Cumartesi / 27 Şubat 2021

Hukuka son çiviyi de çaktılar

202,522BeğenenlerBeğen
8,644TakipçilerTakip Et

Devlet mekanizmasını ele geçiren bir avuç Ortaçağcı; artık ne Anayasa ne yasa tanıyor.

Ülkemizde şu anda hukuka uygun davranmak değil, keyfilik ve fiili durum hakimdir.

Şeytanın bile aklına gelmeyen yöntemlerle; liyakatsiz yandaşlarını bürokrasinin tüm kademelerine ve yüksek yargıya doldurmaktalar.

Yakın geçmişte İl ve İlçe örgütlerinden görev almış avukatlara hâkim-savcı cübbesi giydirdiler.

Bu insanları iki aylık bir hızlandırılmış kursla kürsülere çıkardılar.

Ama şu anda kürsülerde; mütalaa yazdıramayan savcılarla, ihtiyati haciz kararı için duruşma açan yargıçlarla karşılaşıyoruz.

Yargıda bundan başka daha ne Aziz Nesin’lik hikayeler var ki, onlara girmeyelim…

AKP’giller Anayasa ve yasaları şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemlerle dolanmakta.

Son hareketleri; İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ı yıldırım hızıyla Anayasa Mahkemesi Üyeliğine atamaları oldu.

27 Kasım 2020’de Yargıtay üyeliğine atadıkları Fidan; 11 Aralık 2020’de mazbatasını almıştır.

AYM’ye Yargıtay kontenjanından seçilecek üyeler için 01 Aralık 2020’da Yargıtay’da seçimler yapılması gerekirken bu seçimler Covid-19 bahanesiyle 17 Aralık’a ertelendi.

Oysa 17 Aralık’daki Covid vakaları ve ölümler iki katına çıkmıştı.

Ama bunların dertleri salgın değil ki…

Covid’i keyfiliklerine gerekçe yapıyorlar.

Yargıtay’da altı günlük görevi olan ve tek bir dosya bile incelemeyen, tek bir kararda imzası olmayan bu kişi AYM üyeliğine aday oluyor ve Yargıtay üyelerinin 107’si yüzünü bile görmedikleri bu kişiye oy verebiliyorlar.

Şimdi buna seçim mi denir?

Siz kimi kandırıyorsunuz?

Bu yöntem; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mühürsüz 2,5 milyon oyu geçerli sayan Yüksek Seçim Kurulu kararı ile aynıdır.

Başka bir açıdan, ÖSYM sorularını çalarak Emek Hırsızlığı yapan Fetocuların yöntemiyle aynıdır.

Böylece İrfan Fidan’ı İstanbul Savcılığından Yargıtay’a atandıktan altı gün sonra yıldırım hızıyla AYM üyeliğine seçtirmekle hukuka ve yargıya bir büyük darbe daha vurdular.

AKP’giller bunu yapıyor tamam da Yargıtay üyeliğine kadar gelen bu sözde yüksek yargıçlara ne demeli?

Onlar da siyasi ilişkilerle o koltuklara atandıklarından bağımsız bir irade gösteremezler tabii.

Kapalı oylamada boş oy vermek gibi bir seçenek var.

Ama bu seçeneği kullanmak da ayrı bir cesaret ister. Bu cesareti gösterebilmek için de bileğinin hakkıyla oralara gelmek gerekir.

Yukarıda söyledik, bu yöntem; Feto yönteminin aynısı.

Geçmişte de (2010’da) Alparslan Altan; benzer bir hinlikle AYM üyeliğine getirilmiştir.

Altan’ın AYM raportörlüğü (yasaya göre) AYM üyeliğine seçilmesine engeldi. Bu engeli aşmak için de Ulaştırma Bakanlığı’na; Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım’ın imzalarıyla, “üçlü kararname” ile “Denizcilik Müsteşar Yardımcısı” olarak atanmıştı.

Burada sadece 30 gün “görev” yaptıktan sonra zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 29 Mart 2010 tarihinde “üst düzey yönetici” kontenjanından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmıştı.

İşin ironik yanı ise bu üye 15 Temmuz sonrasında “Fetö” üyeliğinden tutuklandı ve 11 yıl 3 ay ceza aldı.

Gördüğümüz gibi Fetocular da AKP’giller de yargıyı ele geçirmek için hep aynı yöntemleri kullanıyorlar.

Yok aslında bunların birbirlerinden farkı.

Öyle ki; su anda gerek AYM gerekse Danıştay’da hukukçu olmayan üyeler çoğunluğu sağlamış durumda.

Gel de bu yapıdan hukuka uygun karar bekle…

Şahsen ben beklemem…

Ama Tayyip; AYM kararlarına saygı duymuyorum, uymuyorum demez artık.

Evet, hukuki ve fiili zulmü artırıyorlar.

Zulmü artırdıkça da keyfiliğin dibine vurmaya başladılar.

Ama böyle gitmez. Gitmeyecek…

Ne diyordu İnce Memed; zulmün artsın. artsın ki tez zeval bulasın…

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları