan Anadoluya geçişte Nişabur topraklarını geçiş bölgesi olarak görüyorlardı.

Nişabur sosyal ve kültürel olarak canlı bir yerdi. 1221 yılında Moğol işgaline kadar bu canlılık sürdü. Cengiz Han Nişabur kuşatmasında damadı Togacar in ölmesi üzerine öfkesiyle Nişabur’da taş üstünde taş bırakmadı. (Nihat Çetinkaya Kızılbaş Türkler s.206)

Hünkar Hacı Bektaşi Veli bu yıkımı görmüş. Horasan Piri Hoca Ahmet Yesevinin Damadı Moğollara esir oldu onu kurtarma görevini Hünkar Hacı Bektaşi Veli ‘ye verdi. Hünkar şahin donunda gidip onu kurtarması üzerine kendisine emanet edilen emanetleri Hünkar Hacı Bektaşi Veli ‘ye vermiştir.

Daha da sonra Hoca Ahmet Yesevinin diğer damadı Hacı Bektaş Veli Babası İbrahim Sani ise Belh hükümdarı iken Moğollarla şehit edilmesi üzerine de Horasan”dan Anadolu’ya gelmiştir.

Ahmet Eflaki onu Hacı Bektaş Horasani şeklinde anması Aşık Paşazade de onun Horasan’dan geldiğini kaybetmektedir.

Horasan ; Iran Afganistan Türkmenistan Özbekistan Tacikistan Kırgızistan içine alan bir bölgedir.

Horasan On iki İmamın sekizinci Imam Ali Rıza’nin da kabrinin olduğu Meşhed olmak üzere Nişabur Belh Merv Herat gibi önemli şehirlere sahiptir.

Anadoluya gelmeden önce Horasanda Nişabur atalarının doğumunun eğitiminin geçtiği bilinmektedir.

Hacı Bektaş Veli ‘nin doğduğu köyün adı Fuşencan Nişabur’un 10 km doğusunda bulunmaktadır.

Horasan’dan Anadoluya Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Yol Güzergahı

Hoca Ahmet Yesevi kendisine Peygamber ve Ehli Beytten kalan emanetleri onca halifesi istemiş olmasına rağmen vermedi sahibi gelecek dedi. Hoca Ahmet Yesevi Hacı Bektaş Veli’ye verdi. Erkana uygun Hunkar’i traş etti. Emanetleri verdi. İcazeti teslim etti. Bektaş dedi nasibini aldın seni Ruma saldık. Müjde olsun kutbul al aktablık senindir kırk yıl hüküm sür. Var seni Rum’ a saldık Sulucakarahöyüğü sana yurt verdik.
Rum Abdallarına seni baş yaptık dedi.

Hünkar Ruma gitmeden önce sılayı rahim yapıp atalarından izin almak için Dedesi Muhammed Mustafa’ yı ziyaret etmek yine dedesi İmam Ali’nin doğduğu Kabe’yi ziyaret etmek için yola çıktı.

Önce çöl geçti. İran ortasında bulunan Deşt-i Kebir Çölünü burada insanlara zarar veren iki aslanı taş etti.

Bu aslan heykelleri Zagros Dağları ile Hamedan ya da Luristan da bulunur. Buraya Kürdistan denilirdi.

Burada çok keramet gösterip bir manevî evlat bir halife edindi. Bu kavmi kendine bağladı. Bu kavime Hünkariler denilirdi. Bunların torunları şimdi Ehli Hak derler.

Kürdistan’dan sonra Hünkar Dedesi Imam Ali’nin türbesinin olduğu Necef kentine geldi burada erbain(kırk günlük inziva) çıkardı.

Necef’ten Dedesi İmam Ali’nin doğduğu Kabe’ye Beytullaha vardı. Burda bir erbain çıkardı.

Medine’de atalarının kabirlerinin bulunduğu Baki Kabristanında üç yıl kaldı.

Medine’den Kudüs’e Mescid-i Aksa’ya gitti. Kudüs’ten Hatay’a gitti. Burada çok kerametler gösterdi. Nusayri topluluğu denilirdi. Buradaki kavimden çok yarenler edindi.

Hatay’dan Kilis’e oradan Suriye Hama Mardinden Anadoluya girdi. Anadolu’da Elbistan Sivas Bozok ( Yozgat, Çorum) Amasya Kayseri Ürgüp Uçhisar Sulucakarahöyüğü ulaştı.(Vilayetname Haz. Abdülbaki Gölpınarlı s.16-17Hünkarın Aslanları Ahmet Küçükkalfa s.325-354Aşk Yolu Hoca Ahmet Yesevi ve Hikmetleri Namık Kemal Zeybek Aşık Paşazade Tarihi)

Horasan’dan Anadoluya gelmeden Necef Kerbela Mekke Kudüs uğrayan Antakya da konaklayan Hünkar Hacı Bektaşi Veli kısacası İran üzerinden başlayıp en sonunda Suriye Hama Mardin üzerinden Anadoluya gelmiştir.

Baba İlyas Horasan-i’ye inkisap ve Babai İsyanı

Seyyid Menteş adında kardeşi Abdal Musa amcasının oğlu 30 bin Çepni boyu ile gelmiştir.

Aşıkpaşazade’nin yazdıklarına göre Hacı Bektaşi Veli Babai Ayaklanmasına 1240 tarihinde katılmış bu tarihten önce gelmiş Anadoluya geldiğinde 31 yaşında olduğu doğumunun 1209 olduğu bilinmektedir.

Anadolunun o zaman ki Piri Baba Ilyas Horasani ile Ordu Mesudiye deki hangarında görüşmüştür.

Baba Ilyas Horasani halifesi olarak Hünkar Hacı Bektaşi Veli kardeşi Seyyid Menteş Ege Halifesi olarak atandı ve Kayseri üzerinden giderlerken bir pusuda Seyyid Menteş şehit oldu. Hünkar Hacı Bektaşi Veli ordan sağ kurtulup Kırşehir Sulucakarahöyüğe sığındı.

Ahi Şeyhlerinden Ede Bali Baba Ilyas Horasaninin Moğollarla işbirliği yapan Selçukluya karşı yaptığı vatan savunmasına katılmadı.

Hünkar Hacı Bektaşi Veli Anadolu da Baba Ilyas Horasani isyanı sonrası dağılan Ocakları Suluca Karahöyük te bir araya getirip onların Serçeşmesi oldu.

Hayatının sonuna kadar geri kalan yaşamını Suluca Karahöyük te geçirdi.

Idris Hoca ile Kutlu Melek kızı Fatma Nuriye ( Kadıncık Ana) ile evlendi.

Evlatları Mahmut Şadi Seyit Ali Sultan oldu.

Keşifleri kerametleri ve sırrı ile Ali evladı olarak hüccet sahibi yeşil el sahibi olduğunu Erenlere gösterip onları kendine halife etti.

Anadoluya Geldiğinde AAnadolu’nun Gözcüsü Karaca Ahmet Sultan ve Kadıncık Ana

Süzülüp güvercin donunda gelen
Doksan bin erlerin nasibin veren
Dan çeç üstünde namazın kılan
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Güvercin donunda çıkmış oturan
Eksik işin tamamını yetiren
Kara taşı hamur diye yuğuran
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Saat tutup kara taşı kaldıran
Mucizatın cümle yana bildiren
Çift öküzü bir kazana dolduran
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Gözlü pınarların çağlayıp akar
Seksen bin evliya delilin yakar
Doksan bin evliya gülbankın çeker
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Ağzının ataşı çıkar meşeden
Odalara geyik postu döşeden
Al’Osman oğluna kılıç kuşadan
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Kul Himmet Üstadım bir pîr nefesi
Cihana kâr eder ya onun sesi
Doksan bin erlerin Serçeşme başı
Hak der yalvarırım Hacı Bektaş’a

Hünkar Hacı Bektas Veli -Gözü Kızıl Ocağı Hacı Toğrul

Anadolu’ya Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin güvercin donunda Ruma gelmesi ve onu Rum Erenlerin karşılaması ve Hacı Toğrul’un şahin olarak güvercinin yolunu kesmesi

Sayıları elli yedi bin olan Rum ülkesi dervişlerinin (Rum erenlerinin), gözcü’leri Karaca Ahmed’dir. Hacı Bektaş’ın geldiğini duyan Rum dervişleri, Horasan’dan gelen sözcü’nün yolunu kesmek isterler. Bu düşünceyle, Rum ülkesine Irak’tan geçerek gelmiş bulunan Hacı Toğrul, bir doğan kılığında, güvercini avlamak üzere uçar. Fakat Hacı Bektaş, hemen insana dönüşüp doğan’ı yakalar. Kendisine; “Ben size güvercin donunda geldim. Eğer daha güçsüz bir kılık bulsaydım, ona bürünecektim. Sizse beni bir zalim görüntüsü ile karşıladınız.” diyen Hacı Bektaş’ın önünde, yenik Hacı Toğrul yere yüz sürer. Hacı Bektaş, Rum dervişlerine, onu gerisin geriye yollar. Hacı Bektaş bu gelenlere, “Horasan Erenlerindenim. Türkistan’dan geliyorum. Mürşidim Türkistan’ın doksan dokuz bin dervişinin Pir’idir. Soyum Muhammed-Ali’den gelir, nasibim Tanrıdan.” diye kendini tanıtır. Rum dervişleri, Karaca Ahmed’e dönerek, “Ahmet Yesevi bize bir dev göndermiş.” derler.

Guvercin Donunda gelen Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi Doğan donunda Hacı Toğrul karşılar Hünkar tekrar kendi donuna girer Hacı Toğrul boğazını sıkınca gözlerin yerinden oynar kızarır işte ondan Gözül Kızıl Sultan (Hacı Toğrul) dan dolayı bu ocağa Gözül Kızıl Ocağı olur.( Vilayetname Abdülbaki Gölpınarlı)

Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Seyit Mahmut Hayrani

Akşehir’i mekan tutan ve çevresinde 300 kadar dervişi bulunan Seyit Mahmut Hayrani kendisinden sonra Anadolu’ya gelerek Kırşehir yakinlarindaki suluca karahöyük’e yerleşen Hünkar Hacı Bektaşi Veli’yi dervişleri ile ziyarete gitmeye karar verir.

Dervişleri Hayrani’ye: “biz bu dağlardan gidemeyiz. dağin birinde çok heybetli bir aslan. diğerinde ise yılanlar geçit vermez. Biz dağlarin etrafini dolaşarak gidelim. Hayrani: “hayır dağlardan gideceğiz.” Hayrani ve dervişleri yola çıkarlar. aslanlı dağa geldiklerinde aslan heybetle kükreyerek hayrani’nin ayakları önüne uzanır. Hayrani aslanın sırtına biner.

Diğer dağa geldiklerinde yılanlar etraflarını sarar. Hayrani 3 yılanı eline alır. birini ayağına üzengi, birini aslanın ağzına dizgin, diğerini eline kırbaç eder. ve Hünkar Hacı Bektaş’a bu şekilde gider. Hayrani’nin ziyaretine geleceği Hünkar Hacı Bektâş Veli’ye ayan olur ve yanındakilere “minderimi at kayaya koyun, bugün bana bir er gelecek.” der, at kayanın üzerine oturur ve Seyit Mahmut Hayrani’yi bekler. Taşa emreder yürütür, Mahmut Hayrani aslandan iner, Hünkar Hacı Bektaş’a secde eder. Benimki canlı seninki canlı der.

Mahmut Hayrani’ye derki: “senin gözlerindeki ışığa hayran oldum.” der. ve hayrani lakabini takar.(Hünkar Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi Abdülbaki Gölpınarlı)

Rum Diyarı nasıl Anadolu İsmini Aldı

Hacı Bektaş Veli, suluca karaköyüğe ilk gelişinde yorgun ve açtır. Çeşme başında çamaşır yıkayan bacılar arasındaki İdris Hoca’nın kızi Kadıncık Ana(Fatma Nuriye) eve koşup, küp dibinde az kalmış olan yağdan bir ekmeğe sürerek getirir.

O da “Taşsun dökülmesun, artsın eksilmesun” diye dua ve teşekkür eder.

Anası, ‘yağ az kalmıştı’ diye, Kadıncık Ana’ya (Fatma Nuriye) çıkışmıştır.

Akşam yağ küpünün Ağzına kadar dolu olduğunu görürler. Kadıncık Ana (Fatma Nuriye)şaşırarak anasına seslenir: ‘Ana..dolu, Ana dolu…’ diye”

Kadıncık Ana’nın Anası Kutlu Melek kocasi İdris Hoca’ya anlatır durumu. Hünkar ‘ın evlerine davet etmeye varırlar. Hünkar Kizilca Halvette Erbain çıkarmaktadır. *Bektaşi Alevilik Doç. Dr. Bedri Noyan)

Hünkar Hacı Bektaşi Veli Serçeşme Ünvanını Alması

Serçeşme unvanını ise Hoca Ahmet Yesevi nin Imam Ali Rızanın kendisine emanet ettigi Aba hırka taç biat deynegi ve Muhammed Mustafa dan kalan Sancak Türkistan Piri Hoca Ahmet Yesevi’den doksan bin halifesi istediği halde vermemiş sahibi gelir deyi Hünkar Hacı Bektaşi Velinin gelmesini işaret etmiştir.

Ilk defa 17 yüzyılda yazilan Kolu Açık Hacim Sultan velayetnamesinde Hünkar Hacı Bektaşi Veli için Serçeşme ifadesi yazılı olarak geçmiştir;

” Pes Hz.Hünkar ol kutbi cihan evliya SERÇEŞME i Hacı Bekdeş Veli Horasani sırrul azizin burada Vilayetnamesi son kim tamam oldı.” ( Tufan Gündüz s.71-9

Baba İlyas’ın halifelerinden Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli nasıl oldu da Anadolu ve Balkanlar’daki babaların/abdalların en ulusu, piri durumuna geldi. Bu konu üzerinde durmak gerekir. Alevilerin büyük ozanı Pir Sultan, Hacı Bektaş’a bir nefesinde şöyle sesleniyor.

Sensin bizim zahir batın ulumuz
Aman medet mürvet Pir Hacı Bektaş
Her zaman sana çıkar yolumuz
Ali’sin bir adın var Hacı Bektaş.

Eflaki’nin verdiği bilgiler ve Vilayetname’deki bilgiler onun hetorodoks bir Türkmen şeyhi olduğunu açıkça ortaya koymak tadır. Eldeki sınırlı kaynaklardan anlaşıldığına göre bir Haydari şeyhi olan Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu’ya göç eden Türkmen aşiretlerinin başında bulunan ve bu aşiretlerin hem dinsel hem de siyasal önderi olan hetorodoks Türkmen babaları’ndan biri idi. Son araştırmalara göre Bektaşlu Oymağı’nın lideriydi ve Babai ayaklanmasının bastırılması sonrası Sulucakarahöyük civarında hetorodoks nitelikli bir İslam propagandası yürütmek teydi. Menkabevi niteliğine rağmen, çok önemli tarihsel bilgiler de içeren Vilayetname’ye göre Hacı Bektaş-i Veli Hırıstiyanlara ve Şamanist Moğollara yönelik İslam propagandası yürütüyor ve halifelerini Anadolu’nun her tarafına gönderiyordu. Yaşadığı sırada fiilen Bektaşilik tarikatını kurmamış bulunan Hacı Bektaş-i Veli, ölümünden sonra halifelerinden, özellikle Abdal Musa ve müridi Kaygusuz Abdal’ın faaliyetleri sonucunda bütün Anadolu ve Balkanlarda hetorodoks Türkmen babalarının/abdallarının en ulusu durumuna geldi.
Böylece Hacı Bektaş-i Veli, Baba İlyas’ın ününü gölgede bıra kacak bir duruma geldi. Artık XV. yy. sonrasına gelindiğinde Rum Abdalları arasında Hacı Bektaş kültü hakim durumdaydı. Hacı Bektaş atrık hepsinin piriydi. Anadolu’daki bütün abdalla rın, gazilerin ve dedelerin serçeşmesi Hünkar Hacı Bektaş-i Veli idi. (Alevi Ocakları Prof.Ali Yaman Hıdır Abdal Sultan Ocağından)

Horasan Erenlerine nişan gösterip onları kendine bağlayıp Rum Erenlerine tevella telkin edip ve tarikat erkanıyla başlıklarını tekbirleyip onları birleştirip onların Serçeşmesi olmuştur. (Abdülbaki Gölpınarlı s.20)

Daha kendi zamanında ünlü ve şöhretli biri idi sonradan ün kazanmadı. Döneminin kutbul evliyası idi.

Müritleri vardı. Kendisine bağlı Eren Evliya ve Şeyh mertebesinde müritleri vardı.

Şeriat ibadetlerini önemser ancak riyadan uzak yapılmasını tavsiye eder kendisi daha çok gönül temizliğine önem verip tarikat erkanına uygun ibadet ederdi.

Hoca Ahmet Yesevi’den aldığı emanetlerini Kadıncık Ana ve Abdal Musa Sultana bıraktı.

Daha sonra oğlu Seyyid Ali Sultanın Tekkenin başına geçmesini vasiyet etti.

1295 yılından önce Hakka yürüdüğü vakıf kayıtlarından bilinmektedir.

Kadıncık Ana tarafından mezarının Hakka yürümesinden kısa bir süre sonra yaptırmıştır.

Osmanoğulları ile görüşmemiş onun Hakka yürümesinden sonra Bursa fethine katılan Abdal Musa Sultan Orhan Beyle görüşüp Yeniçeri Ocağını kurmuş.
Yeniçerilerin başındaki Elif Tacı Abdal giydirmiş.

1306 yılından itibaren Suluca Kara Höyük nahiyesinin Hacı Bektaş Nahiyesi adı ile anılmasıyla daha net aanlaşılmaktadır.

1480 li yıllardaki kayıtlarda tarikatın Bektaşi Tarikatı adıyla anıldığı Hacı Bektaş Veli evlatlarından Resul Çelebi oğlu Mahmut Çelebi tarikatın başında bulunduğu kayıtlarda bulunmaktadır

Farklı tarikatlardan birçok kişinin Bektaşi tarikatına inkisap ettiği kayıtlar bulunmaktadır.

Hünkar Hacı Bektaşi Veli ‘ye bağlı çok sayıda mürit ve muhip bulunduğu kendisine verilen vakıf ve yurtluk kayıtlarında görülmektedir.

Aşk ile

Mehmet Özgür Ersan Dede Yesari Abdal Çelebi

Kaynak:

1) Ahmet Eflaki Ariflerin Menkıbeleri s.450
2)Abdurrahman Güzel Hacı Bektaş Veli El Kitabı s.27-34
3)Mürsel Öztürk Hacı Bektaş Zamanında Horasan’da Kültürel Hayat s.110-146
4)Baki Yaşar Altınok Hacı Bektaş Veli Hakkında Yazılmış Bir Menakıbname ve Bu Menakıbnamede Belirtilen Anadolu daki Alevi Ocaklari s.4
5) Tufan Gündüz Hacı Bektaş Veli ‘nin yol Arkadaşı Kolu Açık Hacim Sultan Velayetnamesi .
6) Hünkar Hacı Bektaşi Veli Velayetnamesi Haz.Abdulbaki Gölpınarlı

Serbest Kürsü

Devrim kurumundan karşı devrimci odak olmaya Diyanet!

Mithat Çelik yazdı...

Merkez Bankası faizi yükselttiği halde niçin sonuç alamıyor?

Mahfi Eğilmez yazdı..

Türkiye solu neden işçilerle bağ kuramıyor?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Ne olacak şimdi?

Mehrali Yücedağ yazdı...

Gündem

Erkan Mumcu’dan Erdoğan’a ve AKP’ye sert yanıt

Erkan Mumcu, "Benimle bu konular hakkında Türkçesi düzgün, üst üste 3 cümle kurma yetkinliğinde bulunmayan insanların hangi makamda oldukları beni hiç kıskandırmıyor." ifadelerini kullandı.

Gözaltı haberleri sonrası Tanrıkulu’ndan tepki : ” Saraya düğün hediyesi”

Bu sabah yapılan gözaltılar Saray’a düğün hediyesidir

Ahmet Hakan : Kılıçdaroğlu hasımlarını güldürüyor, dostlarını ise çıldırtıyor…

Böyle bir ortamda dostlarını çıldırtıp hasımlarını güldüren bir ana muhalefet lideriyle uğraşmamak... İktidara yapılabilecek en büyük kıyaktır.

Bakanlık, İstanbul Büyükşehir’de yetki tespitini yandaş Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş’e verdi

Belediye-İş Başkanı Nihat Yurdakul, “Bunun adı emek hırsızlığıdır” dedi. Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Belediye-İş’e gitti, görüş alışverişinde bulunuldu.

RTÜK’ten Fox TV’nin dizisine o inceleme

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), FOX TV'de yayınlanan "Kimsesizler" adlı diziyle alakalı inceleme başlatıldığını duyurdu.